• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/Eglenceli_Tarih









Anket
eglencelitarih.com'u arkadaşlarınıza da önerir misiniz?
Onu Ölümünde Yalnız Bırakmayan Alman Mimar
Prof. Dr. Kemal Arı

ATATÜRK, SON YOLCULUĞUNA BÖYLE UĞURLANDI...

(- Onu Ölümünde Yalnız Bırakmayan Alman Mimar...)

Hep İstanbul boyutunu biliriz...
Oysa, Atatürk için en görkemli cenaze töreni, 21 Kasım günü Ankara’da yapıldı.
Ankara valisi Yahya Bey’di...
İsmet Paşa Ankara’da bulunuyordu...
Başbakan Celal Bayar apar topar İstanbul’a gitmiş, Gazi’nin cenaze törenleri ile ilgilenmekteydi.
Dört bir yandan gelen yabancı devlet adamları, büyük öndere karşı son görevlerini yapmak için İstanbul’a doluşmuşlardı. Yurt dışından onları taşıyan gemilerin Türk Limanlarına yanaşmalarına ve üniformalı olarak kendi personelini indirmelerine izin veren bir kararname yayınlanmış; yine yabancı konuklar için ilgilenmek üzere devlet görevlileri devreye gitmişti...
İsmet Paşa’nın hızla cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra, Ankara’da da hummalı bir çalışma başlamıştı. Ankara’dakilerin kulakları ve yürekleri İstanbul’da; o günün dar olanakları içinde olan bitenden haberdar olmaya çalışıyorlardı.
İstanbul’da coşkulu bir uğurlama töreni yapılıyordu. Halk, büyük bir coşkuyla Büyük Ata’larına karşı son görevlerini yapıyor; yaslı insanlar sabahlara kadar Beşiktaş sırtlarında, Dolmabahçe’ye bakan yamaçlarda bekleşiyorlardı. Atatürk’ün naaşı önünden günlerce saygı geçişi yapılmış; ardından Beşiktaş’tan Sirkeci’ye kadar bir top arabasının üzerinde tabutu taşınmış ve bir motorla Türkiye’nin en büyük savaş gemisi olan Yavuz’a bindirilmişti. Sonra da Yavuz, İzmit’e gitmiş ve oradan Atatürk’ün naaşı özel bir trene konularak Ankara’ya doğru yola çıkmıştı.
Ankara Valisi Yahya Bey’di... O’nun aracılığıyla, o günlerde İstanbul’da olan ünlü Alman Mimar Bruno Taut’a bir haber gönderilmişti. Atatürk için 21 Kasım günü Ankara’da bir tören yapılacaktı. Tören yeri olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Sayıştay’a bakan köşesi seçilmişti. Atatürk’ün naaşı devlet ricalinin, yabancı konukların ve halkın ziyaretine açılacağından; Taut’tan, o gün orada bir takt yapması istenmekteydi. Geçici olarak tabut bu takta konulacak; tören bitince de oradan alınıp, geçici kabir yeri olarak Etnografya Müzesi’ne defnedilecekti. 
Bruno Taut, dönemin en ünlü mimarlarından biriydi. Ancak hastaydı. O günlerde, Ankara’nın en muhteşem yapılarından biri olan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin inşaatıyla da ilgileniyordu. İstanbul’da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde de ders verdiği için; İstanbul ile Ankara arasında mekik dokuyup duruyordu. Atatürk’ün ölümüne son derece üzülmüş olan bu Alman mimara, bu iş için para da teklif edilmişti. Ancak O, bu para önerisine şiddetle karşı çıktı: 
“Bana yazılacak bir teşekkür mektubu yapacağım iş karşılığında alacağım en büyük mükâfattır. Para alamam” dedi.
Ardından da hummalı bir çalışmaya başladı. Kağıtlar üzerinde nasıl bir takt yapılacağını tasarladı. Beş gün İstanbul’da bu iş için uğraştıktan sonra, artık taktın çizimleri dolayısıyla da özellikleri ortaya çıkmıştı. Çizimlerini aldı, trene atladı, doğru Ankara’nın yolunu tuttu. Ankara Valisi Yahya Bey’in karşısına çıktı. Kendisine Ankara’nın sayılı otellerinden birinin yan yana beş odası ayrılmıştı. Odalar arasında kapılar bulunduğu için, bu kapılar açıldı ve bu beş oda birleştirilerek büyük bir çalışma odasına dönüştürüldü. Hızla gereken malzemeler alındı. Ve O, yardımcılarının ve çalışan öteki işçi ve ustaların başında; hızla taktı yapmaya başladı. Önde yedi metre uzunluğunda iki sütun; sütunların üzerinde bir elin kavradığı iki büyük meşale... Sütunlardan aşağı doğru inen defne yaprakları ve yine öndeki sütunlardan arkada beş metre uzunluğundaki öteki iki sütuna doğru uzayan dev bir Türk bayrağı.... Bayrağın çevresinde yine defnelerle düzenlenmiş motifler ve hem eski Anadolu uygarlıklarını hem de Türklerin yedi bin yıllık tarihini birleştiren öteki motifler...
Ve Atatürk’ün naaşı Ankara’ya geldi. Başta Cumhurbaşkanı İsmet Paşa olmak üzere kalabalık bir kurul, Atatürk’ün naaşını karşıladı. Bir top arabasına konulan tabut; Bruno Taut’un yaptığı takta yerleştirildi.
Devlet Konukevi’nin arkasına doğru uzanan düzlük, Atatürk’e saygılarını göstermek için dört bir yandan Ankara’ya doğru hareket etmiş yurttaşlara ayrılmıştı. İstanbul’da 11 kişi törenlerdeki izdihamda ezildiği için, benzer bir felaket Ankara’da olsun istenmiyordu. 
Bu arada Halkevleri aracılığıyla Türkiye’nin her bir yerinde Atatürk’e taziye duygularını belirten törenler yapılmaktaydı. Halk; kentlerde, ilçelerde, kasabalarda, hatta köylerde yoğun biçimde Atatürk’ün anısına toplantılar yaptı. Samimi duyguların belirtildiği konuşmalar ve diğer anma etkinlikleri derin bir saygıyla gerçekleştirildi. Ülkenin her yanında barlar, pavyonlar; kahveler, sinemalar, tiyatrolar ve benzeri eğlence yerleri bir gün süreyle kapatıldı. Her yerde bayraklar yarıya indirildi. Atatürk Heykeli’nin bulunduğu yerlerde, heykelin ya da büstün başında, bulunmayan yerlerde ise, geniş bir meydanda masalar üzerine konulan Atatürk fotoğraflarının karşısında törenler düzenlendi. Halkevlerinden yetişmiş kişiler ya da özellikle köylerde köy ihtiyar heyetinden insanlar konuşmalar yaparak, Atatürk için son görevlerini yerine getirmenin erdemi içerisindeydiler. 
Ve o günün sonunda; her yerde altı adet meşale yakılarak, Atatürk’e karşı saygı gösterileri devam etti. 21 Kasım 1938 günü Ankara’da yapılan törende ise; Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, milletvekilleri, yabancı devlet adamları ve diplomatik temsilciler, komutanlar Atatürk’ün naaşının başında geçiş yaptılar... Bir gün boyunca Atatürk’ün naşı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bahçesinde bu saygı geçişleri için halka açık tutuldu...
Ya Bruno Taut?
O bu hummalı çalışmanın sonucunda yorulmuştu. Ankara Valisi kendisini makamına çağırdı. Masasının çekmecesini açtı ve bir zarfı çıkartarak Taut’a uzattı. Taut, anlamadan zarfı açtı ve içinde bir deste para gördü. Sanki bir suç işliyormuş gibi apar topar elindeki para zarfını geri iterek; şu sözleri mırıldandı:
“Ben bu parayı alamam... Benim için en büyük onur, çağımızın en büyük adamına son bir görev yapmamdır. Beni bağışlayın...”
Ve Taut, Atatürk’ün ölümünden sonra ağır biçimde hastalandı. Ve Atatürk’ün ölümünden yaklaşık kırk gün sonra, İstanbul’da, onun ardı sıra sessiz sedasız yaşama veda etti. O; Atatürk gibi büyük bir dehayı ölüm sonrasındaki yolculuğunda dahi yalnız bırakmadı. O, ölümünden önce; kendisi bir Alman olmasına karşın, bir Türk mezarlığında defnedilmek istediğini vasiyet etmişti. Devlet, bu büyük mimar için özel bir izin çıkararak; İstanbul Edirnekapı Mezarlığı’na defnedilmesine izin verdi. Cenaze töreninde yalnızca Bach’tan bir ölüm ve matem havası çalındı. Ve Edirnekapı Şehitliği’ne defnedildi. Kendisi için sonradan yapılan bir mezar taşında yalnızca bir ayak izi, Bruno Taut’un adı, doğum ve ölüm tarihleri yer aldı. 
Bu ayak izi, zamanın ve evrenin sonsuzluğu karşısında, tek başına insan olgusunu anlatıyordu. Türkiye’de Mevlevilikten son derece etkilenmiş olan Taut’un, öldüğünde kendi cenazesini kaldırmaya yetecek kadar bile birikimi yoktu. Çalmamış, çırpmamış; fırsattan yararlanıp ceplerini doldurmayı düşünmemişti. Sessiz ve genellikle dinlemeyi seven kişiliğiyle O, onurlu duruşun en çarpıcı örneklerinden birini göstermişti.
Bruno Taut, ünlü Alman eski Dışişleri Bakanları’ndan Otto Schly’nin dedesidir...

Kemal Arı, 02.06.2014. 9 Eylül Üniversitesi

 https://www.facebook.com/kemal.ari

 Atatürk'ün naaşı sarayburnunda.
Atatürk'ün naaşı sarayburnunda,19 Kasım 1938

 Atatürk'ün naaşı Bruno Taut'un yaptığı katafalka yerleştiriliyor
Atatürk'ün naaşı Bruno Taut'un yaptığı katafalka yerleştiriliyor

Atatürk'ün naaşı önünden yapılan resmi geçit  - 20 Kasım 1938
Atatürk'ün naaşı önünden yapılan resmi geçit  - 20 Kasım 1938

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
3311 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın