• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/Eglenceli_Tarih









Anket
eglencelitarih.com'u arkadaşlarınıza da önerir misiniz?
Roma Kanunları ve Sınıf Mücadelesi

Günümüz Dünya Hukukunun temeli Roma Hukukuna dayanmaktadır. Roma’da yazılı hukukun bilinen ilk kaynağı olan On İki Levha Kanunları için Yunan etkisinin olduğu söylencesi ortalıkta dolaşsa da uzmanlar Roma Hukuku’nun orjinalliği konusunda hemfikirdirler. Bu yazımızda Roma Hukuku’nun gelişim sürecini ana başlıklarıyla ele alacağız.

Roma’nın kuruluşu olan M.Ö. 8.yüzyılın ortalarından M.Ö. 452’de oluşturulan On İki Levha Kanunlarına kadar yazılı olmayan ve teamüllere dayanan Roma Kanunları içinde her örf ve adet kanun kapsamında değerlendirilmediği gibi bir kuralın ortaya çıkması içim geniş bir destek bulunması gerekiyordu. Roma’nın kuruluşundan itibaren yargının başındakiler seçimle işbaşına gelen Krallardır. Fakat zamanla bu kurumun yıpranması sonrasında aristokrat zümre olan ve Roma halkının yaklaşım %10’unu oluşturan “Patricii”ler (babalar) M.Ö. 509 yılında Kralı kovarak Roma Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlamışlardır. Nüfusun geri kalan %90’ını oluşturan ve sınırlı vatandaşlık hakları bulunan Plebler de bu aristokratik cumhuriyet’in bir parçası olmuşlardır. Bundan sonra Roma’nın ilk hukukçuları da olan Pontifexlerin (rahip) yargıda daha etkin oldukları görülmektedir.

Zengin olanları kentsoylular kısmını, yoksul olanları ise proleterya kısmını temsil eden iki ana gruptan oluşan Plebler kendi aralarında çatışma yaşamazlarken zaman içinde Patriciiler ile çatışarak yönetimde daha fazla söz sahibi olmayı başarmışlardır. M.Ö. 494 de Patriciilerden istediklerini alamayan Plebler Roma’yı terk ederek kentin yakınındaki Mons Sacer tepesinde kendi devletlerini kurmak istemişlerdir. Pleblerin göstermiş olduğu bu direniş toplumsal bir kırılma ve hukuksal bir sıçrama noktası olmuştur. Bu hareket sonrasında Patriciiler yürüyüşe geçen Pleblerin borçlarını affedip köle durumuna düşürülenleri bağışlamıştır. Pleblerin resmi kazanımları ise Patriciilerin senatosuna karşılık Pleb Meclisi kurulması olmuş ve “tribunus” denilen memurlar aracılığı ile Plebler Roma yönetimine katılma hakkını elde etmişlerdir. Bir çeşit magistrat olan ve Pleblerin menfaatlerini korumakla görevli olan Pleb Tribunus’a dokunulmazlık verilmiştir. Pleb Tribunuslar elde ettikleri veto yetkisiyle de devlet mekanizmasını gerektiğinde durduracak bir güç elde etmişlerdir.

Cumhuriyet döneminde görev yapan en yetkili kurum Konsül makamıydı ve aynı yetkilere sahip 2 konsül Roma Cumhuriyeti’nin en tepesinde yer alıyordu. Halk Meclisine seçilenlere verilen isim olan Magistratlar ise hem görevleri ile ilgili emretme yetkisi (imperium) ve hem de veto yetkisine sahiptiler. İşte sözünü ettiğimiz bu gelişmelerden sonra toplumun ihtiyaçlarını karşılamak üzere yazılı bir anayasaya ihtiyaç duyulmuş ve M.Ö. 452’de On İki Levha hazırlanmıştır. Halkın sadece Patriciilerden seçmiş olduğu bir heyet iki yıl boyunca çalışarak On Levha’yı hazırlarken, diğer iki levhayı ise Pleblerin oluşturduğu bir başka heyet hazırlayarak, toplamda 12 levhaya ulaşan metinler, halk meclisinin onayından geçmiştir.

12 levha kanunları patriciilerle pleblerin hukuk önünde “ temsilde eşit ” olduğunun bir ifadesidir. Ayrıca Pleblerin bazı isteklerini patricilere kanun aracılığı ile kabul ettirebildiklerini göstermesi bakımından da önemlidir. Kanunların içeriği konumuzla ilgili olmadığı için sosyal yaşamı düzenleyici etkiye sahip kanunlar olduğunu belirtmekle birlikte detaya girmiyoruz.

Ancak bundan sonra da Patricii - Pleb mücadelesi devam etmiş ve Plebler, M.Ö. 447 de “Pleb Meclisi”ni halk meclisi durumuna getirmeyi, M.Ö. 421 de yalnızca patriciilere açık olan Roma yüksek memurluklarına girebilme hakkını elde etmişlerdir. M.Ö. 287’de bir kez daha Roma’yı terk ederek kendi başlarının çaresine bakmak üzere yürüyüşe geçen Plebler karşısında çaresiz kalan Patriciiler halk meclisinin senato ile eş güçte olduğunu kabul etmek zorunda kalmıştır. Roma hukuku daima bu iç çatışmalarla şekillenmiş ve giderek gelişmiştir.

Roma Hukuku’nun gelişimine fiilen en büyük katkıyı sunan ise M.Ö. 367 de konsülün yerine bakması ve şehrin yargı işlerini yürütmesi için oluşturulan praetorlük makamı olmuştur. Yazılı dava programlarına son şeklerini veren Praetorlar, Roma Hukukunu değiştiren ve geliştiren asıl unsurlar olmuşlar ve ceza davalarına da bakarak “Usul Hukuku”nun gelişmesine katkı sunmuşlardır. Bu düzenin bir parçası olmak isteyen ve Roma’nın dışında bulunan “Latin Birliği” üyesi kentlerinin halkları da ayaklanarak M.Ö. 340’da Roma vatandaşlık hakkı elde etmişlerdir.

Zamanla Preatorler uygulayacakları prensipleri her yıl beyanname anlamına gelen ve “edictum” denilen bir levhaya yazarak ilan etmeye başlamışlardır. Zaman içinde bu edictumların değişmeyen maddeleri genel hukuka yerleşmiş ve Edictumlar hem hukukun devamlılığını hem de ihtiyaca göre şekillenmesini sağlayarak çok önemli bir işlevi yerine getirmişlerdir. Bu eksende Edictumların hukukun gelişmesine çok büyük katkısı olduğu açıkça görülmektedir.

Roma’da İmparatorlar döneminin başlamasıyla birlikte, İmparatorların mutlak iktidarlarının pekişmesine engel olan Praetorlerin “edictum” hazırlama yetkileri de elinden alınmış ve yerini İmparator Kararnamelerine bırakmıştır. İmparatorlar, Roma Hukuku’nun gelişmesini devam ettirmişlerdir. Bunlardan en önemlisi M.S. 130’da İmparator Hadrianus’un devrin çok önemli bir hukukçusu olan Savius Julianus’a değişmeyecek bir edictum hazırlatması olmuştur.

M.S. 565 yılına kadar devam eden süreçte Roma Hukuku kendini doğal akışı içinde yenilemiştir. Romalılar tüm işlerinde pratik oldukları için, hukuk alanında da önceden planlanmış bir sistem olarak görmeden hukuk düzenine fazla müdahale etmemişlerdir. Kanaatimizce Roma Hukukunu uzun ömürlü kılan da bu yaklaşımdır.

Umut EKER
08/07/2016

KAYNAKLAR

[1] Piganiol A., Histoire de Rome, Année 1941 (dolaylı olarak translate.google.com.tr français to english)
[2] Dudley Donald R. , The Civilization of Rome, 2nd ed. 1985.
[3] Sayar Mustafa H., Roma Tarihi - İ.Ü.AUZEF Ders Notları, 2013.
[4] Cornell T. Matthews J., Roma Dünyası, Atlaslı Büyük Uygarlıklar Ansiklopedisi, İletişim yayınları,1987.

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
4149 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın