• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/eglencelitarih
Oğuzlar Nasıl Müslüman Oldu?

X. yüzyılın ilk çeyreğinde Süt-Kend'de Müslümanlığı kabul etmiş mühim bir Türk topluluğunun yaşadığı görülüyor ki, bunların Oğuzlardan olduğuna şüphe yoktur. Süt-Kend'in XI. yüzyılın sonlarında bir Oğuz şehri olduğunu biliyoruz. Yine X. yüzyılın ilk çeyreğinde, Fârâb-Kencede ve Şaş (Taş-Kend) arasında Oğuzlardan ve Karluklardan İslâmiyet'i kabul etmiş 1000 çadıra yakın bir küme yaşamakta idi. Bunlar gayrı Müslim Türklerin akınlarına karşı yapılan müdafaa hereketlerinde mühim hizmetler görüyorlardı. İbn Fadlân'ın 921 yılında Bulgar'a giderken görüştüğü Oğuz büyüklerinden Yınal'ın bir defa Müslüman olduğunu, fakat halkın "Müslüman olursan bize reislik yapamazsın" şeklindeki itirazı üzerine eski dinine dönmek zorunda kaldığını biliyoruz.

İslâm sınırı, bilhassa Sâmânlıların gayretleri ile Sir-Derya ötesinin doğu yönünde gelişmiş ve Balasagun'a kadar dayanmıştı. Daha IX. asırda Sâmânlılarldan Nuh b. Esed İsficab bölgesini feth ettiği gibi, bu hânedanın en büyük hükümdarı İsmail b. Ahmed 893'te Talas şehrini zaptedip oradaki büyük kiliseyi câmie çevirmiş ve Nasr b. Ahmed de (913-943) Şavgar şehrine bir sefer yapmıştı. İsmail b. Ahmed'in Talas seferi ve İsficab beğlerinin faaliyetleri neticesinde, Balasagun'un batısındaki ordu şehrinde oturan Türkmen meliki İslâmiyet'i kabul etmiş ve İsficab beğlerine vergi vermeğe başlamıştı. İşte, Türk kavimleri arasında ilk önce İslâmiyet''i kabul eden, başlıca balasagun ile Talas'ın doğusundaki Mirki kasabası arasında oturan Türkmenler olmuştur. Bu Türkmenlerin İslâmiyet'i kabullerinin X. yüzyılın birinci yarısında olduğu muhakkaktır. Ancak, söylendiği gibi, bir Müslüman şehri olan Balasagun, 942 yılında gayri müslim Türklerin eline geçmiştir. Bu gayri müslim Türklerin -başlarında Kara-Hanlı hanedanın bulunduğu- Yağmalar olduğu mukakkaktır. Bu hâdise asıl yurdu Kâşgar bölgesi olan Kara-Hanlı hhane danının Talas vâdisine hâkim olduğu tarihi göstermektedir.

Müverrihler 349 (960) yılında, 200.000 çadırlık bir Türk halkının Müslüman olduğunu bildirirler. Bu Türk halkının Kara-Hanlı hânedanının hâkim bulunduğu yerlerdeki Türk kavimleri (Yağma, Karluk, Çiğil, Tuhsı) olduğundan şüphe edilmez.

Oğuzlar arasında da aynı yüzyılın ikinci yarısında İslâmiyet''in epeyce yayılmağa başladığı söylenebilir. Son Sâmânlı şehzâdesi Ebu İbrahim (Muntasır), Maveraünnehir'i Kara-Hanlıların elinden almak için giriştiği faaliyetler esnasında bir ara Oğuz yabgusu'nun yanına giderek onun ile bir ittifak vücuda getirmiş, dünürlük kurmuş ve neticede yabgu Müslüman olmuştu (391=1001'den sonra, her halde 392 = 1002'de). Bu kayıddan da anlaşılacağı üzere, Oğuzlar arasında İslâmiyet' ancak XI. yüzyılda hâkim bir din haline elebilmiştir.

Oğuzlardan Müslümanlığı kabul eden zümrelere, onları gayrı müslim kardeşlerinden ayırt etmek için, Mâveraünnehir Müslümanlarınca Türkmen adı veriliyordu. Daha önce söylendiği gibi, Orta-Aya'da ilk defa Müslümanlığı kabul eden Türk kavmi Balasagun ile Mirki arasında yaşayan Türkmenler olduğundan Türkmen adı, Maveraünnehir Müslümanları arasında "Müslüman Türk" şeklinde hususî bir manâ da kazanmıştı. Oğuzlardan da Müslüman olan zümrelerin, Müslüman olduklarını anlatmak ve onları gayri müslim kardeşlerinden ayrıt etmek için, bu zümrelere de Türkmen denildi. Türkmen adının, ancak Oğuzlardan Müslüman olanlara verildiği hususu, el Birunî'nin sözlerinin de gösterdiği gibi, her türlü şüpheden uzaktır. Gerdizî ve Beyhakî gibi Gazneli müverrihleri Oğuzları Müslüman Türk anlamında olarak Türkmen adı ile zikretmişlerdir. Buna karşılık yakın doğu müellifleri onlardan el-Ğuzz yani Oğuz adıyla bahsediyorlar. Çünkü Oğuzlar kendilerine Türkmen demiyorlardı. Onlar, Müslümanlar tarafından her yerde kendilerine verilen bu adı zun bir zaman benimsemediler ve Oğuz kelimesini, atalarının adı olarak da olsa, uzun bir zaman unutmadılar. XIII. yüzyıl başlarından itibaren, artık her yerde Türkmen Oğuz'un yerini almıştır.

Türkmen adının menşei, bugünkü müellifler gibi, eski müellifleri de epeyce meşgul etmiştir. Bu hususta onlar arasında başlıca iki fikir vardır. Bunlardan birine göre Türkmen, Türk adı ile Farsça mân (mânend) ekinden meydana gelmiş olup, "Türk'e benzer" demektir. Bundan önceki hâşiyede büyük âlim el-Birunî'nin bu fikirde olduğu görüldüğü gibi, Kâşgarlı'da Türkmen, adının bu şekilde izahı ile ilgili bir hikâye anlatmaktadır. Bu misaller, XI. yüzyılda Türkmen adıın Türk-mân (mânend) dan meydana geldiğinin oldukça yaygın bir fikir olduğunu gösteriyor. XIV. yüzyılda da İran'da Türkmen'in bir izah şekli üzerinde durulduğunu biliyoruz.

İkinci fikre göre, Türkmen, Türk-i îmân'dan gelmektedir. Bunuda İbn Kesîr ve bizim müverrih Mehmed Neşri veya onun dayandığı kaynağın müellifi ileri sürmüşlerdir.

Zamanımızda ise, Türkmen sözünün sonundaki men'in Türkçe mubalağa eki olduğu (kocaman, azman değirmen ilh ) söylenerek bu adın Öz-Türk anlamına geldiği üzerinde durulmaktadır.

Oğuzların ve umumiyetle Türklerin İslâmiyet'i kabullerinde Müslümanlar ile Türkler arasındaki ticarî münasebetlerin gelişmiş bir durumda olması, en mühim âmili teşkil etmiştir. Yukarıda da söylendiği üzere, daha X. yüzyılın başlarında Oğuzların elinde bulunan Yeni-Kent, Huvâre ve Cend gibi şehirerde Müslümanlar yaşadığı gibi, Karlukların hâkim bulunduğu bazı şehirlerde de Müslüman kolonileri vardı. Bu Müslüman kolonileri, bulundukarı yerlerde Türklerden dostça muamele görüyorlardı. Oğuzlar medenî seviyesi yüksek olan bu Müslümanlardan İslâm dininin esaslarını öğreniyorlardı. Diğer taraftan gerek Maveraünnehir, gerek Harizm'den binlerce kişilik kervanlar en uzak Türk ülkelerine gidib geliyorlardı. Her Müslüman tâcirin Türk ülkesinde seyahat edebilmesi için, bir Türk ile dostluk ve ortaklık tesis etmesi gerekiyordu. Müslüman derviş ve şeyhlerinin de Türkler arasında yaptıkları dinî propagandaları bunlara ilâve edebiliriz.


Alıntı: Oğuzlar / Prof. Dr. Faruk Sümer

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      11326 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın