• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/Eglenceli_Tarih









Anket
eglencelitarih.com'u arkadaşlarınıza da önerir misiniz?
Mehmet Çelebi ve Fetret Devri

Babası Yıldırım Beyazid annesi ise Germiyanoğlu Süleyman Şah’ın kızı Devlet Hatun’dur. Mehmed Çelebi’nin doğum tarihi kesin olarak bilinmemekte ise de kaynaklarda 1379-1386-1390 olarak ifade edilmiştir. Çelebi Mehmed sikke ve kitabelerde “Sultan Gıyaseddin Mehmed”, kaynaklarda “Sultan Çelebi/Çelebi Sultan”, “Mehmed Bey” Arap ve Bizans tarihlerinde “Kirişçi” ve “Kirî” olarak anılmıştır.

Gençken bir kirişçinin yanında çalıştığı için “Kirişçi” iyi bir güreşçi olması nedeniyle “Kirî” lakabıyla anıldığı gibi söylentiler vardır.

 Mehmet Çelebi ve Divan Üyeleri
Mehmet Çelebi ve Divan Üyeleri

Sultan Çelebi Mehmed’in tasvirini kaynaklar şöyle yapmaktadır; Beyaz yüzlü, açık alınlı, kara gözlü, çatık kaşlı, sık sakallı, geniş omuzlu, orta boylu ve çelimsiz olarak betimlenen yumuşaklığı, tatlı dili, sabrı, iyilikseverliği ile anlatılır. Ayrıca Mehmed Çelebi Osmanoğullarının ikinci atası sayılır.

Yıldırım’ın oğulları Emir Süleyman, İsa Çelebi, Mehmed Çelebi ve Musa Çelebi arasındaki taht savaşlarıyla geçen Fetret Devri’nden (1403-1413) sonra Osmanlı Devleti’nin ikinci kurucusu sayılan Çelebi Mehmed’in kısa yaşamı; şehzadeliği, Sancakbeyliği, Fetret yılları ve bağımsız saltanatı olmak üzere dört evreye ayrılır. 1391’e kadar Bursa ve Edirne saraylarında geçen şehzadeliği için yeterli bilgi bulunmasa da ilerde kültürlü bir Osmanlı padişahı olmasını sağlayan bir eğitim aldığını görüyoruz. Hocaları Amasyalı Sofi Beyazid ile Tokatlı Bicaroğlu Hamza Bey idi.

Yaşamının 1391-1403 yılları arasındaki ikinci döneminde savaşkan fakat sağduyulu genç bir şehzade olarak Anadolu olaylarında etkin olduğu saptanıyor. Canik (Samsun) bölgesinin alınışı sırasında, Sivas Sultanı Kadı Burhanneddin’in saldırılarından bunalmış bulunan Amasya Emiri Ahmed Bey kenti Osmanlılara teslim edeceğini bildirince Yıldırım, Çelebi Mehmed’i 30 bin kişilik bir kuvvetle Amasya’ya gönderdi. Daha gençlik çağındaki şehzade olağanüstü bir yetkinlik ve olgunlukla kentin yönetimine el koydu. Bu başarısından ötürü Amasya Sancak Beyliğine atandı. O tarihten 1402’ye değin adeta Osmanlı’nın bir uç beyi gibi görev yaptı ve babasının Anadolu seferlerine asker ve yedek kuvvet gönderdi. 1402’de Ankara Savaşı’nda yaşanan trajediden sonra Çelebi Mehmed emrinde bulunan kuvvetler Bursa’ya çekilmek istediyse de deneyimli paşalar kendisini bu girişiminden caydırdılar. Çelebi Mehmed savaştan sonraki durumu Bolu’dan takip etti. Amasyalıların çağrısı üzerine bin kişilik bir kuvvetle Amasya yöresindeki kasaba ve köyleri yağmayan Kara Devletşah’ı ani bir baskınla öldürerek 1403’te Amasya’ya girdi.

Bu başarı, yaşamının üçüncü evresinin de başlangıcı oldu. Bu evrede Yıldırım’ın ölümü, Anadolu beyliklerinin yeniden kuruluşu, kardeşlerinin Bursa ve Edirne’deki taht çekişmeleri gibi olayların uzağında kalarak kendi bölgesinin sorunlarıyla ilgilendi. Fetret Devri’nde Osmanlı toprakları iyice daralmış Amasya ile toprak bağlantısı dahi kopmuştu. Çelebi Mehmed ülkesinin sınır güvenliği ve yeni toprak kazanımları ile ilgili bir dizi harekâtta bulundu. Canik (Samsun) bölgesindeki Kubadoğulları, İnaloğulları, Taşanoğulları Türkmen beylikleriyle birer derebeyi olan Köpekoğlu, Gözleroğlu denilen çetelerle savaşarak sınırlarını Tokat ve Sivas’a kadar genişletti. 1403’te henüz Timur Anadolu’da iken Orta Karadeniz ve Orta Anadolu’nun en güçlü egemeni konumuna geldi. Başarılarından dolayı Timur’dan davet alan Çelebi Mehmed’in yolda önü Türkmen beyleri tarafından iki kez kesildi. Durumu Timur’a haber eden ve özürlerini ileten Çelebi’ye Timur (Amasya-Tokat-Sivas) beyliğini onayladığına ilişkin “al damgalı berat, tac, kemer ve hırka” gönderdi. Bunun üzerine üstünde Timur ve Çelebi Mehmed’in adlarının yazılı olduğu ilk akçeleri 1403’te Amasya’da bastırıldı.

Mehmed Çelebi bu faaliyetlerle uğraşırken Ankara Savaşı’nın ardından Emir Süleyman deneyimli vezirler ile Rumeli’ne geçerek Edirne’de padişahlığını ilan etti. Timur’dan tac ve hilat alan Emir Süleyman meşruluğunu da kazanmış oldu. Yıldırım ile esir düşen diğer oğlu Musa Yıldırım Beyazid’in ölümü üzerine naaşı ve beraberinde kuvvetli bir ordu ile Bursa’ya gelerek hükümdarlığını ilan etti. İsa Çelebi kuvvet toplayarak Bursa üzerine yürüdü ve tekrardan Bursa’yı ele geçirdi. Musa Çelebi, Germiyanoğlunun yanına kaçtı. Mehmed Çelebi Timur’dan beratlı bir başka şehzade olan Musa Çelebi’yi yenerek Rumeli’ne kaçırtan İsa Çelebi’ye birlikte hareket etmek için anlaşma önderdi. Mehmed Çelebi, İsa Çelebi’nin bunu teklifi reddetmesi üzerine 1404’te Bursa’ya yürüdü. Ulubat Savaşı’nda kardeşini yenerek Bursa’ya girdi ve beyliğini duyurdu. Bu olay Çelebi Mehmed’in Osmanlı hükümdarlığının da başlangıcıdır. İsa Çelebi önce İstanbul’a ardından Edirne’ye giderek Emir Süleyman’ın verdiği kuvvetlerle Bursa önlerine geldi. Şehri kolayca zapt edeceğini düşünen İsa Çelebi Bursa halkının direnciyle karşılaştı ve şehri yakmaya çalıştı. Bunun üzerine Mehmed Çelebi ordusuyla geldi ve iki kardeşin yaptığı savaşı İsa Çelebi kaybetti. İsfendiyar Bey’in, Aydınoğlu Cüneyd Bey’in, Saruhan ve Menteşe beylerinin destekleri ile 1404-1405 yıllarında üç kez daha şansını denediyse de her seferinde yenildi. 1406’da Eskişehir’de hamamda yıkanıyorken Mehmed Çelebi’nin adamlarınca yakalanıp boğduruldu.

Osmanlı Anadolu’sunda tek başına kalan Çelebi Mehmed asıl büyük sorun ile yüz yüze geldi. 1402’den beri Edirne Sarayı’nda oturan ve Osmanlı’nın meşru hükümdarı sayılan Emir Süleyman, kuvvetlerini toplayarak Anadolu yakasına geçti. Çelebi Mehmed gelen kuvvetlere karşı koyamayacağını anlayarak Amasya’ya çekildi. Ankara’yı zapt eden Emir Süleyman Bursa’ya girerek kendini Rumeli ve Anadolu’nun sultanı ilan etti. Sivil ve askeri kadroların da desteğini almış olan Emir Süleyman 1406’da Timur’un Karamanoğlu’na verdiği Sivrihisar kalesini ele geçirdi. Akıncıları Karaman ili’ne girdi ve Anadolu’nun diğer beyleri Emir Süleyman’ın otoritesini tanıdılar. Tüm bu başarıların ardında Murat Hüdavendigâr’dan beri 20 yıl aralıksız vezirlik yapan Çandarlı Ali Paşa vardı ve o da o yıl öldü. Emir Süleyman için bu sonun başlangıcı Çelebi Mehmed içinse şansın döndüğüne bir işaretti. Mehmed Çelebi sabır ve kararlılıkla üç yılı hazırlık ile geçirdi. Ardından kardeşi Musa Çelebi ile iletişime geçerek ortak hareket etme konusunda anlaştılar. İlk hedef Emir Süleyman’ın Rumeli’ne geçmek zorunda bırakmaktı bunun için Musa Çelebi bir gemiyle Sinop’tan Eflâk’a geçti.

Bu olayı haber alan Emir Süleyman, Aydınoğlu Cüneyd Bey’i yanına alarak Rumeli’ne geçti. Hemen ardından Çelebi Mehmed Bursa’ya geldi ve yönetime el koydu. Planın ikinci aşamasında Çelebi Mehmed’in pek müdahalesi olmadı. Emir Süleyman ile Musa Çelebi o yıl içinde Kosmidion (Eyüp)-Edirne arasındaki topraklarda Musa’nın kayınpederi Eflâk Voyvodası Mirçe’den Emir Süleyman’ın da Bizans İmparatorundan aldığı desteklerle arka arkaya bir dizi savaş ve baskınlarla sürdü. Emir Süleyman savaşlardan galip çıktı ve Musa’nın bir daha saldıramayacağını düşünerek rahat davranmaya başladı. Musa Çelebi bir gece Edirne’yi bastı. Emir Süleyman kaçmaya çalışsa da yolda yakalanarak boğduruldu.

Artık Rumeli’nde Musa Çelebi, Anadolu yakasında Mehmed Çelebi vardı. Musa Çelebi hemen Edirne’de tahta oturup Çandaroğlu İbrahim Paşa’yı vezirliğe Simavna Kadısı Şeyh Bedreddin’i kazaskerliğe atadı. Musa Çelebi Rumeli’nin güvenliği ve fetih hareketlerine girişti. Kendine karşı olan Sırp Despotu Stefan’ın üzerine yürüyerek Noveberda şehrini aldı. İsyan eden Bulgar Prensi’ne baş eğdirdi. Emir Süleyman’ın Bizanslılara terk ettiği Karadeniz sahilindeki şehirleri ve Teselya’yı aldıktan sonra İstanbul’u kuşattı.(1411) Bu gelişmelerin ardından Bizans İmparatoru yanında bulundurduğu Emir Süleyman’ın oğlu Orhan Çelebi’yi serbest bıraktı. Orhan 1411’de Selanik’te bir isyan başlatması üzerine Musa Çelebi Selanik’e giderek isyanı bastırdı ve kuşatma üzerindeki etkiyi arttırdı. İmparator Manuel, Çelebi Mehmed ile anlaşarak ona ordu vererek Rumeli’ne geçmesi sağladı. Çatalca’nın İnceğiz köyü mevkiinde yapılan savaşı Mehmed Çelebi ağır yaralar alarak kaybetti. O yıl yapılan bir başka savaşta da sonuç değişmedi. Ancak 1413’teki üçüncü savaşta Musa Çelebi’ye yüz çeviren Rumeli Beyleri’nin desteğini alan Mehmed Çelebi kardeşini Vize Savaşı’nda mağlup etti. Küçük bir kuvvet ile kaçan Musa Çelebi Çamurlu Derbend’te sıkıştırıldı ve küçük çaplı bir vuruşmanın ardından yakalanarak boğduruldu. Yeğeni Orhan Çelebi’yi yakalatıp gözlerine mil çektirdikten sonra 5 Temmuz 1413’te Osmanoğullarının biricik varisi ve hükümdarı oldu. Bu dönem birbirinden cesur ve akıllı dört kardeşin amansız mücadelesini gözler önüne sermiş ve sonrasında içlerindeki en yetenekli olanın on bir yılın ardından tahta geçmesi ile sonlanmıştır.


Saltanat Yılları (1413-1421)

Mehmed Çelebi kardeşi ile yaptığı mücadelenin sonunda Edirne’de hükümdarlığını ilan etti ve bir süre orada kaldı. Karamanoğlu’nun Bursa’yı yaktığı haberi üzerine Anadolu’ya geçti. Önce ayaklanan İzmiroğlu Cüneyd’i sindirerek Ayaslug (Selçuk) ve İzmir’i zapt etti. 1414 ve 1415 yıllarında Göller Bölgesi’ni aldı. Karamanoğlu Mehmed Bey’i yenerek Konya’yı kuşattı ve uslanmaz kuzeniyle sözde bir barış imzaladı. Mehmed Bey’in barış yemini ederken elini koynundaki canlı güvercine koyduğu yeminden sonra kuşu salarak andını geçersiz saydığı Karaman kurnazlığının bir öyküsü olarak tarihlere geçmiştir.

Karaman seferinden dönüşte Ankara’da rahatsızlanan Çelebi Mehmed’i Germiyanoğlu Yakub Bey’in hekimi Mevlana Sinan (şair Şeyhi) tedavi etti. Şeyhi’nin bu tedavi nedeniyle başından geçenleri ünlü “Harnâme” mesnevisinde öyküleştirdiği söylenir. 1416’da Rumeli seferine çıkan ve Yergöğü’ne dek ilerleyen Çelebi Mehmed, Eflâk Prensi Mirçe’yi yeniden bağımlı hale getirdi. Bu sırada Çalı Bey komutasındaki küçük Osmanlı donanması da Kilkat adalarını vurduktan sonra 29 Mayıs tarihinde Çanakkale önünde bir Venedik filosuyla ilk deniz savaşına giriyordu. Yenilgi ile sonuçlanan bu savaşta Venedikliler ele geçirdikleri Türk kadırgalarını ve içerisindeki askerleri kılıçtan geçirdiler. Bu korkunç savaştan sonra uzun görüşmeler sonunda 1417’de ilk Osmanlı- Venedik barış anlaşması imzalandı.

1418-1419 yıllarında Çelebi Mehmed’i uğraştıran büyük sorun eski Simavna Kadısı ve Kazasker Şeyh Bedreddin’in ayaklanması oldu. Bu isyan Osmanlı tarihindeki dini, siyasi ve hatta ideolojik özellikli ilk isyan olması nedeniyle önemli bir yere sahiptir. İznik’te göz hapsinde tutulan Bedreddin 1418’de halifeleri Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal’i Batı Anadolu’da bırakıp Sinop-Kırım-Eflâk üzerinden Karaorman’a inmiş ve buradaki alevi Yörüklerini ayaklandırmıştır. Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal de İzmir ve Manisa’da ayaklandılar. Şehzade (II.)Murad ve Beyazid Paşa bu isyanları bastırdılar. Börklüce ve Torlak idam edildi. Karaburun’da yakalanan Şeyh Bedreddin ise yargılanarak Serez’de idam edildi. Çelebi Mehmed’i bu dönemde uğraştıran diğer bir sorun ise Ankara Savaşı’nda kaybolan kardeşi Mustafa’nın 18 yıl sonra ortaya çıkması, Bizans ve Eflâk’tan destek alıp Selanik’te ayaklanması idi. Çelebi Mehmed derhal Selanik’i kuşattı ise de kentin Bizans valisi Düzmece Mustafa’yı hapiste tutacağı sözünü vermesiyle kuşatma kaldırıldı.

Bir süre Bursa’da kalan ve imar işleriyle ilgilenen Sultan, 1421 baharında Edirne’ye döndü. Bir sürek avı sırasında at sırtında felç oldu; tarihi vesikalarda Çelebi Mehmed attan düşen ilk padişah geçmiştir. Durumu ağırlamaya başlayınca Çelebi Mehmed vezirlerini başına toplayarak fitne çıkmadan derhal büyük oğlu Murad’ın çağrılmasını istedi. Ölümü Amasya Valisi Murad’ın Bursa’ya ulaşmasına değin 42 gün gizlendi. Durumdan kuşkulanan askeri yatıştırmak için mumyalanmış cesedine kaftan giydirilip başına sarık konularak pencere önüne oturtulduğu, ellerinin oynatıldığı, askere de geçit yaptırıldığı rivayet edilir. Cenazesi Edirne’den alınıp Bursa Yeşil Türbe’ye gömülmüştür. Tarihler girdiği 24 savaşta 40 dolayında yara aldığını yazar.

Samet ŞAHİN

Kaynakçalar:

Gazi Padişahlar, Necdet Öztürk

Neşri Tarihi Mehmed Neşri

Bu mülkün Sultanları, Necdet Sakaoğlu

Osmanlı İmparatorluğu, T. M.Fatih Ertürk

Behcetü’t- Tevarih Şükrullah

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
3833 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın