• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/Eglenceli_Tarih









Sayfa Yönelendirme
Anket
eglencelitarih.com'u arkadaşlarınıza da önerir misiniz?
Ninova Kütüphanesi ve Asur Hukukundan Örnekler

M.Ö. 612 yılında Med-Babil ittifakı sonucu çöken dönemin süper gücü Asur’un en son güçlü İmparatoru Asurbanipal’dir. M.Ö. 669-627 yılları arasında tam 42 yıl Asurlara liderlik yapan Asurbanipal döneminde Asur’un çevresinde bulunan şehir ve ülkelere olan baskısı ve zulmü tepe noktasını yaşamıştır. Örnek verecek olursak Fenike kentleri Sur ve Sayda, Mısır, Babil, Elam (Susa) yağmaladığı en önemli yerlerdir.

Asur’un geleneksel anlayışlarıyla geliştirmiş olduğu baskı imparatorluğunu korumak isteyen Asurbanipal aynı zamanda sanata ve bilime merakı ile de bilinmektedir. İştar tapınağı ile birlikte başkenti Ninova’nın en ünlü yapısı olan Hanedan Sarayı’nda bulunan Ninova Kütüphanesi bu anlamda Asur’un ve bölge coğrafyaların tarihine ışık tutan önemli belgelerin saklandığı bir yerdir. İmparator Asurbanipal’i farklı kılan ise hüküm sürmüş olduğu topraklardaki tüm yazılı belge ve eserleri, asılları yoksa kopyalarıyla birlikte muntazam bir kataloglama sistemi ile bu kütüphanede arşivlemiş olmasıdır.

Ashurbanipal

Ortadoğu’nun ilk sistemli kütüphanesi olan Ninova Kütüphanesi’nde M.Ö. 2000 yılına kadar uzanan orijinal, çeviri ve kopya olan birçok doküman bulunuyordu. Tablet şeklinde olan bu dokümanların yaklaşık 20.000 tanesinin British Museum’da bulunmaktadır.

Güneş ay gibi gök cisimlerinin hareketleri, büyü ve fal metinleri, dualar, masallar, atasözleri, hayvan veya bitki davranışları, mektuplar, ticari belgeler, kanun metinleri Sümerce, Akkadça sözlükler, bunların hepsi Ninova kütüphanesindedir. Bu kıymetli kitaplık sayesinde Gılgamış, Yaratılış vb. gibi destanları ve Asur kanunlarını ve daha birçok şeyi bugün bilebiliyoruz.

Ninova Kütüphanesi’nde bulunan tabletlerin ışığında Asur Kanunları hakkında da net fikirler ortaya konabilmektedir. M.Ö. 1100 yılında derlenerek yazılı hale getirilen bir hukuk kitapları olduğu bilinmekte ve Orta Asur Çağı’na isabet eden bu dönemde hukuk, kültür, sanat ve dil açısından Babil’in etkisi altında kaldığı görülmektedir.

Orta Asur Kanun Tabletlerinin elimize ulaşan ve tercüme edilenlere göz attığımızda evlilik, miras, mülkiyet, zina, başörtüsü, bir insana veya cenine fiziki zarar verme, cinayet, borç-alacak meseleleri gibi birçok konuda örf ve adetlerin kaleme alınmış şekli bulunur. Bu kanunlarda, cinsiyet ayrımcılığının aşırı bir şekilde yapıldığını, kadının toplumsal olarak ne kadar çok geriye itildiği ve değersiz kılındığı anlaşılmakta ayrıca cezaların tümünde ferdiyet ilkesi olduğu ve topluma karşı işlenmiş bir suç kavramının oluşmadığı da görülmektedir.

İşte Asur kanunlarından bazı örnekler:

“Evine girip bir adamı veya kadını öldüren suçlu ev sahibine verilir (...o da istediğini yapar…)”

“ Eğer bir adam başkasının karısına iftira atar ve ispatlayamazsa hem para hem sopa hem de belli bir süre saraya hizmet cezasına çarptırılır ve saçı sakalı kesilir.”

“ Eğer bir kadın (isteyerek) kendi kendine çocuğunu düşürürse ve bu durum ispatlanırsa (onu) kazığa çakacaklar, onu gömmeyecekler. Eğer kadın çocuğunu düşürürken ölürse (ölüsünü) onu kazığa çakıp gömmeyecekler…”

“…Adamın kızları ya bir şal ya bir galinu ile örtülü olmalıdır. Sokakta başları açık olmayacaktır. Sahibi ile sokakta giden esirtu’lar (kadın esirler) örtülüdür. Kocaya varan gaduştular sokakta örtünmelidirler. Kocaya varmamış olanlar sokakta başları açıktır, örtünmemelidir.” 
(Buradan anlaşıldığı üzere Asur’da başörtüsü bir kadının medeni halini ve sosyal statüsünü göstermektedir.)


Umut EKER
16/08/2016


YARARLANILAN KAYNAK

Leroux Gabriel, Eski Akdeniz ve Yakın Doğu uygarlıkları, Varlık yayınları



Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
3750 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın