• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/Eglenceli_Tarih









Anket
eglencelitarih.com'u arkadaşlarınıza da önerir misiniz?
Bozkır Türk Kültüründe Önemli Hayvan Motifleri

Bozkır kültürü, bölge insanına doğayla uyumu öğretmiş, bu sayede bozkırın uzun dönem yegane sahibi Türkler, gündelik yaşamlarını doğanın sunduğu nimetler ve hayvanlarla iç içe geçirmiştir. Bu durum, sanatlarına kadar yansımış, Çin’den Avrupa içlerine kadar mükemmel bir hayvan üslubunu sanatın her koluna hediye etmişlerdir.


AT 

At bozkır Kültürünün en önemli ve değerli figürüdür. Bozkırlının yaşamında ekonomik değerinin yanı sıra, askeri ve siyasi rolü en yüksek varlıktır.

Asya’daki ilk at kalıntıları, Türk anayurdu bölgesindeki Afanasyevo (MÖ 2500-1700) ile onun gelişmiş hali Andronovo Kültürü’nde (MÖ 1700-1200) görülmüştür. Andronovo ve Afanasyevo kültürlerine ait insan iskeletleri Brakisefal Turanid Savaşçı Beyaz Irk (Türk/Turan) tipini temsil eder. Batılıların zorlama anlamlar yüklediği İndo-Germen kuramının aksine, at kalıntıları da kalın gövdeli ve iri bacaklı Prezewalsky cinsi değil, orta boylu, ince ve uzun bacaklı, savaş meydanlarında hızlı ve ani manevralara uygun bozkır atlarına aittir.

 Eski Türklerde Hayvanlar

Türk atı; orta boylu, uzun ince bacaklı, mağrur duruşlu, geniş alınlı, küçük kulaklı, küçük ve narin başlı, parlak gözlü, sık ve uzun yelelidir. Göğsü, sağrısı ve arka bacakları çok kuvvetlidir. Genellikle dört nala koşar ve nadiren yerde uyur. Soğuğa, sıcağa, yağmura ve rüzgâra son derece dayanıklıdır. İki önemli türü “Taki” ve “Tarpan” olarak adlandırılır, tüy renklerine göre; “or (turuncu) at”, “oy (yağız) at”, “ak (alacalı) at”, “yağız at”, “boz at”, “tığ (konur al) at”, “taz (alaca) at”, “kuba (kumral) at”, “kula at”, “kır at”, “tum kara at”, “tum toruğ (tamamen doru) at”, “toruğ at”, “çilgü (al) at”, “çından (pembe) at”, “kızgul (boz ile kır arası) at” gibi çok çeşitli isimler verilirdi..

Türkler madeni mükemmel işleyerek metal savaş atetlerini ürettikleri ve atı savaş aracı olarak etkili biçimde kullandıklarından, Çin Kuzeyine geldikleri M.Ö.370 lerde, Çin’in kalabalık ve bambu kamışından mızraklara sahip piyade ordularının içine dalıp perişan etmişlerdi.

Türkler her yıl at güreşi düzenler, birinci gelen atın soyunu türetirlerdi. Çinliler, MÖ 4. yüzyılda Türklerle karşılaşana kadar Atlı Bozkır Kültürünü bilmiyor, atı sadece araba çekmekte kullanıyorlardı. En güzel Türk atlarına “Kan Terleyen Atlar” adı verilirdi. Mete (Mo-tun/Bagatur) Han, Yüe-çiler elinde esir olarak bulunduğunda, Babası Tu-man (Teoman/Duman)’ın Yüe-çilere saldırması üzerine, bunun kendisinin öldürülmesi için planlı bir hareket olduğunu anlayıp, tüm gün boyunca koşabildiği için (binlik) denilen atıyla kaçıp kendi obasına dönmüştü. Ayrıca, Moğol-Tunguz kabilesi Tung-hu’ların, Hun Tanhusu Mete’den, babasına ait binlik atı istedikleri de kaynaklarda yazılıdır. Bu da siyasi hayatı bile ne derece etkilediğini gösterir.


KARTAL (MÜRKÜT/BÜRKÜT) 

Kartal avcı kuş türünün hükümdarıdır. Aynen Bozkurtlarda olduğu gibi; yüksekte ve yalnız yaşaması, özgürlüğüne düşkün olması, kızıl ve siyah tilki ile çakalları bile avlayabilecek cesaret ve güce sahip olması her zaman Türk kültüründe saygı görmesine vesile olmuştur. Nişan ve sembol olarak Orta Asya’da çok yaygındı. Kartallı tuğ veya asa kudret ve asaleti temsil ederdi.

Büyük Selçuklunun bayrağı çift başlı kartaldır. Selçuklu devri tarihçisi İbni Bibi; Anadolu Selçuk hükümdarlarının savaşta ele geçirdikleri yerlerin yüksek bir noktasına kartal figürü bulunan çetr (bir tür çadır) kurduklarını nakleder.

Beyşehir Gölü kıyısında Alaeddin Keykubat tarafından yaptırılan (1226-1237) Kubadabad Sarayının çinilerinde, kartal şekilleri ve altındaki “Es Sultana” yazısı da kartalın hakimiyet ve güç sembolü olduğuna vurgu yapar.


BOZKURT (GÖK/KÖK BÖRÜ) 

Bozkırın sert ve güç şartları sebebiyle, bölge insanı doğa ile uyum sağlamanın zorunluluğunu öğrenmiş, mükemmel bir uyum sağlamıştır. Hayvancılıkla uğraşan, doğayla iç içe yaşayan, yaz günlerinde yıldızların altında, sürülerinin yanında uyuyan Türk atası, doğadaki canlıları çok iyi gözlemlemiştir. Sürülerine (özellikle koyun) zarar vermesine rağmen Bozkır Kurtlarına büyük saygı göstermiştir. Bunun sebebi; bozkurtların asla esaret kabul etmemesi, mağrur ve özgürlüğüne düşkün olması, çok organize teşkilatlanması etkili olmuştur.

Tarihte bir çok savaşın sonucunu belirleyen, az sayıdaki orduların kalabalık düşmanla başa çıkmasını sağlayan Turan Taktiği “Kurt Kapanı” bozkurtların yaşamı gözlemlenerek oluşturulmuştur. Kurt sürüleri mükemmel işleyen bir organizasyon ve hiyerarşi içinde hareket ederler. Avlayacakları sürünün koruyucularına (çoban veya köpekler), kurt sürüsünün en çelimsiz ve zayıf olanları (Betalar) görünerek korumayı üzerine çeker, asıl avcı ve savaşçı üyeler bir tepe arkası, kaya dibi vs. gibi uygun bir yerde pusuda beklerler, sürü korumasını tahrik eden kurtlar onları pusu alanına çeker. Alana giren koruma önce hilal şeklinde kuşatılır, sonra hilalin uçları birleştirilerek çembere alınıp imha edilir. Benzer bir taktik de geyik avlamada, bu sefer hilal düzeninde atak yapılarak uygulanır. Sürünün Alfa ve avcıları ile Betaları sistemdeki rollerini çok iyi bilir ve uygularlar.

Kurt, tüm Türk boylarının ortak kabulü sayılabilecek yaygınlıkta ulusal bir değer ve semboldür; savaşçılığı ve savaş ruhunu, özgürlüğü, hızı ve doğayı temsil eder. Türk halk kültüründe Bozkurt dişinin cepte taşınmasının nazardan koruyacağına inanılır. Kırgızlarda, bozkırda gezerken kurt görmek uğurdur. Rüyada kurt görmek de yine hayra yorulur.

Oğuz Kağanın buyurduğu gibi (Kök Börü bolsungıl uran=Bozkurt savaş naramız olsun) savaş haykırışı, bazen gönderin tepesine konulan altın kurt başı heykeli, kurt başlı bayraklar, tuğlar dikkat çekicidir. Kurt başı, hâkimiyet ve bağımsızlığın sembolüdür. Afaki ve maksatlı kuramcıların iddia ettiği gibi dinî (totem) bir nitelik taşımaz.

Dede Korkut’ta Bozkurt ile ilgili bölümler:

Kurt Kökeninden Olma: ”… Azvay (azman ?) kurt enüği erkeğinden köküm var ! Ağca yünlü tümen (on bin) koyunun gezdürmeye !…”

Bayırın Kurduna Benzeme: ”… Yengi (yeni) bayırın kurduna benzer idi yiğitlerim ! Yedi kişi ile kurulurdu, benim yayım !…”

Issız Yerin Kurdu Gibi Uluma: ”… Babası ile Yigenek, … İki hasret birbirine buluştular ! Issız yerin kurdu gibi uluştular !…”


Kurt Yüzünün Mübarek Olması

”… Kazan … Kurd yüzü mubarekdür ! Kurd ilen bir haberleşeyim dedi. Görelim Hânım, ne haberleşti:

Karangu (karanlık) akşam olanda, günü doğan !
Kar ile yağmur yağanda, er gibi duran !
Kara koç atlar görende, kişneşdüren !
Kızıl deve gördüğünde, bozlaşduran !
Ağca koyun gördüğünde, kuyruk çarpıp kamçılayan !
Arkasını vurup, berk ağılın kapısını söken !
Karma ögeç (2 yaşında koyun) semizin alıp tutan !
Kanlı kuyruk üzüp, çap çap yutan !
Avazı, kaba köpeklere kavga salan !
Çakmaklıca çobanları, dünle (gece) koyturan (yürüten) !
Ordumun haberin bilir misin, degil (de) manga (bana) !
Kara başım kurban olsun, kurdum sana !”

Kurt İle Koyun: ”… Semiz koyun, aruk (zayıf) toklu bayırda kalsa, kurt gelip yemez idi ! Karaca Çoban’ın sapanının korkusundan !…”

Şenol SOYDAN

05.06.2015 – Kocaeli

 

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
1385 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın