• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/eglencelitarih
Hacı Bayram-ı Veli

1352 yılında Ankara’nın Çubuk çayı üzerinde bulunan bir köyde doğan Hacı Bayram-ı Veli’nin gerçek adı Numan bin Ahmet’dir. Somuncu Baba diye bilinen Hamideddin-i Veli’nin, Kayseri’ye daveti üzerine buraya gitmiş ve bir Kurban Bayramı gününde onunla buluşmuş, bu yüzden de Bayram lakabını almıştır. Hamideddin-i Veli’nin talebesi olarak Kayseri’de kalan Hacı Bayram, din ve fen ilimlerinde dersler almıştır.

Hacı Bayram-ı Veli, hocasının vefatından sonra Ankara’ya gelerek doğduğu köye yerleşmiş ve burada talebe yetiştirmekle meşgul olmuştur. Kendisi geçimini ziraatla sağladığı gibi talebelerini de sanata ve ziraata sevk etmiştir. Bu şekilde müridlerini toprağa bağlı yaşamaya teşvik ederek Anadolu’ya Orta Asya’dan gelen Türk göçerlerin yerleşik hayata geçmesini teşvik etmiştir. Anadolu’da kalıcı Türk birliğinin sağlanmasında ve Osmanlı Devleti’nin sosyal gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Anadolu‟da ondan başka aynı etkiyi sağlamış bir mutasavvıf gösterilemez. Tasavvuf felsefesi bakımından kendinden öncekilere göre bir yenilik getirmemesine karşılık mutasavvıf olarak dünyayı ret ve terk yerine, onu imara yönelmiş ve etrafındakileri de teşvik etmiştir. Hacı Bayram-ı Veli’nin bu yanı devrine göre çok ileri görüşü simgeler.

Ünü Osmanlı tahtına ulaşan Hacı Bayram, ölümüne yakın bir zaman dönemin padişahı Sultan II. Murat Han ile bir araya gelmiş, Sultan Murat verdiği bir fermanda, Hacı Bayram-ı Veli’nin talebelerinin, yalnız ilim ile meşgul olmaları için, onların vergi ve askerlikten muaf tutulduğu bildirmiştir. Hacı Bayram-ı Veli kendisinden nasihat isteyen Sultana, İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin talebesine verdiği şu nasihatı aktarmıştır:

“Tebaan içinde herkesin yerini tanıyıp bil; ileri gelenlere ikramda bulun. İlim sahiplerine hürmet et. Yaşlılara saygı, gençlere sevgi göster. Halka yaklaş, fasıklardan uzaklaş, iyilerle düşüp kalk. Kimseyi küçümseyip hafife alma. İnsanlığında kusur etme. Sırrını kimseye açma. İyice yakınlık peyda etmedikçe kimsenin arkadaşlığına güvenme. Cimri ve alçak kimselerle ahbaplık kurma. Kötü olduğunu bildiğin hiçbir şeye ülfet etme. Bir şeye hemen muhalefet etme. Sana bir şey sorulursa ona herkesin bildiği şekilde cevap ver. Seni ziyarete gelenlere faydalanmaları için ilimden bir şey öğret ve herkes öğrettiğin şeyi belleyip tatbik etsin. Onlara umumi şeyleri öğret, ince meseleleri açma. Herkese itimat ver, ahbaplık kur. Zira dostluk, ilme devamı sağlar. Bazen de onlara yemek ikram et. İhtiyaçlarını temin et. Onların değer ve itibarlarını iyi tanı ve kusurlarını görme. Halka yumuşak muamele et. Müsamaha göster. Hiçbir şeye karşı bıkkınlık gösterme, onlardan biri imişsin gibi davran.”

Hacı Bayram-ı Veli’ye göre toplum zengin ve yoksullar olarak iki ana kesime ayrılır. Hacı Bayram-ı Veli, bu iki gurubun arasında köprü kurulması ve yoksulların sosyo ekonomik güvenliğinin sağlanması görevini gerçekleştirmiştir. Dinen önemli aylarda müridleri ile birlikte Ankara esnafından toplamış olduğu yardımları tüm ihtiyaç sahiplerine dağıtırlardı. Ayrıca Orta Asya geleneğine dayanan şekilde Hacı Bektaş-ı Veli hazretlerinin tavsiyesine uyarak gece gündüz tekkesindeki kazanda çorba kaynatarak gelen geçen zengin, fakir, sosyal ayırım yapmaksızın herkesin içmesini sağlarlardı. Hacı Bayram Camii tekkesinde her öğle namazından önce ve sonra başta müritler olmak üzere her gruptan insana tefsir, fıkıh, hadis, kelam hatta felsefi ağırlıklı dersler verilir ve bu şekilde toplumun eğitimi gerçekleşirdi.

Hacı Bayram-ı Veli Anadolu’da dil ve kültür birliğinin sağlanması için Türkçe eserler yazılmasında, Lemeat ve Gülşeni Raz gibi eserlerin Türkçeleştirilmesinde etkili olmuş kendisi de halkın anlayacağı dilden, Ahmet Yesevi geleneğine uygun olarak şiirler yazmıştır. Devrinde Arapça ve Farsça eser vermek revaçta iken, Hacı Bayram-ı Veli, halk ile diyalog kurabileceği Türkçeyi tercih etmiştir. Türkçecilik akımı müridlerini de etkilemiş, bu Bektaşi sufiler özellikle Türkçe eserler vermişlerdir. Aynı zamanda damadı olan Eşrefoğlu Rumi, Yazıcıoğlu Muhammed, Ahmet ve Mehmet Bican kardeşler ile Fatih Sultan Mehmed’in hocası da olacak olan Akşemseddin, Hacı Bayram-ı Veli’nin öğrencileri arasındadır.

Şiirlerinde “Bayrami ” mahlasını kullanan Hacı Bayram-ı Veli, Yunus Emre gibi Hacı Bektaşi Veliden etkilenmiş ve aynı tarz şiirler söylemiştir. Hacı Bayram Veli’den bir şiir örneği şudur:

“Bilmek istersen seni,
Can içinde ara canı.
Geç canından bul anı,
Sen seni bil, sen seni.

Kim bildi efalini,
Ol bildi sıfatını,
Anda gördü zatını,
Sen seni bil, sen seni.

Görünen sıfatındır,
O’nu gören zatındır,
Gayri ne hacetindir,
Sen seni bil, sen seni.

Kim ki hayrete vardı,
Nura müstagrak oldu,
Tevhide-i zatı buldu,
Sen seni bil, sen seni.

Bayram özünü bildi,
Bileni anda buldu,
Bulan ol kendi oldu,
Sen seni bil, sen seni.”

Hacı Bayram-ı Veli 1429 yılında Ankara’da ölmüştür. Ölümünden sonra Bayramiyye tarikatını öğrencilerinden Akşemsettin ve Bıçakçı Ömer Efendi devam ettirmişlerdir. Bayramilik’te manevi olgunluğu elde etmek üzere kırk gün süre ile insanlardan ayrılıp küçük bir çile odasında kalıp Allah’ı düşünmek, ona ibadet etmek, onun isimlerini anmak, susmak, az yemek, az içmek gibi uygulamalar büyük önem arz eder. Burada amaç zihnin Allah düşüncesi üzerinde yoğunlaşma yeteneği elde etmesidir. Bu uygulamanın temelinde Peygamber Muhammed’in peygamberlik gelmeden önce Hira mağarasında bir süre insanlardan uzak kalması, yine onun Muharrem ayının ilk on gününde itikafa çekilmesi vardır.

Hacı Bayram Veli’nin deyim şeklinde yol göstermeleri vardır. Veya bunlar sonradan Veli’ye ithaf edilmiştir:

“Hiddet ve kin, hakikatleri gören gözleri kör eder. Öfke, iyi düşünmeyi daraltır, yanıltır.”

“Hiçbir günahı küçümsemeyin, çok çalışın. Boş gezenler, zengin bile olsa, arkadaşları şeytan, kalpleri şeytanın konağı olur.”

“İnsanların fitnesinden kurtulmak istiyorsanız, çarşı ve pazarlarda sık sık bulunmayınız.”

“Ayıp ve kusurlarını gördüğünüz arkadaşlarınızın, komşularınızın, sırlarını ifşa etmeyiniz. Çünkü gördüğünüz bu sırlar, size emanettir. Emanete hıyanet ise, çirkin bir harekettir. Emaneti koruyunuz. Zira din de size emanettir, beden de.”

Umut EKER

19/12/2016
YARARLANILAN KAYNAKLAR:

Aydın E., Aleviliği Ne Yapmalı, Noktakitap
Gölpınarlı A., 100 soruda Türkiye’de mezhepler ve tarikatlar, Gerçek

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      1784 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın