• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/Eglenceli_Tarih









Anket
eglencelitarih.com'u arkadaşlarınıza da önerir misiniz?
Yahudileşmiş Bir Türk Krallığı

Hazar tarihinin esasını oluşturan onların askeri başarıları değil, tam tersine Bizans'la yaptıkları ittifak ile barış ve din politikalarıdır.

"Hazar Barışı" ilkesi ülkeye nispi bir istikrar getirmiş, kültürün gelişmesini sağlamıştır. Bir bölümüyle Rusya'nın "kara toprakları" olacak olan Hazar toprakları henüz kullanılmamaktadır; bu konuda bilgi veren herkes ülkenin hiç bir şey üretmediği konusunda birleşmektedir. Fakat ülkenin zenginliği de gerçek dışı değildir. Bu zenginlik toplumun ticaret etkinliğinden daha doğrusu ithalat ve ihracat, yani aracılık rolünden kaynaklanmaktadır. Konaklama merkezlerine, şehirlerine tüm Ortadoğu'dan seyyahlar ve tüccarlar akın etmekteydi. Bu insanlar buralara kendileriyle birlikte yabancı modaları, zevk ve fikirleri taşımaktaydılar.

Bizans'la ilişkileri Hazarları belli bir ölçüye kadar Yunan ekolüne yerleştir, fakat hızlı bir biçimde yüksek uygarlık düzeyine ulaşan İslamiyet'in parlak etkisini dengelemektedir. Bütün diğer Türk imparatorlukları gibi Hazarlar da dış etkilere açıktılar. Ama bunların pek çoğunun aksine katı gelenekleri olmayan topraklarda yaşadıkları ve yoğun nüfus çekirdeği içerisinde bulundukları için kimliklerini kaybetmediler; Dilleri Türkçe olarak kalır, yaşam şekilleriyse göçebelikdir. Şehir kurmuş olmaları yanıltmasın; Bunlar Bizanlılar tarafından yapılsa bile büyük bir olasılıkla kimsenin orada bütün bir yıl kalmadığı, büyük bir kalabalığın sadece kışlarını geçirmekle yetindiği, ıslah edilmiş kamp alanları ya da büyük köyler olarak kalmışlardır. Medeniyetin aldatıcı görünümüne sahip olanlar tarafından yalnızca geleneksel din terkedilmiştir. İslam'ın kabulünden önce de her zaman yeni dinlere doğru sürüklenen Tüklerde çok özel bir durum değildir bu.

Ama yine de yaptıkları seçim şaşırtıcıdır:Yahudi dinine kucak açarlar.Anlaşılır ve açık olmasına rağmen Arap metinlerini uzunca bir zaman dikkate almayan Hazarlar'dan Yahudi bir halk yaratılmak istenmiştir. Batıdaki başlıca Hazar tarihçisi olan Dunlop'un yazdığı eserin adı The History Of the Jewish Khazars'dır(Yahudi Hazarların Tarihi). Bununla birlikte bu din üzerinde hala anlaşılamayanbir tarihte sadece yönetici sınıf tarafından benimsenmiştir. İbrani kaynakları bu tarihi VIII. yüzyılın ilk yıllarına kadar indirme eğilimidedir. Büyük tarihçi Mesudi(ö.956-957) kendi adına bu tarihin Halife Harun er Reşid(ö.786-806) zamanına denk geldiğini ileri sürmektedir ki bu daha gerçekçi görünmektedir.

...Hazarların, ülkesinde dinin statüsünü ve Yahudiliğin ne kadar ilgi gördüğünü bilmiyoruz. İmparator Romain Lecopene'in(919-944) Yahudilere yaptığı zulüm bir çok Yahudiyi bu ülkeye sığınmaya teşvik etmiştir. Bu olay da zaten yaşamakta olan Yahudi topluluğunu daha da güçlendirmiştir. Arap coğrafyacı Sicilyalı el Idrisi'nin de söylediği gibi, esası hoşgörü üzerine kurulu, herkesin kendisini hür bir şekilde ifade edebildiği bir toplumda, ister Yahudilik ister başka bir din olsun, devlet dini olmamıştır.

Eğer İbn Rüşt'e inanırsak, Hazarların hükümdarı Musevidir fakat halk hala diğer Türklerin dinsel inançlarını sürdürmektedir; aslında büyük bir olasılıkla halk yığınları eski dinlerini hiçbir zaman unutmamışlardır. Mesudi'ye göreyse Hazarlarda baskın din Yahudilikti, ama yedi ayrı yargıç bulunmaktaydı. İki tane Müslümanlar, iki tane Yahudiler, iki tane Hristiyanlar ve bir tane de paganlar, Ruslar, Salvlar ve diğerleri için. Dinler arası bu eşitlik, resmi olarak mı gerçekleşti, yoksa dinlerin eşit yayılımından mı kaynaklandı bilinmemektedir. Örneğin Matarka'da bir piskopozluk bulunuyordu. Semender'de kilise, cami ve tapınakların bulunduğuna İtil'deyse Yahudiler, Hrisiyanlar, Müslümanlar ve paganlar için birbirindeayrı mahalelerin varlığına dikkat çekilmektedir. Ama yine de Müslümanlık rakiplerine kıyasla, özellikle IX ve X. yüzyılda daha belirgin bir ilerleme kaydetmiş gözükmektedir.


Kaynak: Jean Poul Roux, Türklerin Tarihi

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
2390 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın