• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/Eglenceli_Tarih









Anket
eglencelitarih.com'u arkadaşlarınıza da önerir misiniz?

Anasayfa

Bugün Nevruz dendiğinde, pek çok kişinin aklına, PKK sempatizanlarının, sokakları savaş alanına çevirip, Türklere karşı kin kusmaları geliyor. Oysa, Nevruz, bir Türk bayramıdır. Ama öyle bir noktaya gelindi ki artık, Nevruz, Kürtler ile özdeşleştirilir oldu. Nevruz'un dışında, PKK ile özdeş kabul edilen yeşil, sarı ve kırmızı renkleri de aslında Türk kültüründe önemli bir yere sahiptir.Bugün PKK ile Kürt kültürü ile özdeş kabuledilen renkler, aslında Türk kültüründe önemli bir yere sahiptir. 1935'de, Altay’larda; 7-11. yüzyıllarda yaşamış Türk beylerinin mezarlarında yapılan kazılarda; yeşil, sarı, kırmızı ipekli elbise giydirilmiş cesetlerin bulunması...
Türk kadını en eski Türk devletlerinde bile erkeklerle eşit haklara sahipti, savaşlara kadınlarla birlikte gidilirdi. Hakan, Hatunla beraber ülkeyi yönetirdi ve ayrıca çok geniş yetkilere sahipti, eski Türklerde tek eşlilik hakimdi kadının toplumdaki yeri önemli ve değerliydi. Müslümanlığın kabulünden sonra Arap kültürünün etkisi ile kadınlar ikinci sınıf muamelesi görmeye başladı ayrıca utanılacak çekilinecek gizlenecek şey manasına gelen Avrat kelimesi kullanıldı, çok eşliliğin önü açıldı ve kadınlar toplumdan...
II. Abdülhamit 1876-1908 İstibdat Dönemi boyunca basına uyguladığı sansürler bugün iktidarın basın üzerinde uyguladığı baskıcı unsurun temelini oluşturmaktadır. II. Abdülhamit’in ve sansürlü döneminde sakıncalı görülen ve toplatılan 150 çuval kitap, Abdülhamit’in emriyle, Şeyhülislam’ın fetvasıyla hamamlarda yakılmıştır, ayrıca onlarca kitap ve dergi kapatılmış, gazeteci ve yazarlar sürgüne gönderilmiştir. Sansürün sınırı öyle geniş tutulmuş ki, bazı kelimelerin yazılması ve kullanılması yasaklanmış. Örneğin: “Grev, suikast...
Dinsel açıdan bakarsak Tanrı Avrupa'yı koruyordu. Tarihsel açıdan bakarsak Türklerin kötü talihi sonucunda Yıldırım Beyazid, Aksak Timur'la aynı dönemde yaşamıştır. Timur'un gururu yenilmezliğinden geliyordu; bugün anlıyoruz ki Yıldırım ise yaklaşık bir yüzyıldan kısa bir süre sonra bir milyon kilometre karelik sağlam bir imparatorluğun vücut bulmasının gururuna sahipti. Aslında Timur, Bayezid'i kazandığı başarılardan dolayı kutlamıştı, ama onun gururunu ezmekten de geri durmamıştı. ''Kimsin sen, kendini bizimle kıyaslamaya cüret edersin?'' demişti. Bu arada Yıldırım Bayezıd, önünde
Basın her zaman iktidarların kontrol altına almaya çalıştığı bir güç olmuştur. Çünkü basın, bir devletin yasama, yürütme, yargı güçlerinden sonra gelen en büyük dördüncü güçtür. Bu yüzden basını kontrol etmek önemlidir. İnsanlar basın sayesinde devlette olup bitenleri öğrenirler. Toplumlar, basının kendilerine verdiği bilgi kadar yaşadığı devletin durumu hakkında bilgi sahibi olur ve devlete karşı fikirleri bu bilgiye göre şekillenir. Basını kontrol altına almak, toplumu yönetmek demektir. Dünyada basının doğuşu 14. yüzyıla kadar dayanır. 14. yüzyılda...
Fatih Sultan Mehmet'in döneminden önce de kardeş katli olayları yaşanmışsa da, Kardeş katlinin meşru bir hal alması, Fatih döneminde olmuştur. Fatih Kanunnamesinde, kardeş katliyle ilgili olarak şunlar yazmaktadır: " Ve her kimseye evlâdımdan saltanat müyesser ola, karındaşların Nizâm-ı Âlem için katl eylemek münasiptir. Ekser ûlema dahi tecviz etmiştir. Anınla amil olalar.’Kardeş Katli uygulaması hakkında olumsuz görüş belirtenler olduğu gibi, olumlu görüş belirten tarihçiler de vardır. Erhan Afyoncu, bir yazısında şunları söylemektedir: "Kardeş katlinin meşrulaştırılıp, şehzâdelerin...
Türk topçusu ve piyadeleri, beş günün sonunda Dumlupınar’a ulaşmışlardı. O güne değin süren şiddetli muharebelerle pek çok çephede düşmana ağır darbeler vurulmuş ve geri çekilmeye zorlanmıştı. Bunun sonunda artık, bir ölüm kapanına düşer gibi, Dumlupınar’a toplanmış bulunuyorlardı. Türk ordularının kuzey ve güney kanatları birbirine yanaşarak, düşmanı hilal biçiminde bir kuşatmanın içine toparlamıştı… Askerler aç ve yorgundu… Günlerdir sıcak bir tas yemek yiyememişler; toz toprak içinde ölümle burun buruna düşmanla vuruşmuşlardı. Anadolu toprakları...
Padişah Vahdettin, işgal yıllarında sadece İstanbul’daki bazı tarihi camileri ve mezarlıkları işgalcilere satmakla kalmamış, Kuran ve hadis meallerini de yasaklamıştır. Mustafa Kemal’in komutasındaki Türk ordularının 13 Eylül 1921’de Sakarya Meydan Savaşı’nı kazanmasından yaklaşık bir buçuk ay sonra işbirlikçi Padişah Vahdettin bir kararname yayınlayarak ayet ve hadislerin meallerinin gazetelerde yayımlanmasını yasaklamıştır. 23 Ekim 1921 tarihli kararnameyle yasak bildirilmiştir. Kararname 19 Ekim 1921’de imzalanmış...
Tarihimizin en “acımasız” cami satışı son padişah Vahdettin tarafından gerçekleştirilmiştir. İşgal yıllarında saray ve hükümet, para ihtiyacı için İstanbul’daki ecdad mirasını; tarihi camileri, tarihi hamamları, medreseleri, hatta mezarlıkları bile işgalcilere satmıştır. Bu konudaki belgeleri ortaya çıkaran Atilla Oral’ın ifadeleriyle; “Vahdettin, atalarının emanetine sahip çıkmak isteyen bir padişah değildi. Eğer böyle biri olsaydı, ilk önce kültür miraslarına, ata yadigârlarına sahip çıkması gerekirdi. Oysa, bunlara sahip çıkmak amacıyla hiçbir çaba göstermedi. Aksine hayırsız mirasyediler gibi...
Birinci Dünya Savaşı'ndaki yenilgisi üzerine Almanya, Fransa ile mütareke yapmak zorundaydı. Fransızlar, Almanlara mütareke şartlarını Compiegne Ormanı'nda kör bir hatta çekilen tren vagonunda imzalatmışlardı. Yandaki resimde Fransız General Foch, mağlup Almanya'nın temsilcilerini karşılıyor. (11 Kasım 1918). İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasından sonra Hitler'in Batı Operasyonu'yla Almanlar Paris kapılarına dayandı. Bu fırsatı kaçırmayan Faşist Mussolini de Fransa'dan bir şeyler koparabilmek için saldırıya geçti (10 Haziran 1940). Fransa mağlup oluyordu. Fransa Başbakanı Reynaud'un istifası...
Salih Omurtag, 1889'da Selanik'te doğmuştur. 1907 yılında Harp Okulundan mezun olmuş, 1910'da Harp Akademisini kurmay subay olarak bitirdikten sonra Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti Karargâhında Karargâh Subaylığı, 1. Kolordu, 2. Ordu, 4. Kolordu, 5. Ordu, Doğu Ordular Grubu ve 3. Ordu Karargâh Subaylığı görevlerini yürütmüştür. 22 Ocak 1920'de görevli olarak geldiği Ankara'da kalarak Milli Ordu'ya katılmıştır. 1926 yılına kadar Genelkurmay Karargâhında Şubesi Müdürlüğü...
Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan "İstiklal Mahkemeleri"nde kaç kişi hakkında idam kararı verildi? Son yıllarda bazı yazarlar "30 bin kişinin idam edildiğini" yazıp çizerken hangi belgeye ve hangi araştırmaya dayanıyorlar? Hemen yanıtlayalım: Hiçbir araştırmaya dayanmıyorlar. Bu konudaki yazıların hiçbir kanıt ve belgesi yok. "İstiklal Mahkemeleri" konusunda bugüne dek yayımlanan en kapsamlı ve doyurucu araştırma İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ergün Aybars tarafından yapılmıştır. Aybars'ın Ankara...
Gazi elinde dürbün, Kocatepe’de bulunduğu noktadan Sincanlı yönüne doğru bakıyordu. Sincanlı Ovası’na doğru kesif bir duman yükseliyordu. İlerleyen, taarruza kalkan alaylar, sanki Anadolu efsanelerinin birinden çıkmış, tarih denilen o sahnede oyunlarını olağanüstü bir yetenekle oynuyorlardı. İnsan haykırışları; kesif tüfek sesleri, arada bir kükreyen toplar, ölüm anında hançereden çıkan çığlıklar… Ve tepeden ovalara doğru inildikçe, güneşe doğru yönünü dönmüş bozkır çiçekleri… Çiçek umut ve gelecek demektir. Zaten bütün yürekler, bir çiçek gibi açarak, geleceğe uçmak istemiyor muydu? Top gülleleriyle havaya kalkan toprak yığınları, sağa sola ...
... 13 ...