• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/Eglenceli_Tarih









Anket
eglencelitarih.com'u arkadaşlarınıza da önerir misiniz?
Sarıkamış Facihası
(-Sarıkamış Altınbulak/ Sovanlıyı biz ne bilek!)

Tam 90 bin şehit…
Toplam on bir günde…
Başkomutan vekili Enver Paşa…
Yanında yardımcısı Alman Bronzart Paşa…
Sarıkamış’tan ta Batum’a kadar, Türk toprakları Rus işgali altında… Ve işgal 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’na kadar iniyor.
Almanya’nın yanındayız ya!
Askeri eğitimlerini Almanya’da alan Enver Paşa gibi genç subayların, kanı damarında durmuyor: Ruslar’ı yurt topraklarından atacağız! Ta Buhara’ya kadar gideceğiz gerekirse… Ve buna o denli inandırmış ki kendini; yalnızca bir tümen askerle amcası Halil Paşa’yı Sivas’a kadar; sonra da karayoluyla ta İran’a gönderiyor. Kendisi Sarıkamış üzerinden Rus Ordusu’na vurunca; onu arkadan çeviren bu tümen, Ruslar’ı çevirecek güya… Düşünce şu: Bölgeye bir tümenle giden Halil Paşa, bütün o yöredeki Türk dünyasını Ruslar’a karşı ayaklandıracak…
Tam üç tane kolordumuz var Sarıkamış’a yürüyecek. Biri Erzurumda, ikincisi Elazığ’da, üçüncüsü Sivas’ta… Üçüncü Orduya bağlı 9., 10., ve 11. Kolordular… 10. Kolordu’nun komutanı Hafız Hakkı… O aralar albay, sonradan paşa olacak… Ve bu planın ne kadar önemli olduğuna Enver Paşa’yı inandırmış… Asıl güç, 10. Kolordu… Öteki iki kolordu kuzey ve güneyden harekete geçtiğinde O, Allahuekber Dağları’nı aşacak ve hiç beklemediği bir noktadan Ruslar’ı vuracak.
Gel gör ki, hazırlık tam değil. Erzak kıt. Eğitim tam değil… Anadolu’nun yoksulu aileler, kınalı koçlar gibi yollamış çocuklarını yurt, bayrak, namus diyerek… 
Ve Kolordu 22 Aralık 1914 günü harekete geçer. Üzerlerindeki elbiseler yaz aylarında giyilen türden. Almanlar üç gemi gıda ve elbise göndermişler güya, ama üç gemiyi de Karadeniz’de Ruslar batırmış… Yardım yok… Gıda yalnız bir parça ekmek ve birkaç tane zeytin… Kar, kış, kıyamet… Yer yer kar, iki metrenin üzerinde. Ve Mehmetçik, gündüz demiyor, gece demiyor; beyaz bir ölümün üzerine gider gibi Allahuekber Dağları’na doğru tırmanıyor… Ve zirveye yaklaştıkça; yorgunluktan, soğuktan askerin önce ayak parmaklarında başlıyor uyuşma… Sonra hissizlik, bacaklarına doğru yürüyor… Bir uyku hali çöküyor ve kıvrılıp yatıveriyor bembeyaz ölümün üzerine… Ve gece yarısı dağların zirvesinde donmak üzere olan insan çığlıkları geliyor… Beyaz ölüm; kar tanesini kurşun yapmış, Mehmetçiğin üzerine serpiştiriyor. Ve Enver Paşa gibi düşçü bir kişinin ve Hafız Hakkı gibi olayın önemini kavrayamayan iradesiz bir subayın sürekli ara ara kendilerini karşılayan Rus hatlarına karşı hücum emirleri geliyor. Lakin Rus kurnaz… Çok direnmiyor; az bir oyalama muharebesi; sonra geri çekiliyor. Gıdası tam. Giyim kuşamı zor kış koşullarına göre… Cephane sıkıntısı yok… Ve onların karşısında, sanki çıplak bedenleriyle Mehmetçik, sırtında buz kütleleriyle hücuma kalkıyor… Ölüyor, ölüyor, ölüyor… Kimisi arkadaşının bedenine sarılmış; azıcık ısınırım diye, öylece koyun koyuna şehit oluyor. Ve yürüdükçe azıcık bedeni terlese, ter buz kalıpları olarak dönüyor vücuduna ve sımsıkı sarıyor kaslarını…
Ve tam 90 bin Anadolu çocuğu buz kalıpları içinde, anasını, babasını, yavuklusunu düşleyerek ölümün pençesine bırakıyor kendini…
Tam 90 bin kişi…
Ve Atatürk’ün bir sözünü anımsayalım:
“Tam hazırlık yapmadan yapılan bir taarruz, bir felaket olarak size döner!”
Evet, aynen böyle…
Tam 90 bin şehit…
Ve kalan birkaç bin kişi Sarıkamış’a ulaştığında, küçük bir muharebeden sonra, hiç zorlanmadan teslim alıyor Rus askerleri geriye kalanları…
Bu bir facia mı?
Evet…
Aymazlık var mı?
Elbette…
Mehmetçik, yurdu için seve seve ölüme gider.
Ancak düşüncesizce Mehmetçiğin bedeni üzerinden yapılan yanlışlar; işte bize Sarıkamış Felaketi olarak döner…
Bu olaydan sonra yüreğine ateş düşmüş Anadolu kadınları; dağlarda buz yığınlarına teslim ettikleri çocukları için ağıtlar düzmektedir:

Sarıkamış üstünde kar
Kar altında Mehmedim yatar
Gülüm donmuş kara dönmüş
Gören sanmış yârini sarar

Kimi Yemen kimi Harput
Üzerinde ince çaput
Avut yiğit gönlün avut
Yar sarmazsa Mevlam sarar 

Prof. Dr. Kemal ARI , 22.12.2013. 9 Eylül Üniversitesi


Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
2118 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın