• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/Eglenceli_Tarih









Sayfa Yönelendirme
Anket
eglencelitarih.com'u arkadaşlarınıza da önerir misiniz?
Uzun Hasan

15.yüzyılda Türk Dünyasının Doğu Anadolu’daki temsilcisi durumunda olan Akkoyunlu Devleti, o zamanlar tıpkı ezeli rakipleri olan Azerbaycan egemeni Karakoyunlular gibi devrin en güçlü devleti olarak görünen Timur Devleti’ne yarı bağlı olarak mevcudiyetlerini koruyabiliyorlardı. Timur’un oğlu olan Şahruh, Karakoyunlu ve Akkoyunlular arasında bir denge kurmak suretiyle kendi iktidarlarını da sağlama almaya çalışıyordu.

Uzun Hasan’ın babası Ali Bey de Akkoyunlu Saltanat Mücadelesinde Şahruh’un desteğiyle tahtta kalabilmiş fakat kardeşi Hamza Bey ile mücadele etmek için Memluklerden yardım beklentisi içine giren Ali Bey iki oğlunu Memluk Sultanı Baybars’a rehin vermek durumunda kalmıştır. Ali Bey bu çabalarına karşılık kardeşi Hamza’nın 1438 yılında Diyarbakır’ı ele geçirmesini engelleyemeyince idare el değiştirmiştir. Bu andan itibaren Uzun Hasan ve kardeşi Cihangir amcalarına karşı mücadeleyi devam ettirmeye başlamışlar ve 1444 yılına gelindiğinde Cihangir iktidarı ele almayı başarmıştır.

1447 yılında Şahruh’un ölümü üzerine Timurluların iç çekişmelere başlamaları ve dağılmaları sonrasında dengelerde meydana gelen değişme Karakoyunlular lehine olmuştur. Çünkü Karakoyunluların gelmiş geçmiş en güçlü hükümdarı olan Cihanşah 1446 yılında Bağdat’da idareyi ele aldıktan sonra Timuroğullarının denetimindeki Şiraz’a kadar olan birçok yeri ele geçirerek büyük bir güç elde etmiştir. Nihayet bu gücünü Akkoyunlulara da göstermek isteyen Cihanşah 1450 yılında Erzincan ve Malatya’yı ele geçirdikten sonra 1452 yılında Cihangir’in üzerine yürüyerek onu kendi egemenliğini tanımak zorunda bırakmıştır. Cihanşah’ın ne denli büyük bir güç sahibi olduğunu görmek için dönemin dünyadaki en büyük kenti olan Timur Devleti’nin başkenti Herat’ı ele geçirip denetim altında tutabildiğini görmek yeterli olacaktır.

Uzun Hasan’ın gerçek anlamda tarih sahnesine çıkışı ağabeyi Cihangir’in Cihanşah’ın egemenliğini kabul etmesiyle başlamaktadır. Uzun Hasan bu durumu kabullenmediği için Cihangir’i Diyarbakır’dan çıkarmış ve Karakoyunlular ile yaptığı mücadeleleri kazanarak bu önemli gücü bölgeden uzaklaştırmıştır. Karakoyunluların vasali olan Kürt Beylerini ortadan kaldırmış, Gürcistan üzerine seferler düzenlemiştir.

Uzun Hasan’ın bu başarıları kendisini Türk dünyasının en büyük lideri olarak görmesini sağlamış ve tıpkı geçmişte Timur’un yaptığı gibi Osmanlı’yı kendilerinin yüksek egemenliğini tanıyan hiç değilse vergi ödeyen bir şekle sokmak istemiştir. Ancak gücünün doruğunda olan Osmanlı Sultanı 2.Mehmed’in böyle bir teklifi kabul etmesi olanaksız olduğu gibi 2.Mehmed, bu tehlikeye karşı Akkoyunluların ezeli düşmanı Karakoyunluları desteklemiştir.

Uzun Hasan tarafından yıpratılan Karakoyunlular iç mücadelelere başlamışlar ve Cihanşah kendi oğullarının isyanı ile uğraşmak zorunda kalmıştır. Daha önce Timuroğullarından kazandığı toprakları Timur Devleti’nin son büyük Sultanı Ebu Sait karşısında hızlı bir şekilde kaybeden ve Cihanşah son bir çabayla Uzun Hasan üzerine düzenlediği bir sefer sonrasında 1467 yılında yenilerek öldürülmüştür. Uzun Hasan’ın elde ettiği güç yüzünden Timuroğulları yani Ebu Sait ile işbirliğine giden Karakoyunlara karşı Uzun Hasan 1468 yılında Mahmudabad Savaşında elde ettiği büyük zaferle bölgenin yeni şekillendiricisi olduğunu kanıtlamıştır. Bu zafer sırasında Ebu Sait Han öldürülmüştür. Azerbaycan ve İran’ı elde eden Uzun Hasan başkentini Tebriz’e taşımıştır. Karakoyunlar da bu savaş sonrasında kısa bir sürede parçalanıp dağılmışlardır.

Uzun Hasan’ın bir önemli tutumu da Safevilerin henüz devlet değil tekke oldukları dönemlerde Karakoyunlara karşı denge unsuru olarak kullanmak üzere onları himaye altına almasıdır. Elbette bu hareketin en önemli amacı ise Uzun Hasan’ın başarılarını devam ettirebilecek tek unsur olan Türkmenlerin üzerindeki Safevi etkisini kendi lehinde kullanabilmek olmuştur. Kız kardeşi ile evlendirdiği Şeyh Cüneyd ve ardından kızı ile evlendirdiği Şeyh Haydar, Uzun Hasan tarafından desteklenmiştir. Öyle ki Akkoyunlu Devleti daha sonra parçalandıktan sonra Osmanlı ile mücadeleyi Safeviler ele alacak ve uzun yıllar Osmanlı’nın yakasını rahat bırakmayacaklardır.

Uzun Hasan ayrıca, Osmanlı Sultanı 2.Mehmed tarafından yıkılana kadar Trabzon Rum Devleti ile de oldukça iyi ilişkiler kurmuş hatta Rum İmparatorun damadı olmuştur. Anadolu topraklarında artan Osmanlı etkinliklerine karşı özellikle Karamanoğulları başta olmak üzere Türk ve Türkmen boylarına destek vermiş ve korumasına almıştır. Timur’un mirasçısı olarak hareket eden Uzun Hasan’ın Suriye seferi ise başarıya ulaşmamış Fırat nehri Memluk ve Akkoyunlu devletleri arasında sınır kabul edilmiştir.

Uzun Hasan’ın 2.Mehmed ile Anadolu’da güç çekişmesi yaptığı böylesi bir dönemde Osmanlı ile uzun süre çarpışan Venedik’in de bu çarpışmalarda geri düşmesinin ardından sığındığı ve yardım beklediği yer Akkoyunlar ve Uzun Hasan olmuştur. Öyle ki bu ortaklık o dönem Osmanlı’yı ve 2.Mehmed’i durdurabilecek tek kuvvet görünümündeydi. Venedik’in tek başına Osmanlı ile başa çıkması imkansız olduğu gibi Uzun Hasan’ın da elindeki silah gücü ve teknolojisi karşısında 2.Mehmed’e diş geçirmesi pek zor görünüyordu.

Konya’nın 1468 yılından itibaren başlatılan etkinlikler sonucu Osmanlı’ya bağlanmasının ardından Uzun Hasan’ın İç Anadolu’ya yolladığı kuvvetler Kayseri ve Tokat’ı ele geçirmiş, Konya kuşatmasında ise başarısız olmuştur.

Uzun Hasan’ın Anadolu hareketini geri çevirmek için harekete geçen 2.Mehmed, bu dönem Haçlıların İstanbul’u ele geçirme planları olduğunu bilmesine rağmen, çok büyük bir ordu kurarak Uzun Hasan’a karşı harekete geçmiştir. Uzun Hasan ise Türkmen boylarını bir araya getirerek aşirete dayalı disiplinli bir yönetim kurmayı başarmış ve İran ile Doğu Anadol’ya egemen olmuştu. Bu anlamda artık kendini Timur’un mirasçısı saydığı için Osmanlı’yı da kendine bağımlı sayacak psikolojik tavrı ortaya koyuyordu. 2.Mehmed’e tıpkı dedesi Yıldırım Bayezid’in 1402 Ankara Savaşı’nda Timur karşısında uğradığı hezimeti yaşatmak istiyordu.

Ancak 71 yıl sonra yapılan bu savaşta artık durum çok farklıydı ve Yeniçerilerine ve ateşli silahlarına çok güvenen 2.Mehmed, Ağustos 1473’de yapılan Otlukbeli savaşında Uzun Hasan’ı yenmiştir. Uzun Hasan’ı olası bir galibiyete götürecek Venedik desteğinin geç kalması 2.Mehmed’in ne denli iyi bir zamanlama ile Uzun Hasan üzerine harekete geçtiğini göstermektedir. Bu sefer sırasında her an bir Haçlı baskını yeme riski ile karşı karşıya kalan ve bu sefer yüzünden Rumeli ve İstanbul savunmasız bırakan 2.Mehmed’in Istanbul’u nasıl savunacağını soran sadrazama şöyle dediği ifade edilmektedir: “Tüccar ve zanaatkarlar var, onlarla savun”. Buradan 2.Mehmed’in bu seferi ne denli büyük bir risk alarak gerçekleştirdiği ve Uzun Hasan’ın etkinliğinin Osmanlı için ne büyük bir tehdit olduğu açıktır.

Otlukbeli Savaşından sonra Egemenlik kurduğu topraklarından fazla bir şey kaybetmemesine karşılık uzun Hasan aldığı bu yenilgi ile bir daha Osmanlı topraklarına saldırmayacağının garantisini vermiş ve öyle de olmuştur. 2.Mehmed’in bu zafer sonrasında gösterdiği akıllarda kalan en önemli hareket ise ele geçirdiği esirleri hiçbir karşılık beklemeksizin serbest bırakması ve Tanrıya şükranını bu şekilde göstermesi olmuştur. Uzun Hasan’ın dönemin çok büyük bir askeri ve siyasi kişiliği olmasına karşılık bu alanda 2.Mehmed ile boy ölçüşmesi imkansızdır. 2.Mehmed bu zafer sonrasında Anadolu’ya sırtını rahatça yaslamış ve Otlukbeli savaşı sonrası göreve getirilen Gedik Ahmet Paşa ile birlikte başta Kırım olmak üzere yeni fetihlere yelken açmıştır.

Akkoyunlu Önderi Uzun Hasan, Kuran-ı Kerim’i ilk kez Türkçe’ye çevirten kişidir. O’nun bu girişimini anca 500 yılı aşkın bir süre sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk tekrarlayabilecektir. Ayrıca Uzun Hasan bir ara Kuran’ı yorumlamaya bile girişmiş fakat din adamları yanlış yapıp günaha girersin diyerek bunu önlemişlerdir.

Türk Siyasi Tarihinin en önemli simalarından biri olan Uzun Hasan, Otlukbeli yenilgisinden 4 yıl sonra 1477 yılında çıktığı Gürcistan seferinden dönerken hastalandı ve 1 yıl sonra Tebriz’de öldü. Ak Koyunlu Devletini döneminin en güçlü devletlerinden biri haline getirmişti fakat kendisi öldükten sonra çocukları bağımsız beyler gibi hareket etmek istedikleri ve merkezi otorite sağlanamadığı için bu devlet de kısa bir sürede tarih sahnesinden silinmiştir.

25/09/2016 – Umut EKER

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
2138 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın