• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/Eglenceli_Tarih









Sayfa Yönelendirme
Anket
eglencelitarih.com'u arkadaşlarınıza da önerir misiniz?
Derbent Zaferi ve İngilizler ile Savaşılmadı Yalanı

Cumhuriyet tarihi yalancılarının özellikle son yıllarda sakız gibi çiğneyip durdukları bir slogan var. ''Biz yedi düvele karşı savaşmadık, sadece Yunan ordusuyla savaştık, İngilizlere tek kurşun bile sıkmadık''. Bu saçma sloganı son yıllarda sık sık duymuşsunuzdur. Tabi her iddiaları gibi saçma olmaktan bir adım öteye geçemeyen deli saçması bir iddia... İngilizlerle Kurtuluş savaşı boyunca 14 kez çatışma yaşanmıştır fakat ben bu yazıda gözden kaçırılan bir zaferi anlatacağım. Sözde şehitlik mertebesine saygısı olduğunu söyleyen bu insanlar ''İngilizlerle savaşmadık'' diyerek Derbent zaferini kazanan Özdemir paşa ve onun kahraman askerlerinin aziz ruhlarına hareket etmektedirler.

 Ali Şefik Özdemir Bey
 Ali Şefik Özdemir Bey

Derbent zaferine geçmeden önce Musul'un yapısını, tarihi ve siyasi önemini bilmemiz gerekiyor. Musul tarih boyunca bir çok etnik ve dini unsurun bir arada yaşadığı bölge olmuştur. Bu çok çeşitli unsurlar ise her zaman sorunları beraberinde getirmiştir. Çünkü Musul zengin petrol yataklarına sahip bir bölgedir ve sahip olduğu zenginlik güç çatışmalarına da neden olmuştur. Sanayi inkilabını gerçekleştiren İngiltere için ham madde hayati önem taşıyordu. Musul hem zengin petrol yataklarına sahip olması hem de Hindistan'da ki sömürgelerini emniyet altında tutabilmek için önemli bir bölgeydi.19. yüzyılın ilk yarısında İngiltere Musul'un güvenliği için Osmanlı'nın toprak bütünlüğünün sağlanması gerektiğini düşünüyordu fakat 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra Osmanlı'nın hızla çöküş dönemine girmesi, Abdülhamit'in Almanlara yakınlaşma politikası ve özellikle 1876-1877 Osmanlı-Rus savaşında Rus ordusunun Ayestafanos'a (Yeşilköy) kadar gelmesi İngiltere'nin Osmanlı'ya karşı siyasetinin değişmesine neden oldu. İngiliz hükümeti artık Osmanlı'nın bu toprakları elinde tutamayacağını anlamıştı. Osmanlı'nın Almanlara yaklaşma politikası, Berlin-Bağdat demiryolu projesi, Osmanlı'nın Alman şirketlerine giderek artan bir şekilde imtiyazlar vermesi İngiltere'yi Rusya ile iş birliği yapmaya mecbur etti ve 1907 yılında Rusya ile anlaşma imzaladı.

Musul 1. Dünya savaşı sonunda hala Osmanlı'nın elindeydi fakat İngiltere anlaşma hükümlerine uymayarak 10 Kasım 1918'de Musul'u işgal etti. Musul'un işgali bir son değil tam tersine büyük sorunların başlangıcıydı. İngiltere bu bölgeyi işgal etmesine etmişti ama işgaldan sonra nasıl bir politika izleyeceğiyle ilgili net bir kararı yoktu.  İngiliz hükümetinin Musul'un geleceğiyle ilgili iki düşüncesi vardı.

1- Musul'un yönetimini Irak'a bırakmak

2- Kurulacak Kürt devletiyle beraber bir federasyon kurmak

İngiltere bu iki siyasetini de istediği şekilde gerçekleştiremedi. Bunun bir çok nedeni vardı. Bu nedenler. Anadolu'da kurulması planlanan Ermeni devletinin bölgedeki müslümanlar üzerinde İngilizlere karşı bir antipati duyulmasına neden olması, yüzyıllar boyunca devam eden Osmanlı hakimiyetinin bir anda bitmesiyle ortaya çıkan düzensizlik ve İngilizlerin bölgenin etnik, sosyo kültürel yapısını bilmemesi başarısızlığın başlıca nedenleridir. Nitekim kurtuluş savaşı başladığında bölgedeki Türkmen aşiretler Anadolu hareketini desteklemişlerdir. İngilizlere zorluk çıkartanların başında Şeyh Mahmut geliyordu. İngiliz nakil konvoylarına yaptığı baskınlarla işgale karşı direnmiş ve İngilizlerin yaklaşık iki yıl boyunca bölgede askeri harekatlar yapmasına neden olmuştur.

 Musul, Mustafa Kemal için de çok önemli bir bölgeydi. 1 Mayıs 1920 tarihli TBMM meclis oturumunda Musul hakkında şu konuşmayı yapmıştır :

Efendiler, meselenin bir daha tekerrür etmemesi ricasiyle bir iki nokta arz etmek isterim : Burada maksudolan ve Meclisi Âlinizi teşkil eden zevat yalnız Türk değildir, yalnız Çerkeş değildir, yalnız Kürd değildir, yalnız Lâz değildir. Fakat hepsinden mürekkep anasırı islâmiyedir, samimî bir mecmuadır. Binaenaleyh, bu Heyeti Aiiyenin temsil ettiği, hukukunu, hayatını, şeref ve şanını kurtarmak için azmettiğimiz emeller, yalnız bir unsuru İslama münhasır değildir. Anasırı islâmiyeden mürekkep bir kitleye aittir. Bunun böyle olduğunu hepimiz biliriz. Hep kabul ettiğimiz esaslardan birisi ve belki birincisi olan, hudut meselesi tâyin ve tesbit edilirken, hududu Millîmiz İskenderun’un Cenubundan geçer, Şarka doğru uzanarak Musuru, Süleymaniye’yi, Kerkük’ü ihtiva eder. İşte hududu millîmiz budur dedik! Halbuki Kerkük Şimalinde Türk olduğu gibi Kürd de vardır. Biz onları tefrik etmedik. Binaenaleyh, muhafaza ve mıidafaasiyle iştigal ettiğimiz millet bittabiî bir unsurdan ibaret değildir. Muhtelif anasırı islâmiyeden mürekkeptir. Bu mecmuayı teşkil eden her bir unsuru İslâm, bizim kardeşimiz ve menafii tamamiyle müşterek olan vatandaşımızdır ve yine kabul ettiğimiz esasatın ilk satırlarında bu muhtelif anasırı islâmiye ki : Vatandaştırlar, yekdiğerine karşı hürmeti mütekabile ile riayetkârdırlar ve yekdiğerinin her türlü hukukuna, ırki, içtimai, çoğrafi hukukuna daima riayetkâr olduğunu tekrar ve teyid  ettik ve cümlemiz bugün samimiyetle kabul ettik. Binaenaleyh, menafiimiz müteşerektir. Tahlisine azmettiğimiz vahdet, yalnız Türk, yalnız Çerkeş değil, hepsinden memzuç bir unsuru islâmdır. Bunun böyle telâkkisini ve suitefeh hümata meydan verilmemesini rica ediyorum. (TBMM Zabıt Cerideleri Cild :1 D:1 İ:8 Celse:2  s:165)

Ankara hükümeti ve Mustafa Kemal Musul’daki gelişmeleri yakından izliyordu. İngilizlerin bölgedeki aşiretlerle sorunları olduğunun farkındaydı. Bu sorunu avantaja çevirmek için çareler arandı. Ocak 1922 de İngilizlerin Erbil ve Revandız da milli mücadeleyi destekleyen Sürücü aşiretine yaptığı saldırıdan sonra Mustafa Kemal 1 Şubat 1920 de Genelkurmay’a çektiği telgrafta bölgeye milis kuvvetler yollanmasını emretti.

Bölgeye yollanacak kuvvetin başına Irak bölgesinin etnik yapısını ve çeteciliği iyi bilen daha önce de Antep’te Kuvay-i Milliye komutanlığı yapmış olan milis Yarbay Özdemir bey getirildi. 

Özellikle bu harekatta resmi görevli askerler kullanılmamasına dikkat edildi. Çünkü bölgedeki isyanların tamamen doğal, İngilizlerin baskısına karşı ayaklanan bir halk isyanı olarak gösterilmesi amaçlandı. Bu doğrultuda Özdemir Bey’e milis ordusuna istediği adamları seçme hakkı verildi. Bölgede ne yapacağı konusunda Özdemir Bey’e Mustafa Kemal’in yazdığı bir talimat verildi. Mustafa Kemal gizli talimatında şu emirleri veriyordu.

 

Ankara 1. Şubat 338 (1922)

Mühim ve zata mahsustur

 

1- Faysal’ın Irak’ta hükümet kurma iddiasında bulunması ve Misak-ı Millimize dahil bulunan Musul Vilâyeti’nin bir kısmını işgal ederek Kürdistan çevresinde bazı kışkırtmalarla saldırılarını milli sınırlarımıza kadar devam ettirmeye teşebbüs etmesi karşısında kendisinin bu faaliyetini engellemek ve işgal edilen bölgeleri geri almak amacıyla Özdemir Bey’in ekteki pusulada gösterilen kadronun başında olmak üzere Elcezire mıntıkasında faaliyete geçmesi uygun bulunmuş ve kendisine gereken talimat verilmiştir.

 2- Irak’ın idarî himayesini ve siyasisini benimseyen İngilizlerin bahsi geçen bölgede hususi menfaatleri bulunması sebebiyle siyasi vaziyet icabı milli hükümetimizin İngilizlerle herhangi bir konferans münasebetiyle temas ve müzakereye girişmesi muhtemel bulunduğundan Özdemir Bey’in üstlendiği yukarıda bahsedilen vazifeyi hususi bir mahiyette ve şahsi bir teşebbüs şeklinde idare etmesi ve harice karşı böyle bir manzara göstermesi şimdilik daha uygun görülmüştür.

 3- Milis Kaymakam (Yarbayı) rütbesine sahip olan Özdemir Bey’in kendisi ve maiyetini teşkil eden kadro mürettebatı Elcezire cephesince gizli bir surette Ordu icmaline dahil edilerek iaşe edilecek, rütbeleri karşılığı maaşları muntazaman ödenecektir.

4- Elcezire Cephesi Özdemir Bey’e rütbesine karşılık olan maaşından başka yerine getirdiği vazifenin ehemmiyet derecesine uygun bir miktar da örtülü ödenekten aylık olarak verilecektir. İşbu tahsisatın miktarı Cephe Kumandanlığı’nın takdirine bırakılmıştır.

 

5- Bu emir Müdafaayı Milliye Vekâleti’ne (Milli Savunma Bakanlığı), Elcezire Cephesi Kumandanlığı’na tebliğ edilmiş ve bir sureti Özdemir Bey’e verilmiştir.

       

 

                                                                                                                                                         Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi

                                                                                                                                                             Başkumandan Mustafa Kemal

 

(Türkiye Büyük Millet Meclisi  Hükümeti; Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti; Şube :2; Aded: 717)


Mustafa Kemal’in talimatıyla 22 Nisan’da Diyarbakır’a gelen Özdemir bey burada El- cezire cephe komutanı Cevat Çobanlı ile yapılacak harekatla ilgili görüştü ve kendisine yapılacak 15.000 liralık yardım El cezire komutanlığına yollanarak temin edildi. Tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra Diyarbakır’da 100 kişilik bir milis gücü oluşturuldu.

 Özdemir bey ve müfrezesi  15 Mayıs’ta Diyarbakır’dan Siirt’ê, Siirt’ten ise Beytüşşebaba geçti ve 22 Haziran’da Revandız’a ulaştı.

Özdemir bey geçtiği her bölgede yeni teşkilatlart kurup bölgedeki asayişi sağladı. Yerel halk Özdemir bey’in Ankara’nın yolladığı bir öncü kuvvet olduğuna inanmakla beraber resmi üniforması olmadığı için de endişeliydi. Zira harekat boyunca El Cezire komutanlığıyla sürekli irtibat halinde olan Özdemir bey yazığı raporda şunları söylüyordu :

“Bu havalide, mevcut aşiretler ve millî kuvvetlerin miktarı isterse on binlere ulaşsın, her türlü teçhizatı da mevcut bulunsun, kendi kendilerine düşmana bir fişek bile atmaları imkansızdır. Bunların içlerine her halde az çok bir kuvvet ithaliyle mevcudiyetlerini takviye ve ayni zamanda kendi iradelerine rağmen kafalarına vura vura ateş hattına sevk etmek mümkün olacaktır. Bunları harekete geçirmek için muntazam efrada ihtiyaç vardır.” ( Sahir Üzel, İstiklal Savaşımız Esnasında Kürtlük Cereyanları ve Irak-Revandiz Harekâtı, Resmi Vesaike Müstenit Harp Tarihi, Genelkurmay ATAŞE Başkanlığı Kütüphanesi, , s. 76)

 Özdemir bey bölgedeki Sürücü,Zibarlı,Balikli aşiretlerini yanına çekmeyi başararak Jsndarma birliği oluşturmuştur. Ankara hükümeti bu icraatlardan hiç haberi yokmuş gibi davranmaya özen gösterdi. Çünkü daha önce de belirttiğim gibi harekata yerel halk ayaklanması havası vermek amaçlanmıştı. Bunun başlıca nedenleri  şunlardır.

 

1-      Resmi bir harekat yapılmayarak Anadolu’da savaş devam ederken iki ateş arasında kalmaktan sakınılmıştır.

 

2-      Savaşı yerel bir halk ayaklanması olarak göstererek Dünya kamuoyuna İngilizleri bölgedeki yerel halka zulmeden işgalci olarak tanıtmak amaçlanmıştır.

 Revandız ve çevresinde Özdemir bey müfrezesinin giderek güçlendiğini gören İngiltere 10 Temmuz 1922 de saldırıya geçmiştir. 12 uçakla başlayan İngiliz saldırısı 1 gün boyunca aralıksız devam etmiştir fakat bölgenin coğrafik olarak çok engebeli olmasından dolayı istediği başarıyı elde edememiştir. İngilizlerin saldırıları karşısında Özdemir bey ve halk  dağlara çekilerek kendilerini korumuşlardır.

Özdemir bey çok zor şartlarda olmasına rağmen hem El Cezire komutanlığından yollanan 2.000 altın ile çetecilerin maaşlarını ödemiştir hem de 1400 direk diktirerek telli muharebe hattı oluşturmuştur.

İngilizler Özdemir bey’in güçlenmesi karşısında endişeliydi ve gün geçtikçe durum İngilizler açısından kötüye gidiyordu..Ve işte o gün… 31 Ağustos 1922 de Özdemir bey İngilizlere saldırdı. İngilizlerin uçak saldırılarına rağmen alçak uçuş yapan 4 İngiliz uçağını düşürmüş, İngiliz birliklerine zaiyat vermiştir. İngilizlerin can kayıpları arasında bir İngiliz yüzbaşısı da vardır. Ayrıca İngilizlerden bir çok savaş malzemesi, altı makinalı tüfekve iki top ele geçirilmiştir. Bu harekatta Özdemir beyin kuvvetleri 12 şehit vermiştir

 31 Ağustos 1922 tarihindeki bu savaş tarihe Türk ordusunun Derbent zaferi olarak geçmiştir. 30 Ağustos’ta Yunan ordusunu Afyon’da bozguna uğratan Türk ordusu 1 gün sonra Derbent’te İngiliz ordusuna karşı zafer kazanmıştır.

Atatürk düşmanlığından gözleri kör olanlar maalesef bu vatan için canını veren şehitlere hakaret etmektedirler. İngilizlere tek kurşun bile sıkmadık diyenler Derbent zaferini nereye koyacaksınız? Özdemir bey ve müfrezesini nasıl yok sayacaksınız? İstediğiniz kadar yok sayın tarih hiçbir zaman gerçek kahramanları unutmaz.

TIBBIYELİ HİKMET

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
3154 kez okundu

Yorumlar

Atatürk Düşmanları     24/09/2014 19:25

Böylece bir yalan daha çürütülmüş oldu.
Misafir -