• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/Eglenceli_Tarih









Sayfa Yönelendirme
Anket
eglencelitarih.com'u arkadaşlarınıza da önerir misiniz?
Enver Paşa'nın Ülkeden Çıkışı ve Türkistan Macerası

Enver, 1881 yılında İstanbul'un meşhur Divanyolu'nda dünyaya gelmiştir. Babası Hacı Ahmet Paşa, annesi Dilara Hanımdır. Şevket Süreyya 'nın yazdığına göre baba tarafından soyu Gagavuz Türklerine dayanır. Enver Paşa, 3. Ordu Komutanlığı, daha sonra ise zamanla İttihat ve Terakki'nin 1913 yılında yaptığı Bab-ı Ali baskını sayesinde başa geçmesiyle Harbiye Nazırlığına yükselmiştir. Kendisi çok yetenekli bir askerdir ancak çok kısa sürede rütbeler atlamış ve ordunun en üst rütbesine geçmiştir.

Enver Paşa, 2.Meşrutiyetin ilanı ve Hamid'in tahttan indirilmesiyle birlikte Terakki'nin devleti yönetme nüfusları başladığı andan itibaren, herkesin gözdesi haline gelmiştir. Bilinenin aksine Enver Paşa, Alman hayranı bir kişilik değildir. 1.Dünya Savaşı, diğer devletlerin Osmanlı'ya son darbeyi indirmesi için bir fırsattı ve öyle yada böyle, Devlet-i Aliyye savaşa zorlanacaktı. Enver Paşa öncelikli olarak İtilaf tarafına yanaşmayı denedi ancak, başta İngilizler ve sonrasında Fransızlar, Osmanlı'dan kurtulmak istedikleri için bu teklifi geri çevirdiler. Enver Paşa, son çare Almanlar ile bir münasebete girdi ve Almanlar, Osmanlı'yı kendi safasına çekerek, savaş borusunu çalmış bulunuyordu . Öyleki artık Osmanlı Devleti yok, Enverland vardı Almanlar için.

 Enver Paşa

Zaman geçti ve Osmanlı 1.Dünya Savaşından yenik ayrıldı. Halk ve Şuara, tabii ki sorumu olarak ittihatçıları görüyordu . Bu nedenle İttihatçıların baş isimlerinden olan Cemal Paşa ve Talat Paşa ülkeden ayrılmayı kararlaştılar ancak bu fikir Enver Paşa'nın pek hoşuna gitmedi ve Cemal Paşa bu konuda çok uğraştı.

Bir şekilde ikna edilen Enver Paşa, İttihatçılar ile birlikte bir Alman filosuyla, Berlin'e doğru yol aldılar.

Enver Paşa'nın çok sevdiği eşi Naciye Sultan, ülkeyi terk etmeleri hakkında şunları yazar;

''Harp bitti. Kocam, arkadaşlarıyla birlikte memleketi terke karar verdiler. ''Sulhtan sonra tekrar geleceğim'' diyordu. Bana da gelmemi söyledi ancak kızım Mahpeyker, henüz 1 yaşında idi ''

Enver Paşa , U-67 botuyla geçtiği Sivatopol bölgesinde, bir vagon ile birlikte, arkadaşları Cemal Paşa ve Tala Paşa ile birlikte, Berlin'e geçecekti. Ancak sabah olduğunca ve yolculuk başlayacağı sırada beklenmedik bir şey oldu. Enver Paşa yoktu. Enver Paşa, tabiatı gereği kaçıp gitmeyi kendine yedirememişti. Bu yüzden Berlin'e geçmek yerine Batum'dan Türkistan'a geçme planları yapmıştı.

İnsanların arasına karışıp Kırım'a ulaşan Enver Paşa, bir liman köyüne varır. Orada bir yelkenli kiralar ve bir kaptan ile birlikte yolculuğa hazırlanır. Kendisini muhtemelen Rusya'dan kaçmak isteyen bir Türk askeri olarak tanıtmıştır. Yelkenli ile yola çıkmaları, Enver Paşa'nın ölümüne yol açmak üzereydi. Çünkü Basit bir motoru olan bir tekneydi bu... Karadeniz'in hırçınlığına dayanmasına imkan yoktu. Bata çıka, sallana sallana mecburi olarak kıyıya geri döndüler ama Enver Paşa felaket bir şekilde zatüre olmuştu.

Ancak Enver Paşa henüz 38 yaşında idi. Yaşından dolayı zinde saylırdı. İyileşmesi çok uzun sürmedi. Oranın köy halkı kendisine çok iyi baktı. Enver Paşa iyileşir iyileşmez mecburi olarak Berlin'e döndü. Ancak Berlin'e gittiğini Cemal ve Talat Paşalar dışında kimse bilmiyordu. İngiliz gazeteleri ise Enver Paşa'nın Kafkasya'da olduğuna dair gazetelerde haberler yazıyorlardı. O günlerde gariptir ki İngilizlerin odak noktası İttihatçılar değil, sadece Enver Paşa'dır.

Enver Paşa, çok kez Moskova'ya gitmeyi düşünür. Aklına teyyare ile gitmek geli ve Berlin hükümetinin yardımıyla yanına bir kişiyi de alıp uçmaya başlar. Ancak bu uçuş denemelerinden birisi, Rusya sanıp Polonya'ya inmek , diğeri ise teyyarenin arızası yüzünden kesilmesiyle bitmiştir. Bir çok kez yakalanıp hapishanelerde kalmıştır. Hapishanede ise filmlere konu olacak maceralar yaşamıştır.

Öncesinde orada harçlığını çıkarmak için, hapishanede bulunan bazı yabancı subayların portlerini çizmiştir. Sonrasında ise yanında hemşir olarak kendini tanıttığı adamıyla birlikte fırsat bulup kaçmışlardır. (Bu konular çok uzun olduğu için kısa kesiyorum. Türkistan konulu bu akalede bu konuları uzatmak istemedim.)

Öyle yada böyle Moskova'ya giren ve orada güzel bir karşılama ile karşılaşan Enver Paşa, ilk iş olarak ''İslam İhtilal Cemiyeti'' adında bir cemiyet toplanmasına katkıda bulunmuştur. Bu cemiyetin içersinde çok az sayıda Türk olmasına karşın, çoğunluğu Arap idi.

Moskova hükümetinin de gözetimi altında kurulan Şark Milletleri kurultayı Baku'de toplanmıştı. Aralarında Sovyet yanlısı insanların bulunmasına karşın Enver Paşa'yı pek seven kişiler yoktu. Enver Paşa kendi makalesini bile bir başkasına okutmuştur. 

Enver Paşa bu toplantılar ve kurultaylardan sonra bir çok kez Berlin'e gitmiştir. Daha sonra vagonla Batum!a gelmiş ve Anadolu'da hareketlilik olduğunu farketmiştir. Mustafa Kemal'e bir çok kez mesajlar yollamış ancak ülkenin karışık olduğunu düşünen Mustafa Kemal, Enver Paşa'nın gelmesini istememiştir. Bunu bizzat mektuplar yazarak engellemeye çalışmıştır. Hatta Fevzi Çakmak, Mustafa Kemal'den aldığı emiri Kazım Bey'e şu şekilde iletmiştir. ''Enver Paşa sınırdan geçer ise, tevkif ediniz! ''

TÜRKİSTAN MACERASI BAŞLIYOR

Enver Paşa, yaşanılanlardan sonra , Moskova'nında bilgisi dahilinde Türkistan'a geçti. Öncesinde Buhara'da vaziyeti öğrenmek isteyen Enver Paşa, Emir ile görüşmek istedi ancak Emir o sıralarda Şarki Buhara'da bulunuyordu. Çünü ceditçiler tarafından baskıya uğruyordu.

Bu sırada yanında bulunan Hacı Sami sürekli olarak Enver Paşa'ya;

''Türkistan sen bekliyor. Ordular senin emrin girmeye hazır.'' gibi galayana getirici sözler sarfediyordu.

Buhara'da yaklaşık 23 gün kalan Enver Paşa , burada kalmayı ve bir kurul toplamayı düşünüyordu . Ancak Buhara o dönemde çok karışık bir haldeydi ve bu kurulu toplamak mümkün değildi.

Hacı Sami'nin sözlerine az da olsa inanan Paşa, Türkistan'da ki ayaklanmanın başına geçmek için sabırsızlanıyordu. Ama başına geleceklerden habersizdi....

 
LAKAYLAR İLE BULUŞMA

Lakaylar ve Kırgız büyükleri ile buluşan Enver Paşa, bu kişiler tarafından görkemle karşılandı. Etraf pek temiz ve düzenli değildi ancak halk ve askerler, Enver Paşa'yı gördükleri için çok mutlu olmuşlardı. Enver Paşa bu şekilde askeri mevzuatı ve silahların sayısı hakkında bilgiler edinerek zamanını geçirmeye başlamıştı. O sıralarda Lakay İbrahim, Enver Paşa ile buluştu.

Lakay İbrahim, ceditçilerin karşıtı, eskiye bağlı ve okuma yazma dahi bilmeyen bir adamdı. Sayıca fena olmayan askerleri ile Enver Paşa'ya destek için gelmişti. Ancak işler pek de öyle olmadı...

Bir gece yarısı Lakay İbrahim'in adamları, halkın güvenliği ve saadet için Enver Paşa ve bölüğünün silahlarını toplatma kararı alı ve bunu Enver Paşa'ya ''güvenlik'' neticesi için yapıldığını söyledile . Karşılıklı ekmek ve Kur'an üzerine yeminler edilerek , silahların teslim edileceğini , bunların geçici olduğunu söylediler.

Paşanın canı bu duruma çok ama çok sıkıldı. Yıkılmış gibiydi . Tam 3 ay boyunca Lakay İbrahim'in yanında bir esir gibi yaşamaya mecbur olur . Bu esirlikler sırasında Lakay İbrahim, sürekli olarak Enver Paşa'yı yanında gezdirir ve ona çok iyi davranır. Ancak Paşa , harb etmek için sabırsızdır ve bu adamın bu muamelelerinden sıkılmıştır. 3 ay süren esaret sonunda bitmiştir ve Enver Paşa artık tam bir ''lider'' olma yolunda ilerlemeye devam edecektir.

Buhara'dan gelen bir haberci , Buhara'dan gelecek askerleri haber vermiş , (yaklaşık 167 kişi ) ve Naciye Sultan'dan bir paket getirmiştir. İşan Sultan tarafından da yemin alan Enver Paşa, ordusunu genişletiyordu.


Enver Paşa artık planlarına başlayabilirdi . Önce bir emir yayınladı ve herkesi savaşa çağırdı . Bu emir okunduğunda  , bağımsızlık ateşi resmen insanların içlerine işliyordu. Nitekim Ruslara karşı ilk harekat 28 Ocak 1922'de başlar. Bu çatışma , Basmacıların galibiyeti ile sonuçlanır ve Ruslar , Baysun mevkiisine kadar çekilmek zorunda kalır. Artık Paşa için Basmacılar , Nazır-ı Küllü-l Asakir'' diyordu . Yani Nazırın Başı...

Ne olursa olsun, Enver Paşa'nın elindeki asker sayısı kısıtlıdır. Her biri yetenekli birer yiğit olan askerler, sayıları az olduğu için çoğu zaman kısıtlanıyordu . Bu yüzden Ruslar rahat durmaz ve sürekli olarak baskılarına devam ederler. Bu şekilde Enver Paşa ve ordusu yavaş yavaş geri çekilmeye başlar. (15 Hazian 1922)

Ruslar artık Buharayı ve Türkista'ın bazı önemli mevziilerini işgal etmişlerdi. Enver Paşa'nın çekilme emirleri de artmıştı. Rusların şuan tek derdi, Enver Paşa'nın başka bir ülkeye kaçmasını önlemekti.

İşte tam bu zamanlara yakın , doğuda , Çegan Tepesi taraflarında silah sesleri duyulur . Tepe taraflardından makinalı tüfeklerle köye saldırı düzenleyen Ruslar, artık direk olarak saldırı planındaydı.

Askerlerin bütün yalvarmalarına rağmen Paşa , atına atlar ve en önden koşar . 4 Osmanlı askerininde bulunduğu 25 Türk ile birlikte olan Enver Paşa, koşmaya başladığı anda askerlride ondan geri kalmaz ve Paşa'nın hemen ardından atlarını sürerler .

1908'de Makedonya'da başlayan Enver Paşa'nın macerası, burada, Himalaya dağlarının Kuzey silsilesini teşkil eden Pamir eteklerinde son bulur.

Ruslar, teyit etmek için ölen askerlerin yanına geldiler ve teftişe başladılar. Enver Paşa'nın cesedi soyuldu ancak kanlı çamaşırları üzerinde bırakıldı. Enver Paşa'nın naaşı, 2 gün Pamir eteklerinde öylece kaldı. Oralardan geçen bir köy imamı Enver Paşa'yı tanıdı ve derhal en yakın köye haber gönderdi. Enver Paşa, Abıderya köyünde bir ceviz ağacının altına gömüldü .

   
Bir tarih sayfası , usulca ve hezimetle kapandı...

  Enver Paşa'nın Şehadet Protokolünü buraya aynen yazıyorum . ( Şevket Süreyya'nın Enver Paşa 3.Cİlt kitabından )

 '' ŞEHİD-İ MUHTEREM ENVER PAŞA HAZRETLERİ ''

Pek mukaddes ve ali bir maksat peşinde Buhara-yi şerifin Belh-i Celvan vilayetinin, Çegan nam mahalinde Miladi 4 Ağustos 1922, Hicri 21 Temmuz 1338 ve Kameri 11 Zilhecce 1340 senelerinin Kurban bayramı 2. Cuma günü, gündüz öğle vaktinde, karip bir zamanda hun-i pakini mahall-i mezkur toprakları üstüne akıta akıta kahramanane ve merdane bir surette rütbe-i şehadete nail olmuştur.

Turan İtilal Ordusu Kumandanı ve Enver Paşa'nın Naibi,

Miralay Ali Rıza.''


Enver Paşa, çoğu kesim tarafından eleştirilen bir kimsedir. Ancak onun zamanına bakılırsa ve Balkan savaşından bitik düşen ve aciz bir yenilgi alan Osmanlı ordusunu kısa sürede gençleştirip, yüksek bir sayıya ulaştırmış ve onarmıştır.

Ama bazen denir ya, kader yüze gülmedi mi olmaz diye, Enver Paşa'nında hayatını bu cümle özetler. Ne iş ile meşgul olduysa, her zaman vatanı, Türklüğü ve dini için çalışmıştır. Ancak her seferinde işler ters gitmiş, beklemediği olaylar ile karşılaşmıştı.

Erdinç OFLİ


Kaynakça

Enver Paşa Cilt 1,2,3 (Şevket Süreyya Aydemir)

Enver Paşa'nın Son Günleri (Yaver Suphi Bey)

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
5599 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın