• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/eglencelitarih
Orta Asya Türk Tarihinde Soğd Etkisi

Dünya tarihini anlayabilmek için Türk tarihini anlamak gerekir. Çünkü Türkler tarih boyunca geniş coğrafyalara yayılmış ve farklı medeniyetler ile ilişkiler içerisine girmişlerdir. Türk tarihini anlamak için Türklerin ortaya çıkışından itibaren hem kendi tarihini hem de ilişki içerisinde olduğu kavimlerin tarihlerini bilmek gerekmektedir. Burada Barthold’un sözüne yer vermek gerektiği kanaatindeyim : “Herhalde, Türk tarihini öğrenmek için Türkolog olmak kâfi gelmiyor. Belki Türk tarihi devrelerinden hangisini seçerseniz ona göre ya Sinolog yahut Arabiyatçı veyahut İraniyatçı (İran uzmanı) olmak mecburiyetindesiniz.”1 Tabi ki bunu yapabilmek için Türklerin yüzyıllar boyu yaşayıp halen yaşamakta oldukları Orta Asya’nın tarihini iyi analiz etmiş olmak gerekir. Kanaatimce Orta Asya tarihine büyük tesir etmiş üç büyük toplum vardır. Türkler ve diğer bozkır kavimleri , Çinliler ve Soğdlar. İlk ikisi hakkında yüzlerce yazı yazılmış, kitaplar basılmıştır. Halbuki Soğdlar her zaman ihmal edilmiş Orta Asya tarihindeki önemleri yeteri kadar vurgulanmamıştır. Bu yazının amacı Orta Asya tarihine derin tesir etmiş Soğdların önemini vurgulamak, ayrıca Türkler üzerine yaptığı etki hakkında misaller vermektir.

Soğdlar (Müslümanlarca Suğd)

Tarih boyu Amuderya ve Siriderya nehirleri arasında yaşamış İrani bir halktırlar.2 Genel olarak Mani dinine inanmaktaydılar. Bu din Zerdüşt ve Hristiyan dinlerinin karışması ve sonrasında Buda akidelerinin dinin içine alınmasıyla meydana gelmiştir.3 Hint-Avrupa dil ailesine mensup Soğd dilini konuşmaktadırlar. Yazımızın devamında da yer verileceği üzere bu dil birçok dili etkilemiştir. Yaşadıkları bölgeye Soğdiyana denir. Bozkırlarla çevrelenmiş, nüfus yoğunluğu fazla zengin bir tarım bölgesidir.4 Genel olarak bugünkü Maveraünnehir bölgesi olduğu söylenebilir. Bu bölgede mutlak bir hükümranlık yoktu. Merkez Semerkand’ın üstünlüğünün tanındığı bağımsız prenslerden oluşan bir konfedarasyondu.5 Bu prenslere “ihşid”, feodal Soğd şehir beylerine “beg, tigin” denmekteydi.6 Beg ve Tigin kelimelerinin Türkçe kökenli olmaları ilginç bir detaydır.7Buradan Türklerin Soğdlar ile çok erken tarihlerde ilişki içerisinde olduğu sonucunu çıkartabiliriz.

Soğdların Orta Asya tarihi açısından önemini vurgulamak gerekirse Soğdlar Çinliler veya İranlılar gibi bozkır kavimleriyle mücadeleye girişmemişler, o dönemin gücüne göre davranış sergilemişlerdir. İyi birer bürokrat olan Soğdlar devletlerin idaresinde görev yapmış, bilhassa bozkır kavimlerinde elçilik görevi üstlenmişlerdir. Örneğin Göktürklerin Bizans’a gönderdikleri ilk elçilik heyeti yazının devamında da bahsedeceğim üzere 567 yılında Kafkasya üzerinden İstanbul’a gitti. Amaç Sasanilere karşı ittifak kurmaktı. İşin ilginç tarafı bu heyetin başkanı bir Soğd olan Maniakh idi. Muhtemeldir ki politikadan iyi anlayan Soğdlar dönemin siyasi durumunu biliyorlar, hükümdara akıl veriyorlardı.8 Öte yandan Soğdlar Asya’nın birçok önemli bölgesine ticaret kolonileri kuruyorlardı. Hatta Prof. Boris Marshak’a göre “Henüz milattan sonra ilk yüzyıllarda Çin’de Soğd kolonileri mevcuttu, Soğd tüccarlar da Çin’e ve Hindistan’a giden Orta Asya ticaret yollarına hakimdiler.” 9 Tüm bu özellikler Soğdları Orta Asya tarihinde önemli bir mevkiye getiriyordu. Soğdlar M.S. 5.yy itibariyle Türkler üzerine büyük etki etmeye başlamışlardı. Bu sebeple yazının devamında Soğdların Göktürk ve Uygur Kağanlıkları üzerine yaptığı tesiri örneklerle açıklayacağım.

 

Göktürkler ve Soğdlar

Genel olarak Göktürk tarihinden bahsetmek gerekirse 542 yılında Bumın önderliğinde bağlı oldukları Juan-Juanları yenilgiye uğratan Göktürkler bağımsızlıklarına 552 yılında tam manasıyla ulaşmış, 553 yılında tahta oğlu Mukan Kağan’ın geçmesiyle doğuda ve batıda büyük çapta fetih hareketleri başlamış, başı boş bozkır kavimleri devlete bağlanmıştır. Ayrıca Sasani ,Çin ve Bizans gibi medeniyetler ile ilişki içerisine girilmiş olması Göktürk Devleti’ni (Kağanlığını) adeta bir imparatorluk haline getirmişti. Devlet doğu ve batı olmak üzere iki yönlü yönetiliyordu. Doğuda kağan olan Mukan , batıda ise Bumın Kağan’ın kardeşi İstemi Yabgu devlete en parlak zamanlarını yaşatıyordu. Fakat bu iki değerli şahsın ölümüyle beraber yetersiz yöneticilerin idaresinde olan imparatorluk önce ikiye ayrılmış (582) sonrasında ise yıkılıp Çin hakimiyetine girmişlerdi (630) . Türkler 681 yılına kadar Çin hakimiyetinde kalmışlardı. Bu devre Fetret devri denir. Bu devirde çeşitli bağımsızlık girişimlerinde bulunulmuş birçoğu bastırılmıştır. Fakat Türklerin hiçbir zaman bağımsızlık ateşi sönmemiş her fırsatta bağımsız olmaya çalışmışlardır. Bu 682 yılında Kutluk Kağan önderliğinde gerçekleşmiştir. Kutluk Kağan veziri Tonyukuk yardımıyla Türk ilini tekrardan düzenleyip 2.Göktürk Devleti’ni kurmuşlardır. Kutluk Kağan’ın ardından tahta Kapgan Kağan geçmiştir. Biraz sert bir hükümdar olan Kapgan Kağan’ın yönetiminde birçok isyan çıkmış Kapgan Kağan ormanda Bayırkuların pususuna uğrayıp öldürülmüştür. Sonrasında bir saray darbesi ile başa geçen Bilge Kağan , Kültegin ve Tonyukuk’un da yardımlarıyla devletin durumunu düzeltmişlerdir. Bu devirde bizim için çok mühim bir kaynak olan Orhun kitabeleri dikilmiştir. 2.Göktürk Devleti , Bilge Kağan’ın ölümünden sonra taht kavgaları ve boy isyanları sonucu 742 yılında yıkılmıştır.

Konumuza dönecek olursak Soğdlar Göktürk tarihinde büyük öneme sahiptir. Soğd bölgesi 558 yılında Göktürk hakimiyetine girmiş ve bu dönemde Orta Asya’nın ekonomik, siyasal, kültürel merkezi olmuştur.10Göktürkler birçok bozkır imparatorluğu gibi ticaret yollarını güvende tutmaya çalışmışlardır. Bu en çok Soğd tüccarların işine yaramış, İpek yolu ticaretini kontrol altına almışlardır. Tabi bu amaçları doğrultusunda önlerine geçen engelleri kaldırmak maksadıyla ellerinden geleni yapıyorlardı. Burada Barthold’un sözleri dikkate değerdir: ” Orta Asyalı yerleşik İranlılar ve Sogdiyanlar, Türk İmparatorluğu’nun azamet ve gücünü kendi amaçları doğrultusunda kullanıyorlardı. İpek ticaretini tekellerine alan Soğdiyanların ticari çıkarları Türklerin İranlılarla olan ilişkilerinin kopmasının ve Türk İmparatorluğu ile Bizans arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının sebebiydi.”11 Buradan şunu anlamalıyız. Türkler ticarete önem veriyordu. Hatta ilk madeni Türk parası Göktürkler devrinde görülmüştür. Bu paraların belli bir kısmı Türk usulü damgalar görünmekteyken kalan kısmının ise Soğdca yazılı bulunması Soğdların ne denli önemli olduğunu vurgulamaktadır.12İşin ilginç tarafı yazının başında da belirttiğim gibi Bizans ile diplomatik ilişkileri sağlayan elçilik heyetinin başında bir Soğd olan Maniakh’ın bulunuyordu. Hazır diplomasiden söz açmışken Çinlilerin 545 yılında Göktürk ülkesine gönderdiği ilk elçi bir Soğd olan An-nuo-p’an-t’o olması dikkate değerdir.13 Ayrıca Peter Golden’a göre Göktürk idaresi, kendi hakimiyetlerindeki İrani vaha şehirlerinin usta ve okumuş insanlarıyla istihdam edilmişti.14Soğdlar Türklere o kadar nüfuz etmişti ki meşhur Orhun Yazıtlarından bile eski olan 582 tarihli Bugut Yazıtı’nın üç yüzü Soğdca bir yüzü Sanskritçedir.15 Bugut yazıtı Mukan Kağan’ın kardeşi Mahan Tigin’in ölümü dolayısıyla dikilmiş 572-580 yılları arasında olan olayları anlatan bir Bengü taştır.16 Bu yazıtın hiçbir yüzünde Göktürklerin ve hatta tüm Türklerin öz yazısı olarak bilinen Orhun yazısının yer almaması ilginç bir detaydır. Buradan da Soğdların Göktürklere ne denli tesir ettiği anlaşılmaktadır. Verilen örneklere dayanarak Soğdların Göktürk tarihinde büyük yer tuttuğunu göstermiş bulunmaktayım.

 

Uygurlar ve Soğdlar

Aslen Dokuz Oğuz boylarına dayanan Uygurlar Hun ve Göktürk hakimiyetlerinde yaşamışlardı. 742’de Basmıllar ile beraber Göktürk Kağanlığı’nı yıkmış, 744’te ise Basmılları da yenerek devletlerini kurmuşlardır. Kurucuları Kutluk Bilge Kül Kağan’dır. Metbu oldukları Göktürk ve Hunların devleti yönettikleri yer olan Orhun bölgesinde Ordu- balıg adlı bir başkent inşa etmişlerdi.17 Ardından halefleri Bilge Kül ve Bayan Çor çeşitli Türk boyları ile savaşlar yapmışlardır. 755 yılında Çin’de ünlü An Lu-shan isyanı çıktı. 757 yılında isyancının öldürülmesine rağmen karışıklık son bulmadı. Bunun üzerine Çin (Tang) Uygurlardan yardım istedi. Uygurlar Çin’e yardım etti. 762 yılında Bayan Çor’un halefi Böğü Kağan bir Soğd dini olan Maniheistliğe geçti. Bundan sonra Soğdlar devlet üzerinde çok baskın hale gelmiş ve devlet içerisinde huzursuzluklar baş göstermişti . Üstüne baş gösteren kıtlık devleti içinden çıkılmaz bir duruma sokmuştu. Bu çerçevede 840 yılında Uygur Kağanlığı yıkıldı.

Soğdlar ticari bakımdan Göktürkler devrinde yaptıklarını Uygur idaresinde de devam ettirmişlerdir. Bu devirde Türkler üzerinde olan etkileri artmış çünkü İslam orduları tarafından Soğdiyana’nın fethedilmesi sonucu Türk, Çin topraklarına göç etmişlerdir.18 Ve muhtemeldir ki Uygurların yerleşik hayata geçmesinde, şehirler kurmasında etkili olmuşlardır. Çünkü Uygurlar başkentin bile inşasını Çinliler ve Soğdlara yaptırmışlardır. Uygur kağanı ordusuyla An Lu-shan isyanı dolayısıyla zayıf düşen Tang hanedanına yardım etmek üzere 757 yılında Çin’e gider. 763’te Moğolistan’ın yolunu tutana dek 6 yıl civarı Çin’de kalır. Lo-yang şehrinde Maniheist misyonerler ile -Soğd olmaları muhtemeldir- tanışmış ve Mani dinine geçip o misyonerleri Moğolistan’a götürmüştür.19 Buradan da anlaşılacağı üzere Soğdlar Uygurları içten ele geçiriyorlardı. Uygurlar Gök Tanrı inancına sahipken Orhun yazısını kullanmışlardır. Fakat Mani dinine geçmeleriyle beraber Soğd yazısından türettikleri Uygur yazısını kullanmaya başlamışlardır.20 Şüphesiz ki bu durum Uygurların Mani dinine ait kitapları okuma isteği ile de ilgili olmalıdır. Türk Kültürüne ait önemli birçok eser bu konuyla ilgilidir. Örneğin Irk Bitig adlı fal kitabı Mani dini ile ilgili olup Soğdca’dan türeme Uygur yazısıyla yazılmıştır. Uygurların Mani dinine geçmesi devlet idaresinde de büyük etki yapmıştır. Öyle ki Rene Grousset’ten aktarmak gerekirse: “O döneme ait bir Çin metninde “Uygurların hükümet meselelerinde daima Mani rahiplerine danıştıkları” belirtilmektedir.21 Devlet içindeki bu değişim Uygurları o dönemki diğer Türk boylarına nazaran medenileştirmiştir. Fakat bir yandan da benliklerini kaybetmeye başlamışlar ve zayıf düşmüşlerdi. Mani dininin öğretileri uyarınca savaşa eskisi kadar önem vermemişlerdir. Bu sebeple göçebe bir Türk boyu olan Kırgızlar tarafından 840 yılı gibi erken bir tarihte yıkılmışlardı.22 Görüldüğü üzere Uygur Devleti’nin tarihinde Soğdlar büyük önem taşımaktadır.

 

Sonuç

Yazıdan anlaşılacağı üzere Soğdlar Orta Asya tarihinde büyük önem taşıyan Türkleri derinden etkileyen bir topluluktur. Orta Asya tarihinde daha somut sonuçlar elde etmek isteyen birinin Soğdlar önem vermesi gerekmektedir. Asya merkezli Türk Tarihinde halen bir çok konu gizemini korumaktadır. Soğdlar belki bu konuları aydınlatmak için bize bir ipucu olabilir. Bundan dolayı Soğdlar üzerine araştırmalar yapmalı, tezler hazırlamalı; makaleler, kitaplar yazmalıyız.

Mehmet Kaya

01/06/2017 – İstanbul

Kaynaklar:

1) Barthold, Wilhelm, Orta Asya Türk Tarihi Hakkında Dersler, Divan Kitap, 2.Baskı, İstanbul 2015.

2) Taşağıl, Ahmet, “Soğd”, TDV İslam Ansiklopedisi, C.37, S.348-349.

3) Turan, Osman, Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi, 25.Baskı, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2016.

4) Marshak, Boris “Türkler ve Soğdlular”, Türkler Ansiklopedisi, C.2, s.299-09.

5) Compareti, Matteo “Soğdiyana Tarihine Giriş”, Türkler Ansiklopedisi, C.2, s.269-80.

6) Donuk, AbdülkadirEski Türk Devletlerinde İdari Askeri Ünvan ve Terimler, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, 1.Baskı, İstanbul 1988.

7) Golden, Peter, Türk Halkları Tarihine Giriş,Çev. Osman Karatay. İstanbul : Ötüken Neşriyat, 2014. 5.Baskı.

8) Taşağıl, Ahmet, Göktürkler, Türk Tarih Kurumu, Ankara 2014

9) Barthold, Wilhelm, Orta Asya Tarih Uygarlık, Çev. Ahsen Batur. İstanbul : Selenge Yayınevi, 2014. 2.Baskı.

10) Kafesoğlu, İbrahim, Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, 38.Baskı, İstanbul 2015

11) Grousset, Rene, Bozkır İmparatorluğu, Çev. Reşat Uzmen. İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2014. 7.Baskı.

12) Alyılmaz, Cengiz, “Bugut Yazıtı ve Anıt Mezar Külliyesi Üzerine”, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 2003, s.11-21.

Dipnotlar

1 V.V.Barthold, Orta Asya Türk Tarihi Hakkında Dersler, Divan Kitap, İstanbul 2015, s.12-13

2 Ahmet Taşağıl,”Soğd”, TDVİA, c.37, Ankara 2009, s.348.

3 Osman Turan, Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2016, s.86,87.

4Boris I. Marshak, “Türkler ve Soğdlular”, Türkler, Yeni Türkiye Yayınları, İstanbul, 2002,c.2,s.299.

5 Matteo Comparetti,”Soğdiyana Tarihine Giriş”, Türkler, İstanbul, 2002, c.2, s.269.

6 Ahmet Taşağıl, agm, s.349

7 Abdülkadir Donuk, Eski Türk Devletlerinde İdari Askeri Ünvan ve Terimler, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul 1988, s.5

8 Peter Golden, Türk Halkları Tarihine Giriş, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2014, s.141 ;

Ahmet Taşağıl, Göktürkler, Türk Tarih Kurumu, Ankara 2014, s.40

9 Boris I. Marshak, agm, s.299.

1010 Ahmet Taşağıl, agm, s.349

11 V.V.Barthold, Orta Asya Tarih Uygarlık, Selenge Yayınevi, İstanbul 2014, s.24

12 İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2015, s.315

13 Ahmet Taşağıl, age, s.20

14 Peter Golden, age, s.147

15 Cengiz Alyılmaz, “Bugut Yazıtı ve Anıt Mezar Külliyesi Üzerine”, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 2003, s.2

16 Cengiz Alyılmaz, agm, s.3

17 Peter Golden, age, s.170

18 Ahmet Taşağıl, agm, s.349

19 Rene Grousset, Bozkır İmparatorluğu, İstanbul 2014, s.150

20 Osman Turan, age, s.67

21Rene Grousset, age, s.151

22Rene Grousset, age, s.153-154

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      675 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın