• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/eglencelitarih
Avrupa'nın Millileşmesi ve Osmanlı Devleti Üzerine Etkileri

19.yüzyılın son çeyreğine girmeden önce Avrupa’da gerçekleşen en önemli gelişme hem İtalya hem de Almanya’nın milli birliklerini sağlamış olmalarıdır. 1870 yılında İtalya, Piyemonte Krallığı önderliğinde Kuzey ve Orta İtalya’nın birleşmesini gerçekleştirirken 1886 yılına gelindiğinde bu siyasi birliğine Roma ve Venedik’i de katarak birleşmeyi tamamlamıştır. Almanya ise 1871 yılında Prusya Krallığı’nın önderliğinde milli birliğini sağlamıştır.
 
Almanların henüz 1848 ihtilalları döneminde tohumları atılan birlik temelleri 1866 yılında Sadova Savaşında Avusturya’nın mağlup edilmesi sonrasında büyük bir ışığın doğmasını beraberinde getirdi. Avusturya, Cermen Konfederasyonu üzerindeki etkisini yitirirken yerini Prusya aldı ve Alman Milli Birlik menfaatlerini Dünya düzeni üzerindeki konumu nedeniyle zararlı duran Avusturya yeni kurulacak bu birlikten uzaklaştırıldı. Avusturya bu yalnızlığını zaten güdümünde olan Macaristan’a eşit yetki prensipleri ile bağlaşarak gidermeye çalıştı.

Almanya’nın oluşan yeni Avrupa düzenindeki rolü İtalya’nınkinden çok daha önemli ve gösterişliydi zira Avrupa’nın merkezindeydi ve birçok unsuru bünyesinde toplamıştı. Otto von Bismarck önderliğinde giderek güçlenen Almanya, Avrupa’da güç dengelerini o ana kadar elinde tutmayı başaran Fransa’nın sert tepkisiyle karşılaştı. Fransa Kralı 3.Napolyon’un Almanya’ya savaş ilanını müteakip 1871 yılında Sedan Savaşında esir düşmesi ve Fransa’nın yenilmesi Avrupa’da yeni bir sayfanın başlangıcı oldu. Fransa’da Üçüncü Cumhuriyet ilan edilirken, Almanya, Frankfurt Antlaşması sonucu istediği sonucu almayı başardı. Bundan sonra Alman İmparatorluğu kuruldu ve mevcut Prusya Kralı Almanya İmparatoru ilan edildi.

İtalya ve özellikle Almanya’nın kurulması Osmanlı Devleti’ni de haliyle çok etkilemiştir. Osmanlı Devleti, bilhassa uygulamaya koyduğu reform programlarının en önemli destekçisi olan Fransa’nın bu yenilgisiyle sarsıldı. Öyle ki Rusya durumdan hemen yararlanmak yoluna giderek 1856 Paris Antlaşması hükümlerini tanımadığını ilan etti. Şöyle ki 1856 Paris Antlaşması ile Karadeniz’in tarafsızlaştırılması, silahlardan arındırılması ve sadece ticaret gemilerine açık tutulması sağlanmıştı. Ama Rusya Karadeniz’in statüsünü değiştirmek için sürekli fırsat kolladı. Nitekim Avrupa’da Alman ve İtalyan birliklerinin kuruluşu karmaşası Rusya’ya beklediği fırsatı vermiş oldu.

Rusya’nın desteğini sağlamak ve Fransa’yı yalnız bırakmak isteyen Prusya Başbakanı Bismark’ın girişimiyle 17 Ocak 1871 tarihinde Londra’da uluslararası bir konferans toplandı. Burada, Paris Antlaşması’nın Karadeniz’e ilişkin maddelerinin kaldırılması benimsendi. Böylece, 1841 tarihli Boğazlar Sözleşmesi hükümlerine dönülerek, Boğazların barış zamanında savaş gemilerine kapalılığı ilkesi kabul edildiği gibi, Karadeniz için getirilmiş olan diğer kısıtlamalar da kaldırıldı.

Boğazlar konusunda istediği sonucu alan Rusya’nın bununla bağlantılı olarak diğer bir girişimi ise Panislavist politikalarını sistemli bir şekilde uygulamaya koymasıydı ve böylece Balkanlarda da isyanlar başladı. Almanya ise bir kez yenilgiye uğrattığı rakibi Fransa’yı yalnız bırakmak amacıyla Balkanlardaki politikaları birbiriyle çakışan Avusturya ve Rusya ile bir ortaklık kurma çabası içine girdi. Bu süreçte Almanya, Fransa’yı mağlup ederek Avrupa siyasetinde üstün duruma geçmişti. 1872 ve 1881 yıllarında iki kez denenen ve Üç İmparatorluk Ligi adı verilen bu birlik çabaları Balkanlardaki etkili hareketlilik ve bunun sonucu devletler arasında yaşanan anlaşmazlıklar ve en önemlisi İngiltere’nin etkisiyle çok uzun süre devam ettirilememiştir. Ancak bu süreçten en zararlı çıkan devlet birazdan daha detayıyla sözünü edeceğimiz üzere Osmanlı Devleti olmuştur.

Kıta Avrupa’sının dışındaki İngiltere ise dönemin en güçlü devleti olmakla birlikte bu gücünü uzun yıllardan beri etkinlik gösterdiği kapsamlı Sömürgecilik hareketlerinden elde etmişti. Öncesinde Fransa ile çekişen İngiltere, Almanya ve İtalya’nın zaman geçmeden sömürgecilik yarışına katılmaları ile mücadelenin daha çok kızışacağı yeni rakiplerini karşısında buldu. Osmanlı Devleti’nin denetimi altında tuttuğu topraklar da bu sömürgecilik yarışının etki alanı içindeydi. Ortaya çıkan her sorun sonrasında Osmanlı biraz daha yalnızlaştırılarak topraklarının paylaşılması amaçlanmaktaydı.

Sultan Abdülaziz (1861-1876) döneminde Rusya’nın, Osmanlı Dış Politikasına etkisi bariz şekilde bellidir. Bu dönemin etkili politikacısı Mahmut Nedim Paşa vasıtasıyla isteklerini gerçekleştirme yoluna gitmişlerdir. Bundan önceki dönemde Tanzimat döneminin önemli isimleri Ali ve Fuat Paşalar, İngiliz ve Fransız yanlısı politikalar izlerken bu devletlerin büyükelçilerinden destek almışlardı fakat Mahmut Nedim Paşa, Sadrazam atanınca ilk iş olarak Tanzimatçı bürokratları görevlerinden uzaklaştırdı. Dış politikada açık bir Rus taraftarı olan Mahmut Nedim Paşa’nın bürokraside meydana getirdiği sarsıntı düzeni alt üst etti. Avrupa devletlerinin 1856’dan beri Rusya karşısında kurulan dengeyi takip etmemeleri bu sonucu kaçınılmaz kılmıştı.

Osmanlı Devleti 19.yüzyılın son çeyreğine girerken büyük bir çalkantı içindeydi. 1875 yılında Avrupalı bankalara olan borcunu ödeyemeyeceği ve iflasını açıklaması dengeleri bozdu. Bir yanda Balkanlarda isyanlar devam ederken bu durum Avrupa’da büyük tepki yarattı. Sultan Abdülaziz muhalifleri bu ortamı değerlendirerek bir askeri darbe ile onu tahttan indirdiler. Abdülaziz’in tarih sahnesinden çekilmesi Osmanlı’da zorunlu olarak yeni bir dönemin kapısını aralamış, 5.Murad’ın kısa saltanatı ardından Meşrutiyeti ilan etmesi şartıyla 2.Abdülhamid (1876-1908) tahta çıkartılmıştır.

Kanun-ı Esasi’nin kabulü ve Birinci Meşrutiyet Döneminin başlamasına karşılık, Balkanlardaki krizin büyümesi ve 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşının başlaması bu yeni sürecin beklenilenden çok daha çabuk sürede sonlanmasını gerektirmiştir. Rusların cephelerdeki ezici üstünlüğü sonrasında imzalanan Ayestefanos ve Berlin Antlaşmaları ile Osmanlı Devleti Balkanlardaki çok önemli topraklarını kaybetmiştir.

Berlin Kongresi, Alman Prensi Bismarck’ın düşündüğü ve istediği biçimde Avrupalı büyük devletler arasında çıkacak muhtemel bir çatışmayı orta vadede engellemiş ise de Osmanlı açısından toprak kayıpları yanında yeni ve kronik sorunların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Günümüze kadar devam eden Ermeni Meselesi, 1890’lı yıllarda gündeme gelmeye başlayan Makedonya Meselesi, 1908 Jön Türk İhtilalı ve 1912-1913 Balkan Savaşı Berlin Kongresi’nin oluşturduğu şartların gelecekteki sonuçları olarak ele alınabilir.

Berlin Antlaşması sonundaki gelişmeler Avrupa Devletlerinin arasındaki bloklaşmalarda Osmanlı topraklarının paylaşımı sorununu beraberinde getirdiğinden Sultan 2.Abdülhamid bu etkiden korunmak amacıyla bir süre içe kapanmak zorunda kaldı. 2.Abdülhamid, bir taraftan Tanzimat’tan beri sürdürülen reformları revize ederek sahip çıktı diğer taraftan da Osmanlı’yı paylaşmak isteyen güçlerle baş etmeye çalıştı.

1888 yılında Alman İmparatoru olan 2.Wilhelm’in, Bismarck’ın Avrupa merkezli politikalarından vazgeçerek “weltpolitik” adı verilen ve temel amacı doğuya yayılmak olan politikalarına yönelmesi sonrasında Osmanlı Sultanı 2.Abdülhamid’in diplomatik girişimleri Alman Sermayesinin Osmanlı topraklarına daha fazla yönelmesini sağlamış ve bu kapsamda kalkınma girişimlerine hız verilmiştir. Osmanlı Devleti bu çok yönlü politikalara ve mücadeleye rağmen ayakta kalmadı ise de, aynı süreç içinde gerçekleştirilen yenilikler ve yetiştirilen kuşaklar Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini atmayı başaracaklardır.

27/01/2017 Umut Eker

YARARLANILAN KAYNAKLAR: 

Armaoğlu F., 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi
Aydın M., Birinci Dünya Savaşı Tarihi – İstanbul Ü. AUZEF Ders Notları
Aydın M., Avrupa Tarihi II - İstanbul Ü. AUZEF Ders Notları
Eraslan C., Türkiye Cumhuriyeti Tarihi - İstanbul Ü. AUZEF Ders notları
Ortaylı İ., Osmanlı İmparatorluğunda Alman Nüfuzu
Örenç A.F., Osmanlı Tarihi III - İstanbul Ü. 

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      899 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın