• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/Eglenceli_Tarih









Anket
eglencelitarih.com'u arkadaşlarınıza da önerir misiniz?
Eski Türklerde At ve Silah

Bilinen tarihin başından itibaren Türk savaşçısı at ve ok olmadan düşünülemez. Denilebilir ki; İslamiyet’in kabulüne kadar piyade askeri hemen hemen olmamıştır.

At ve ok eğitimi üç, dört yaşlarında başlamaktaydı. “Annesinin yardımından kurtulup, yürümeye başlayan Türk çocukları, koyunların sırtına binerek, önce farelere, gelinciklere ve kuşlara, daha sonra tilkilere ve tavşanlara ok atmak şeklinde oynadıkları oyunlarla âdeta ilk askerî eğitimlerini yapmaktaydılar.” (Bacon)

Kendisi ordu olan halkın, atlı askeri eğitimi canlı ve hareketli hedefler üzerinde yapılırdı. Bu eğitimin en güzel örneği sürek avlarıydı. “Sürek avları, atlı akrobasi ve ok atma yarışmaları, cirit, gülle atma, güreş ve kayak savaş eğitiminde kullanılırdı.” (Kafesoğlu) “Binlerce av hayvanının vurulması ile sonuçlanan sürek avları, âdeta bir savaş tatbikatı şeklinde cereyan etmekteydi. Bu faaliyete hemen hemen bütün ordu birlikleri katılmaktaydı. Çin Yıllıklarının kayıtlarına göre, M.Ö. 62 yılında Hun hükümdarının yönetiminde düzenlenen böyle bir sürek avına 100 bin atlı birden katılmıştır.” (De Groot)

Savaş sistemi hareket, hız ve isabet üzerine kurulmuştu. “Süratin savaştaki önemini ilk keşfeden millet Türklerdir.” (Grousset)

Ammianus: “(Hunlar) piyade olarak dövüşmeye hiç alışkın değillerdi. Bir defa eyere oturduktan sonra, küçük ve çirkin, ama yorulmak bilmeyen ve yıldırım gibi giden atlarına sanki yapışık kalırlardı. Savaşlarda korkunç çığlıklar atarak, düşmanın üzerine çullanırlar. Bir direnme ile karşılaşınca, hemen dağılırlar, ama kısa zaman sonra aynı süratle gelerek, önlerine çıkan her şeyi delip geçerler. Buna rağmen bir müstahkem mevkii kuşatıp, merdivenlerle ele geçirme sanatını bilmezler. Ancak, şaşılacak kadar uzak mesafelere attıkları ve demir kadar sert ve öldürücü sivri kemikten uçlu oklarını atmada gösterdikleri maharete hiç kimse erişemezdi”. (Altheim)

Ammianus: “(Hunlar) yürürken ağır aksak, fakat at üstünde pire gibi çevik ve dayanıklıdırlar. Korkunç savaşçılar olup, yay ve kement kullanmakta eşsizdirler”. (Nemeth)

St. Efraim: “(Hunların) haykırmaları arslanların kükremesini andırır. Atları üzerinde ufukta bir fırtına gibi uçarlar. Ordularıyla bir tufan gibi kapladıkları bütün arz üzerinde dehşet uyandırmışlardır. Silâhlarına karşı gelebilecek kimse mevcut değildir”. (Julien)

Çinliler: “Türkleri üstün yapan atlıları ve okçularıdır. Kendilerine uygun gelirse, şiddetle saldırırlar, tehlikede olduklarını sezerlerse rüzgar gibi kaçarlar, şimşek gibi kaybolurlar”. (Eberhard)

Türk savaş sisteminde bağımsız ve hareketli birlikler önemli rol oynardı. Savaş sırasında bu birlikler sık sık dağılır ve toplanır, bu şekilde düşmanın dikkatini dağıtır ve saf düzenlerinin bozulmasına yol açardı. Çocukluktan başlayarak aldıkları eğitimin sonucu olarak; at üzerinde hızla giderken öne, arkaya ve yana isabetli bir şekilde ok atabilirlerdi.

Savaş alanını özenle belirlerler, ırmak, vadi ve tepelerin sağladığı avantajları çok iyi kullanırlardı. Stratejik yer ve mevkileri düşmana kaptırmamak için savaş meydanına düşmandan önce gelip stratejik mevkileri tutarlardı. Savaş için ayın birinci ve ikinci yarısı, gece ve gündüz, havanın da yağışlı ve yağışsız olması çok önemliydi. Hunlar, genellikle ayın ilk yarısında hücuma geçer, ikinci yarısında geri çekilmeye başlarlardı.

Sürpriz baskınlarda dolunay olan geceleri seçerlerdi”. (Chang Jen-t’ang ) “Yağmurlu havalarda savaştan kaçınırlardı. Çünkü ıslanan yayın üzerindeki zamk eridiği için kiriş gevşiyor ve ok kullanmak zorlaşıyordu. Hatta bu durum savaşı bırakmayı ve geri çekilmeyi bile zorunlu kılmaktaydı”.(Kafesoğlu)

Kudruk katığ tügdümiz

(Atın kuyruğunu sıkı sıkı bağladık)

Tengriğ öküş ögdümüz

(Tanrıyı çok övdük)

Kemşip atığ tegdimiz

(Gemi çekerek atı üzengiledik)

Aldap yana kaçtımız”.

(Arkamıza düşsünler diye, onları aldatarak kaçıverdik)

Kaşgarlı Mahmûd

Şenol SOYDAN

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
4285 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın