• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/eglencelitarih
Hun İmparatorluğunun Kuruluşu

Yabgu Teoman’ın iki ayrı hanımından iki oğlu vardı. Teoman [T’u-man], tahtı daha fazla sevdiği küçük oğluna verebilmek için, Me-te’yi kurban etmeye karar verdi ve Yüeçiler’e rehin olarak gönderdi. Daha sonra da, Me-te’yi öldürtmek niyetiyle, tutup Yüeçiler’e saldırdı. Fakat azimli bir insan olan Me-te, Yüeçiler’den birinin atını ele geçirerek, kaçıp babasının yanına ulaşmayı başardı. Ama bu arada, babasının yaptığı kalleşliği öğrenmişti. Teoman, oğlunun yiğitliğini takdir ederek, öldürmek şöyle dursun, bir de 10 000 çadırlık tebayı onun emrine verdi. Hemen kendi süvarilerini askeri eğitime tabi tutan Mete, onlara, oku ıslık çaldırarak nasıl atacaklarını öğretti. Herkese, sadece kendisinin ıslak çalan okunun gittiği yere kadar ok atmasını emretti ve bu emri yerine getirmeyenlerin kellelerinin vurulmasını buyurdu. Savaşçılarının disiplinini ölçmek için, kendi küheylanına ıslık çalan bir ok attı ve bu çok değerli ata ok atmayanların kellelerinin kesilmesini emretti. Bir süre sonra Me-te, bu defa kendi güzel karısına ok attı. Yakın arkadaşlarından bazıları, müdafaasız genç bir kadına ok atamayacaklarını belirterek, yaylarını bir kenara fırlatınca, Me-te, bunların kellesini hemen kestirdi. Başka bir gün, av sırasında okunu babasının küheylanına çevirdi ve bütün savaşçılarının da aynı şeyi yaptığını gördü. Artık savaşçılarının mükemmelen hazır olduğunu gören Me-te, ava çıkan babasını takip ederek, okunu doğrudan ona fırlattı. Yabgu Teoman (T’u-man), aldığı ok darbeleriyle dünya hayatıyla vedalaştı. Çıkan karışıklıklardan faydalanan Me-te, onu bir baba katili ve tahtı gaspeden kişi olarak gördükleri için itaat etmek istemeyen üvey annesini, kardeşini ve beylerini öldürüp, kendini yabgu ilan etti. (M.Ö. 209).

Fakat Hunlar’da bir kargaşa yaşandığını öğrenen Tung-hular, fırsattan faydalanarak, onların kutsal saydıkları çok değerli bir atla, Me-te’nin hanımının kendilerine verilmesini istediler. Beyler bu istekleri kesinlikle reddetmelerine rağmen, Me-te, “Komşu olarak yayaşan insanların birbirinden bir at veya bir kadın istemeleri nedir ki?” diyerek, Tung-hular’ın isteklerini yerine getirdi. Bu defa Tung-hular, Kalgan’ın güney batısında hayvancılığa ve yaşamaya elverişli olmayan bir çöl parçasını istediler. Esasen istenilen toprak, hiç kimseye ait değildi. Sınır karakolları bile onun uç kısımlarındaydı ve Hunlar’ın batısına, Tung-hular’ın doğusuna düşüyordu. Bu defa beyler, kimsenin bir işine yaramayan toprak parçası için “verilsin mi, verilmesin mi?” şeklinde bir münakaşa yapmanın dahi gereksiz olduğu şeklinde görüş bildirdiler. Fakat Me-te, “Toprak bir devletin temelidir, nasıl veriririz onu?!” diyerek, verilmesinden yana tavır takınanların hepsinin kellesini vurdurdu. Sonra da Tung-hular üzerine sefer açtı. Bir saldırı beklemeyen Tung-hular, yenildiler. Tabiî bütün toprakları, sürüleri ve malvarlıkları da galiplerin eline geçti. Tung-hular’dan kurtulmayı başaranlar, Wu-huan dağına çekildiler ve bundan sonraki tarihlerinde “Wu-huan”lar olarak bilindiler. Aşağı-yukarı Mançurya bozkırlarının tamamı Me-te’nin eline geçmişti. Tung-hular’la yaptığı savaştan dönünce ordusunu dağıtmayan Me-te, bu defa batıdaki Yü-eçiler’in üzerine yürüyerek, onları daha da batıya doğru sürdü. İşte bu tarihten itibaren, Hunlar’la Yüeçiler arasında uzun süreli çarpışmalar başladı. Bu savaşların detayları hakkında bilgilere sahip değiliz. 205-204 yılları civarında Me-te, Ordos’taki Lou-fang ve Bayan [Pa-yang] kabilelerini itaati altına alarak, Ch’in hanedanının henüz yıkıldığı ve ülkenin iç savaşlarla çalkanlandığı bir sırada, Çin’e ilk akınını gerçekleştirdi. Me-te’nin ordusu, 300 000 kişiye ulaşmıştı. Bir Hun Devleti’nin kurulduğunu gösteren bu tür detayları biz, Sih-ma Ch’ien’in eserinde buluyoruz.

Diğer tarihi kaynaklardan da bir yığın bilgiler alıp, buraya eklemek mümkündür, ama kesin olan şudur ki, Me-te, 24 Hun boyunu birleştirerek, Çinliler’in Orta Çin İmparator-luklarıyla yaptıkları karşılaştırmaya nisbetle, biraz daha güçlü bir devlet kurmuştur.

Alıntı: Lev Nikolayeviç Gumilev, Hunlar

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      5308 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın