• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/Eglenceli_Tarih









Anket
eglencelitarih.com'u arkadaşlarınıza da önerir misiniz?
Yıldırım Bayezid Han

Yıldırım Bayezid 1360 yılında babası Sultan Murat’ın tahta geçmiş olduğu yıl dünyaya geldi. Annesi Rum asıllı Gülçiçek Hatundur. Bayezid sarışın, parlak sakallı, çatık kaşlı, kırmızı yüzlü, mavi gözlü, bakışları korkutucu, uzun boylu ve topluca bir dış görünüşe sahip iken çok kibirli, aceleci, aşırı derecede cesur, hem adil hem de acımasız ve bilgelere saygılı bir karakter yapısına sahiptir. Askeri harekâtlardaki sürati yüzünden “yıldırım” unvanını almıştır. Yıldırım Bayezid dönemi Osmanlı’da birçok yeniliğin yaşandığı bir dönemdir. Yıldırım Bayezid Osmanlı Sultanları arasında okuma yazma bilen ilk hükümdardır.

 Yıldırım Beyazıt

Kosova Savaşı’nda Sultan Murat’ın şehit olması üzerine orada bulunan beylerin bir araya gelerek durum değerlendirmesi sonucunda Bayezid Osmanlı Devleti’nin dördüncü hükümdarı olmuştur. Bayezid kardeşi Yakub’un iktidara ortak istemesi endişesiyle savaşta düşman kovalayan kardeşine beylerle haber göndererek “baban seni çağırıyor acele gel” mesajını iletti. Yakub gelince Bayezid’in emri ile hünkâr çadırına alınarak kirişle boğduruldu. Aşıkpaşaoğlu’nun ifadesiyle bu olay “askeri ızdıraba düşürdü.” Askerin moralini yükseltmek ve padişaha bağlamak için Osmanlı tarihinde ilk defa askere cülus bahşişi verildi. Yıldırım zamanında yaşanan bir başka ilk ise Germiyan Beyi Süleyman Şah oğlu Yakup’un kızı ile evlendirilmesi ve çeyiz olarak “Kütahya, Simav, Eğrigöz ve Tavşanlı” illerinin Osmanlı’ya verilmesi olayıdır.

Sultan Murat’ın vefatı üzerine yapılan taht değişikliği Anadolu Beylerini ve özellikle Karamanlıları harekete geçirdi. Şehzade Yakub’un intikamını almak bahanesiyle Germiyan, Saruhan, Menteşe, Karaman, Aydınlı hatta Sivas hâkimi Kadı Burhaneddin bile bir takım çalışmalara başladı. Amaçları Osmanlı’nın Anadolu’daki hâkimiyetini ve yayılmasını durdurmak ve Beylerin kaybettikleri toprakları geri almaktı. Yıldırım tüm bu gelişmeleri takip ediyordu ancak öncelikli olarak Rumeli’ndeki sorunlarla ilgileniyordu. Kosova Savaşı sonrasında Sırp Kralı yıllık vergisini ödemesi ve kız kardeşi Maria Despina’yı kendisine vermesi koşuluyla anlaştı. Yıldırım Balkanlar’dan yeni bir tehlike gelmesini önlemek için akıncı beylerini Vidin, Eflak ve Bosna bölgelerine sevk etti. Balkanları güvenceye alan Yıldırım Bizans ile de yakından ilgileniyor ve taht kavgalarına müdahil oluyordu.

1390 yılında Bayezid yanına Sırp Kralı ve Bizans İmparatoru’nun oğlu II. Manuel’i de alarak Anadolu harekâtına başladı. Bizans prensini Alaşehir üzerine gönderirken kendiside Germiyan, Saruhan ve Aydınlı beylikleri üzerine yürüdü. Daha sonra Menteşe ve Hamitoğlu beyliklerini de topraklarına katarak Anadolu’ya kadar indi. O yılın sonbaharında Karamanlı Alâeddin üzerine giderek Konya’yı kuşattı. Alâeddin Bey kaçarak Kadı Burhaneddin’e sığınsa da aradığı desteği bulamayınca Yıldırım’dan barış istemek zorunda kaldı. Yıldırım’ın Anadolu fetihleri ile uğraşmasını fırsat bilen Bizans hemen yıkık surları onarıma başladı. Yıldırım bu olay üzerine Bizans İmparatoru’na tehdit dolu bir mektup göndererek tamir edilen surların yıkılması ayrıca İstanbul’a bir Türk-Müslüman mahallesinin kurulması ve bir cami yaptırılarak kadı atanmasını istedi. Bizans bu isteklerden sadece surların onarımını durdurması ve diğer istekleri reddetmesi sonucunda 1391’de kenti 5 yıl aralıklarla sürecek olan “uzaktan kuşatma” ya (abluka) aldı.

1393 baharında Anadolu bir kez daha geniş bir savaş meydanına dönüştü. Anadolu beylerinden bazıları Kadı Burhaneddin’nin yanında yer alırken bazıları ise Yıldırım’ın yanında saf tuttu. Yıldırım, Merzifon, Amasya, Turhal ve Tokat kalelerini zaptetti. O yıl Macar-Bulgar işgalinde olan Vidin, Silistre ve Niğbolu’yu yeniden fethetti. Bulgar Kralı Şişman ve oğlu Aleksandr’ı tutsak aldı. 1394 yılında yoğun bir şekilde Osmanlı’yı Balkanlar’dan atmak için Katolik-Ortodoks propagandası başladı. Diğer yandan bu yılın en önemli gelişmesi Timur’un Dicle’yi geçerek Anadolu’ya girmiş olmasıydı. Yıldırım’a karşı olan birçok Bey doğal olarak Timur saflarına katılmaya başladı. Tüm bunlar yaşanırken İstanbul kuşatması ikinci yılını bitirmişti. Timur’un Ortadoğu seferi olasılığıyla Osmanlı-Memlük diplomasisi en yoğun dönemini yaşıyordu.

1396 yılında Macar Kralı Sigismond’ta Fransa, İngiltere, İskoçya, Lehistan, Avusturya, İtalya, İsviçre ve Güneydoğu Avrupa ülkelerinin de katıldığı kalabalık ordusuyla Tuna boyunca ilerleyerek Vidin ve Rahova’yı aldıktan sonra 12 Eylül 1396’da Niğbolu kalesinin önüne geldi. Haçlıların kaleyi kuşatmasına karşı kale komutanı Doğan Bey kaleyi şiddetli bir şekilde 15 gün boyunca savundu. Kuşatma haberini alan Yıldırım Bayezid İstanbul kuşatmasını kaldırıp doğruca Niğbolu’ya yöneldi. 25 Eylül 1396’da Niğbolu kalesi önünde yapılan savaşta Osmanlı’nın askeri taktikleri ve ustaca manevraları sonunda kesin bir Türk zaferi ile sonuçlandı. Sigismond’un kendisini kayığa zor attığını yazan tarihçilerden biri olan Tarih yazıcısı Şükrullah, Behcetü’t-Tevarih adlı eserinde olayı şöyle anlatmıştır: “Gazi Padişah erişip kâfiri darmadağın etti. Öyle ki gemiden başka kaçacak yan kalmadı. Hepsi suda boğuldu, Müslümanlar sonsuz ulca (ganimet) buldular.” Yıldırım Niğbolu’dan kazandığı ganimet ile Bursa Ulu Camii olmak üzere birçok imari çalışmada bulundu ve ayrıca Bizans’a gelen yardımları kesmek için Boğazkesen’e Anadoluhisarı’nı yaptırdı. Ayrıca Osmanlı’nın ilk hastanesi de bu dönemde yaptırıldı.


ANADOLU BİRLİĞİNİ KURMA YOLUNDA

1396-1397 yıllarında Yıldırım Rumeli ile ilgilenirken bu fırsattan yararlanan eniştesi Karamanoğlu Alâeddin Yıldırım ile yaptığı barışı bozarak Oğuz boylarından oluşan kalabalık bir ordu kurup Ankara’yı ele geçirdi. Alâeddin bu yaptığından pişman olup Yıldırım’dan tekrar barış talebinde bulunduysa da Bayezid bunu reddederek tüm ordusuyla beraber Anadolu’ya geldi. İki ordu Akçay mevkiinde savaşa tutuştu. Geceye kadar sonuç alınamayan savaşta Osmanlı ordusu 30 bin kişi ile Karamanoğlu’nu arkadan sıkıştırarak iki ateş arasına aldı ve savaş kesin bir Osmanlı zaferi ile sonuçlandı. Alâeddin yakalanarak idam edilirken Konya ve Karaman Osmanlı toprağı oldu. 1398’de Kadı Burhaneddin’nin Karayülük Osman Bey tarafından öldürülmesiyle Yıldırım Orta Anadolu üzerine yürüyerek Sivas’tan Kırşehir’e kadar olan illeri sınırlarına kattı. Yıldırım ikna edilerek İstanbul kuşatması kaldırıldı ve İstanbul’da bir Türk Mahallesi ve cami yaptırıldı.

20 Haziran 1399’da Memlük Sultan’ı Berkuk’un ölümü üzerine tecrübesiz oğlu Ferec’in tahta geçmesiyle Yıldırım Memlüklerle olan barışın ortadan kalktığını ilan etti. Yıldırım Anadolu içlerine dalarak Malatya, Darende ve Divriği alarak Elbistan’a kadar girdi: Dulkadirli topraklarına girdi. Timur ise çekindiği Berkuk’un ölümü sırasında Hindistan üzerine büyük bir istila harekâtı yapmaktaydı. 1400 yılında Timur Azerbaycan ve Doğu Irak’ta hâkimiyetini kurarak Gürcistan’ı zaptetti. Anadolu’da Bayezid’e itaat etmeyen Erzincan Emir’i ve beyliklerine son verilen diğer beyler Timur’a sığınarak bağlılıklarını bildirdi. Buna karşılık Celayirli Sultan Ahmet ile Karakoyunlu Kara Yusuf’ta Timur’dan kaçıp Bayezid’e sığındılar. Aynı yıl İstanbul dördüncü defa kuşatılmışken Timur Sivas’a saldırdı ve devamında Osmanlı’ya ait bir birliği dağıtarak Malatya’ya indiği haberi geldi. Bayezid bir süre kararsız kaldıktan sonra stratejik avantajı eline geçirmek için Erzincan üzerine yürüyerek Erzincan Emir’ine boyun eğdirdi. Timur ve Yıldırım arasında 1401’den itibaren sıkı bir mektuplaşma trafiği başladı. Timur bir yandan mektupları ile Yıldırım’ı çileden çıkarırken diğer yandan ise Fransa, Bizans ve Cenova ile olumlu ilişkiler kuruyordu. Yıldırım’ın Mısır Sultan’ı ile ilişkileri düzeltme çabası ise sonuçsuz kaldı.


ANKARA SAVAŞI

1402’de gerçekleşen bu savaş öncesi bazı şeyleri belirtmekte yarar var. Bu iki hükümdar arasında yapılan savaş ne dinsel-mezhepsel ne de ırki bir mücadeleye dayanmakta idi. İki hükümdar da aynı dine-mezhebe sahip ve ikisi de aynı kanı taşımakta idi. Bu mücadele sadece “ sen mi üstünsün ben mi üstünüm” gerekçesi ve amacı dışında iki devlete de hiçbir şey kazandırmamıştır. Öyle ki Osmanlı’nın Batı fetihleri duraksamışken Timur’un ise planladığı Çin seferi aksamıştı. Nitekim Timur Çin seferi yolunda vefat etmiştir.

Emir Timur ve Yıldırım Beyezid

Ankara Savaşı 28 Eylül 1402’de Çubuk Ovasında gerçekleşmiştir. Kaynaklar Timur’un ordusunun 160bine yakın olduğunu söylerken Yıldırım’ın ordusunun ise 70 bin civarında olduğunu yazmaktadır. Ayrıca üstünlük bakımından Timur’un ordusunda fillerde bulunmakta idi. Savaş Osmanlı’nın üstünlüğü ile başlamış fakat Osmanlı ordusundaki Kara Tatarların ve Anadolu sipahilerinin Timur ile anlaşarak karşı tarafa geçmesi sonucu savaşın gidişatı değişmiştir. Osmanlı bu kayıpların yaralarını sarmaya çalışırken Sırp Kralı da ordusuyla beraber savaş alanını terk etmesi ile dengeler iyice değişmiştir. Timur bunlar yaşanırken yedek birliklerini ve fil filolarını dâhil etmesiyle savaş adeta Timur yönetiminde büyük bir zafere dönüşmüştür. Yıldırım ise yapılan bütün geri çekilme uyarılarına aldırmayarak kahramanca çarpışmaya devam etmiştir. Sonunda Şehzadelerinde ordularını alarak kaçmaya başlaması üzerine Yıldırım geri çekilmiş ve sadece özel birliklerinden oluşan küçük bir birlik ise çarpışmaya devam etmiştir. Son bir yarma harekâtında bulunan Yıldırım Timur ordusunun sayıca çok kalabalık olması nedeniyle başarısız olmuş ve savaşırken atından düşerek yakalanmıştır.

Timur, Yıldırım Han’a iyi davrandı ama gittiği her yere yanında götürdü. Yıldırım’ın kurtulup tekrardan başına iş açmasından çekinmişti. İzmir’i 15 günde alan Timur dönüş yolunda iken z hasta olan Bayezid Han iyice rahatsızlanmıştı zaten romatizma ve bronşit hastası idi. Timur’un emriyle özel hekimlerce tedavi edilmesine karşı Yıldırım Bayezid hastalığın ve mağlubiyetin üzüntüsü ile 9 Mart 1402’de vefat etti. Cesedi mumyalanarak oğlu Musa Çelebi’ye gönderildi ve hükümdarlara yaraşır bir şekilde Bursa’ya defnedildi. Osmanlı Devleti bu savaş sonrası on bir yıl süren fetret (başsızlık) sürecine girdi. Timur bir süre daha Anadolu’da kaldıktan sonra beylikleri sahiplerine vererek Anadolu’dan çekilerek Doğu’ya yöneldi.

Samet Şahin

Kaynakça:

Bu mülkün sultanları - Necdet Sakaoğlu Osmanlı İmp. Tarihi - M. Fatih Ertürk Âşıkpaşazade tarihi Osmanlı Sultanları tarihi - Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa Neşri Tarihi - Mevlâna Mehmed Neşri Behcetü't-tevarih - Şükrullah Cam-ı Cem-Ayin - Bayatlı Mahmut oğlu Hasan

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
3505 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın