• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/Eglenceli_Tarih









Anket
eglencelitarih.com'u arkadaşlarınıza da önerir misiniz?
Avangard Sanatçı M. Szczuka’nın Gözünden Türk Devrimi
Gustav Klutsis ile birlikte foto-montaj sanatının en önemli ustalarından biri olan Polonyalı Sanatçı Miecyslaw Szczuka (1898-1927) 1924 yılında“Kemal Paşa-Kemal’s Constructive Program” başlıklı bir afiş yapmıştır. Szczuka’nın bu afişi “Blok” adlı sanat dergisinin 1924 tarihli 5. sayısında yayımlanmıştır. [1]  Szczuka, hem Polonya Komünist Partisi üyesi ve parti içindeki avangard gurubun lideri, hem de SSCB’deki Proletkult ve IZO-SSCB Eğitim Bakanlığı Güzel Sanatlar Dairesi’nin üyesidir.

Kağan Güner, “Modern Türk Sanatının Doğuşu” adlı kitabında Szczuka’nın “Atatürk’ün modernizasyon programının kutlanması” amacıyla yaptığı bu avangard afişten “Avangard sanatçıların o zamanlar yapılmış fotomontaj afişlerinde konusu SSCB olmayan tek afiş Szczuka’nın bu afişidir. İkinci olarak hiçbir Sovyet devrim afişinde olmayan tek kelime de bu afişte yer almaktadır: Consructive Program” [2]  diye söz etmiştir.


Bilindiği gibi Atatürk’ün liderliğindeki Türkiye Cumhuriyet’i hem emperyalizme karşı verilen bir bağımsızlık mücadelesiyle kurulmuş hem de akla, bilime dayanan bir uygarlaşma modeli geliştirmiştir. Atatürk’ün önderliğindeki Türk Devrimi, birçok bakımdan (örneğin emperyalizme karşı verilen topyekün bağımsızlık savaşı; sınıf ayrımını, sınıf çatışmasını reddeden, toplumsal işbölümüne önem veren Halkçılık ilkesi ve kapitalizm veya sosyalizmden farklı Devletçilik/Karma Ekonomi modeliyle) Fransız Devrimi’nden de Sovyet Devrimi’nden de hem farklıdır, hem de üstündür. Üstündür, çünkü Türk Devrimi, (tam bağımsızlık+akıl ve bilimle uygarlaşma+dünya barışı) formülüyle her şeyden önce çok daha evrenseldir. Yeryüzündeki tüm mazlum milletlerin kurtuluş reçetesi durumundaki Türk Devrimi’nin uzun vadedeki amacı insanlığın bir “uyum ve işbirliği çağına” ulaşmasını sağlamaktır. Anladığım kadarıyla Polonyalı avangard sanatçı Szczuka bu gerçeği en erken fark edenlerdendir.


Avangard “öncü” demektir. “Her devrim, zaman içersinde kendi kurumlarını ve statükosunu yaratıp modernizmi kurumsallaştırırken, avangard ise statükonun bozulduğu devrim anının kendisidir. Bu yüzden değişimi sürekli kılar. Statüko’ya doğası gereği karşıdır. Sürekli ve kesintisiz devrimi ‘normal’in değişimi adına her an ve her zaman taze tutmaya çalışır.” [3] 

Şimdi Atatürk’ün önderliğindeki Türk Devrimi’ni düşünelim:

Devrimin önderi Atatürk,

“Benim manevi mirasım akıl ve bilimdir” demiştir. Yetmemiş, “Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için hayat için muvaffakiyet için en hakiki yol gösterici ilimdir, fendir, ilim ve fennin dışında yol gösterici aramak bilgisizliktir, doğru yoldan sapmaktır. Yalnız ilmin ve fennin yaşadığımız her dakikada safhalarının gelişmesini kavramak ve ilerlemelerini zamanında izlemek şarttır. Bin, iki bin, binlerce sene evvelki ilim ve fen dilinin çizdiği kuralları, şu kadar bin sene sonra bugün aynen uygulamaya kalkışmak, elbette ilim ve fennin içinde bulunmak değildir.” demiştir. [4] 

Görüldüğü gibi Atatürk, tam da “avangard”ın istediği şekilde “değişimin sürekli kılınması”nın bir anlamda evrensel formülünü vermiştir:(Devrimcilik = Sürekli Değişim = Akıl + bilim + bilimdeki ilerlemeleri anında izlemek).

Atatürk, sürekli ve kesintisiz devrim idealini kesintiye uğratacak her şeye karşıdır. Örneğin “dogmaya” da “doktrine” de karşıdır.

Şevket Sürevva Aydemir’e kulak verelim: “Doktrine gelince, doktrin aslında nas demektir. Yorum kabul etmez ilkeler demektir. Oysa Atatürk, tartışma kabul etmezliğin, değişmezliğin daima karşısında oldu. Yakup Kadri Karaosmanoğlu ile olan şu konuşması ne kadar ilgi çekicidir. Bu konuşma 1923’te ve Gazi’nin Halk Fırkası’nı kurma çabaları sırasında geçer: ‘Fakat Paşam, bu fırkanın doktrini yok?’

“Eğer bir doktrine bağlanırsak oğlum, inkılâbı dondururuz...” [5] 


Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun anlatımıyla “Doktrin istemem, donar kalırız, biz yürüyüş halindeyiz.” [6]  diyen Atatürk’ü bir de Falih Rıfkı Atay’dan dinleyelim: “Atatürk (...) bütün dünya işlerinde ne şeriat (dogma) ne de herhangi bir ideolojinin (doktrinin) baskısı altında olmayarak, yalnız günün şartları içinde kendisi için en yararlıyı düşünerek karar verir: Öz Atatürkçülük budur” [7] 

Atay şöyle devam ediyor: “Atatürkçülük nasçılığa karşıdır...” [8]  “O insan değercisi idi. (...).” [9] 

Kısacası avangard Polonyalı Szczuka’nın, Atatürk’ün önderliğindeki Türk Devrimi’nden “Kemal Paşa’nın Konsrüktivist Devrimi” diye söz etmesinin nedeni Atatürk’ü avangard (öncü) bulmasındandır. Kağan Güner’in ifadesiyle, “Mustafa Kemal, vanguard/avangard bir partinin lideridir ve ülkeyi başkentinden diline, giyim kuşamından geleneklerine kadar yeniden kodlamaktadır. Sadece üstyapıda değil altyapıda da bir devrime girişerek yeni bir insan, yeni bir toplum yaratmaktadır” [10] 

Gelelim afişin içeriğine:

Stanislaw Czekalskı “Mıedzynarodowka Salonow Automobilowych I Hagiografía Rewolucji Mieczyslaw Szcuka Na Rozdrozach Nowej Sztuki”adlı makalesinde M. Szczuka’nın “Kemal Pasha. Kemal’s Constructive Program” başlıklı afişini şöyle analiz etmiştir:

Afişte antikle/geçmişle yeni/modern yani gelecek birleştirilmiştir. Antik Roma figürleri geçmişi; modem ulaşım araçları ise modernleşme fikrini/geleceği simgelemektedir. Mühendislik tasarımıyla büyük devlet inşaatı büyür, yükselen “kara kare” güçlü ekonomi ve bir lokomotif yanında ilkeleri ile yeni bir tür Türk lider... Eski büyük komutanları, liderleri ve onların savaşlarını anmak için tarihi anıtlara yer verilmiştir. Kemal Paşa’nın başı ve onu çevreleyen araba lastiği, “Yapıcı Program”ın baş yaratıcısı olarak ülkeyi modernleştirecek modern teknoloji mühendisi ve yeni ekonomik düzenin organizatörü Kemal Paşa ve başını çevreleyen ilerleme sembolüdür... Başı çevreleyen lastiğin üzerindeki “Birlik Firestone” yazısı bir ABD reklamı; yani burjuvazinin reklamıdır... Bu da teknolojinin arkasındaki itici gücün sermaye olacağını gösterir. Küresel ekonominin yönetiminden sorumlu makam da burasıdır. [11] 

Szczuka “Kemal Paşa’nın Konstrüktivist Programı” başlıklı afişinde bir anlamda “Akl-ı Kemal”den ve o akılla şekillenen “Atatürk’ün Akıllı Projelerinden” ilk söz eden yabancıdır. [12] 

Burada kilit soru şudur? Yakın arkadaşlarının bile Atatürk’ün devrimlerini tahmin edemedikleri bir ortamda Atatürk’ten çok uzaktaki bir Polonyalı sanatçının, üstelik 1924 gibi daha devrimlerin tam olarak hızlanmadığı erken bir tarihte Atatürk’ün yapacağı devrimleri görüp üstelik bundan bir “Konstrüktivist/Yapıcı Program” diye söz etmesi nasıl mümkün olmuştur?

Belli ki M. Szczuka, Atatürk’ü erken anlayanlardandır. Bunun için Atatürk’ün verdiği mücadeleyi izlemiş ve yaptığı konuşmaları takip etmiş olmalıdır. İlginçtir! Szczuka, Atatürk’ün tüm devrimlerini göremeden 1927’de ölmüştür. Ancak tam da tahmin ettiği gibi Atatürk, avangarde (öncü) ve konstrüktivist (yapıcı) bir büyük dönüşüm programını uygulamıştır. Kemal Paşa’nın “Yapıcı Programı”yla 1923-1938 arasında Türkiye’de tam 48 büyük fabrika yükselmiş, ülke demirağlarla örülmüş, çok sayıda okul ve hastane açılmış, tarih, dil, arkeoloji ve antropoloji çalışmaları yapılmış, müzeler, kütüphaneler kurulmuş, Ankara gibi modern şehirler yükselmiş, devlet ve özel teşebbüs el ele vererek tüm dünyaya örnek olacak kadar başarılı ve özgün bir ekonomi modeli yaratılmıştır.

ABD’nin, burjuvazinin reklamı konusuna gelince! Szczuka bu anlatımıyla sanki Atatürk sonrası Türkiye’sine gönderme yapmış gibidir! Marşal Yardımı, Truman Doktrini, Trunborg Raporu ve ikili anlaşmalar ile Türk ekonomisi ABD’ye teslim edilmiştir. Atatürksüz Türkiye, özellikle 1946’dan sonra maalesef Amerikan burjuvazisinin reklam alanına dönmüştür!

Sinan MEYDAN, “Bütün Dünya”, Ağustos 2015
sinanmeydan@butundunya.com.tr


Dipçe

[1]  Blok, 5. Sayı, Polonya, 1924, s.2. Bkz. http://monoskop.org/images/a/al/Blok_5_Jul_l924.pdf (Son erişim 10 Temmuz 2015)
[2]  Kağan Güner, Modern Türk Sanatının Doğuşu, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2015, s.85
[3]  ...
[4]  Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, Ankara, 1999, s. 140
[5]  Şevket Süreyya Aydemir, “Atatürk’ün Kişiliği”Türk Dili, Kasım 1965, s.170. Aktaran Necati Gündüz, Atatürk Çağı ve Zihniyeti, Ankara, 1973, s. 185.
[6]  Gündüz, age, s. 188, 190.
[7]  Falih Rıfkı Atay, Atatürkçülük Nedir, İstanbul, 1966, s. 27.
[8]  age, s. 58.
[9]  age, s. 63.
[10]  Güner, age, s. 86, 87.
[11]  Stanislaw Czekalskı “Miedzynarodowka Salonow Automobilowych I Hagıografıa Rewolucji Mieczyslaw Szcuka Na Rozdrozach Nowej Sztuki” https://repozytorium.amu.edu.pl, (Son erişim 10 Temmuz 2015) https://repozytorium.amu.edu.pl/jspui/b ... 75-109.pdf
[12]  Sinan Meydan, Akl-ı Kemal, Atatürk’ün Akıllı Projeleri, Özel Baskı (5 cilt bir arada), İnkılâp Kitabevi, İstanbul, 2015, (iç kapak resim altı yazısı).
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
1544 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın