• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/Eglenceli_Tarih









Anket
eglencelitarih.com'u arkadaşlarınıza da önerir misiniz?
Mustafa Sabri Efendi Kimdir?

Bir okula adının verilmesi ile gündeme gelen, Mustafa Sabri Efendi, 1869 yılında Tokat’ta dünyaya geldi. Eğitim hayatının ardından 1890 yılında müderris olmaya hak kazandı. Bu tarihten itibaren pek çok görevde bulundu ve 1908 yılına kadar kendi alanında başarılı bir profil çizdi.

Mustafa Sabri 1908 yılından itibaren ise siyaset ile anılmaya başladı. Önce İttihat ve Terakki, sonra  Hürriyet ve İtilaf Partisine girdi. Buna karşın, Mustafa Sabri, daha çok İttihat ve Terakki karşıtı olması ile öne çıkar. Hatta İttihat ve Terakki’den korktuğu için bir ara Romanya’ya bile kaçmış ama orada tutuklanarak Enver Paşa’ya teslim edilmiştir. Daha sonra bir şekilde kariyerine devam edecektir. Mustafa Sabri, anlaşıldığı gibi korkak bir insandı, en ufak bir şey olsa ülkeden kaçan bir yapısı vardı.

Mustafa Sabri, bir şekilde artık siyaset ile iç içeydi ve Hürriyet ve İtilaf Partisinde yer alması sayesinde Şeyhülislamlık makamına kadar yükseldi. Ama bu görevini kesintisiz bir şekilde sürdüremedi. Birkaç defa bu makamdan ayrılıp tekrar bu makama seçildi. Kesintili de olsa 25 Eylül 1920 tarihine kadar bu görevini sürdürdü.

Son görevinin ardından, Türkiye’den, Yunanistan’a daha sonra da, Kahire’ye kaçmış ve 1954 yılında ölene kadar orada kalmıştır.

Mustafa Sabri, vatanseverliği ile öne çıkan bir şahsiyet değildi. Hatta onun için hain demek yanlış olmayacaktır. Mustafa Sabri, Türkiye’nin İngiliz Mandası altına girmesi taraftarıydı, aynı Mustafa Sabri, Serv Anlaşmasının görüşüldüğü saltanat şurasında da anlaşmanın kabulü yönünde görüş bildirmişti. Böyle bir durumda olan Mustafa Sabri’den elbette Milli Mücadeleyi desteklemesini de bekleyemeyiz. O gerçekten de Milli mücadeleye karşıydı ve İstanbul Hükümetini  bu konuda yumuşak davranmak ile suçluyordu. Hatta bir defasında, bizzat Vahdettin’in huzuruna çıkıp, Tevfik Paşa hükümetini şikayet etmişti. Zaman zaman Damat Ferit’i bile eleştirdiğini biliyoruz.

Mustafa Sabri, katıksız bir milli mücadele karşıtıydı ve onun Atatürk ve silah arkadaşlarının idam fetvasını  yazdığı ama bu fetvanın Durrizade Abdullah imzası ile yayınlandığı söylenilir. Bu bilginin doğruluğu biraz şüpheli olsa da katıksız bir milli mücadele karşıtı olan, milli mücadele önderlerine her türlü hakarette bulunmaktan geri kalmayan bir kişinin bu fetvaya destek vermemesi diye bir şey söz konusu olamaz. Zaten Mustafa Sabri Teali İslam Cemiyeti ile de ilişki içindedir.

Mustafa Sabri, bir İslamcı idi. O, toplumun İslami kurallar çerçevesinde şekillenmesi gerektiğini sık sık dile getiriyor, din ve devlet işlerinin ayrı olmasına kesinlikle katılmıyordu. Bu sebeple Atatürk ve devrimlerine de karşıydı ve yeni Türkiye’yi batı taklitçisi olmak ile suçluyordu. Mustafa Sabri’ye göre şapka takmak bile küfürdü.. Onun kadın hakları konusundaki düşüncesi ise bir hayli ilginçtir. Bazı erkeklerin kadınlardan yararlanmak için kadınlardan daha fazla kadın haklarını savunduğunu iddia etmiştir. Ona göre toplumda erkek egemen olmalıdır. Mustafa Sabri Kur’an’ın dilimize çevrilmesine karşıydı. Mustafa Sabri pek çok şeye karşı olduğu gibi Türk diline de karşıydı. Aslında sadece Türk dili değil, Arapça dışında kalan bütün Müslüman halkların dillerine karşıydı ve bu dillerin yasaklanmasını istiyordu. Çünkü o bir İslam milleti olması ve o milletin dilinin de Arapça olması gerektiğine inanıyordu.

Atatürk’ten nefret eden Mustafa Sabri, Atatürk’e pek çok hakarette de bulunmuştur Şu sözler onun “Hilafet ve Kemalizm” isimli kitabından alınmadır:

“Mustafa Kemal’in ve Ankara Hükümeti’nin kahpeliklerini, sahtekarlıklarını şu ufacık mukaddime’ye sığdıracak değilim. Demek isterim ki bu şekil değiştirmeler, bu zıtlıkları işleyebilmek için insan utanmamazlıkta da kahraman olmalıdır. Hele dinsizlik olmadan haksızlığın, hayasızlığın bu derecesi tasavvur olamaz “

Mustafa Sabri, adeta bir Arap milliyetçisi gibidir ve bu yüzden de Türklük ile ciddi anlamda problemleri olan birisidir. Bunu “Yarın” İsimli gazetede yazdığı şu şiirde de görmek mümkündür:

Yalnız Müslüman ve insan
Olarak kalmak üzere, Türklükten,
Şeref ve izzetimle istifa
Ediyorum Allah’ın huzurunda!…

Tövbe yarabbi tövbe Türklüğüme
Beni Türk milletinden addetme

Mustafa Sabri, bir defasında İzmir’in işgali ile ülkenin bir kısmının işgal edildiğini, ama Atatürk devrimleri sayesinde bütün ülkenin işgal edildiğini iddia etmiştir. Yine Hilafetin de İngilizler istediği için kaldırıldığını iddia etmiştir. İstanbul’un Kurtuluşu konusunda ise “Hilafet ve Kemalizm” isimli kitabında şunları yazmıştır: “İki paralık Mustafa Kemal kuvvetinin baskısına boyun eğerek İngilizlerin, Fransızların ve sair devletlerin İstanbul’dan çekilip gitmelerini ancak Kemalistlerin idam ettiği Türk aklı kabul edebilir.” Mustafa Sabri’nin ortaya attığı bu komplo teorileri ve söylemleri günümüzde Kadir Mısıroğlu ve Mustafa Armağan gibi kişilere esin kaynağı olmuştur.

Bugün Tükiye’de Mustafa Sabri’yi seven pek çok kişi bulunmaktadır ve hatta Kadir Mısıroğlu gibileri onun izinden gitmektedir. Bir okula onun isminin verilmesi de bir yanlışlık değil, bazı zihinlerde yer alan Türk ve Atatürk düşmanlığının, dışa vurumudur.

BOZKURT TURAN

Yararlanılan Kaynaklar

Yrd. Doç. Ahmet Akbulut, Şeyhülislam Mustafa Sabri ve Görüşleri (1869-1954), İslami Araştırmalar, Cilt 6, Sayı:1. 1992

https://tr.wikipedia.org/wiki/Mustafa_Sabri_Efendi

Mustafa Sabri, Hilafet ve Kemalizm, Hazırlayan, Sadık Albayrak Temmuz 1992, 2. Basım

 

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
5467 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın