• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/Eglenceli_Tarih









Anket
eglencelitarih.com'u arkadaşlarınıza da önerir misiniz?

Anasayfa

Salih Omurtag, 1889'da Selanik'te doğmuştur. 1907 yılında Harp Okulundan mezun olmuş, 1910'da Harp Akademisini kurmay subay olarak bitirdikten sonra Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti Karargâhında Karargâh Subaylığı, 1. Kolordu, 2. Ordu, 4. Kolordu, 5. Ordu, Doğu Ordular Grubu ve 3. Ordu Karargâh Subaylığı görevlerini yürütmüştür. 22 Ocak 1920'de görevli olarak geldiği Ankara'da kalarak Milli Ordu'ya katılmıştır. 1926 yılına kadar Genelkurmay Karargâhında Şubesi Müdürlüğü...
Eğer siyasi yönden güçlü bir devletseniz, tarihi kendi amaçlarınız doğrultusunda kullanabilirsiniz. Bu yüzden tarih, emperyalist devletlerin diğer devletler üzerinde hakimiyet kurmak için kullandıkları büyük bir silahtır. İşgaller, zulümler, soykırımlar her zaman tarihsel nedenlere dayandırılarak meşrulaştırılmıştır. 20. Yüzyılın en büyük emperyalist yalanlarından biri sözde Ermeni soykırımıdır. 1. Dünya savaşında Osmanlı hükümetinin savaş şartlarından dolayı Ermenilere tehcir uygulaması yaklaşık 100 yıldır”soykırım’‘ diye propaganda yapılmıştır.
Tam 90 bin şehit… Toplam on bir günde… Başkomutan vekili Enver Paşa… Yanında yardımcısı Alman Bronzart Paşa… Sarıkamış’tan ta Batum’a kadar, Türk toprakları Rus işgali altında… Ve işgal 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’na kadar iniyor. Almanya’nın yanındayız ya! Askeri eğitimlerini Almanya’da alan Enver Paşa gibi genç subayların, kanı damarında durmuyor: Ruslar’ı yurt topraklarından atacağız! Ta Buhara’ya kadar gideceğiz gerekirse… Ve buna o denli inandırmış ki kendini; yalnızca bir tümen askerle amcası Halil Paşa’yı Sivas’a kadar; sonra da karayoluyla ta İran’a gönderiyor.
Atatürk’ü “yok” hükmünde sayan o kadar aklı kıt insanlar var ki! Bunların kimi siyasetin en anlı şanlı köşelerinde; kimisi bir kaç adım ötemizde; kimisi de hemen yanı başımızda... Bu “kabil” kafadan kırıklar hep vardı... Ancak hiç bu kadar cüretkar olmamışlardı. Bugün bir yerlerden güç alıyor olmalılar ki “ayan-beyan” çıkıp ortaya, hiç çekinmeden konuşuyor; hatta Atatürk’ten övgüyle söz edecek olsanız, hedefleri haline bile gelebiliyorsunuz... Oysa Atatürk bizim gibi bir toplum için hava, su, gıda kadar gerekli... O’nun anti emparyalist bir kişilik olarak, dünyanın en güçlü devletlerine karşı, geri kalmış bir toplumu kimi ilkeler çevresinde toplayarak, ne muhteşem bir savaş verdiğini bir yana koyalım; buna bile gerek kalmadan, ne büyük kişiliği olduğunu anlamanın en kolay yolu, onun bir “akıl devrimcisi” oluşudur... Pek çok kişinin, böyle bir kavramı duymadığını adım gibi biliyorum: Evet, Atatürk bir akıl devrimcisidir...
Pirinç dökümcüsü Atina’lı Perillos, Agrigentum Tiran’ı Phalaris için yeni bir suçlu öldürme yöntemi icadı olarak, tamamen pirinç’ten içi boş ve bir tarafında kapı bulunan bir boğa yaptı. Kurban boğanın içine kapatılıyor ve sonra boğa altına yerleştirilen ateşle metalin rengi sıcaktan kırmızıya dönene kadar ısıtılıyor, böylece kurbanın içeride yavaşça kızararak ölmesi sağlanıyordu. Boğanın başı, karmaşık bir sistemle tüp ve tapalarla yapılmıştı ve böylece mahkumların çığlıkları kızmış bir boğa böğürmesine dönüştürülebiliyordu. Söylendiğine göre boğa tekrar açıldığında, kurbanın kavrulmuş kemikleri mücevher gibi parlıyordu ve bunlardan kolye yapılıyordu.
532 yılında meydana gelen şehrin gördüğü en şiddetli ayaklanmadır. Şehrin yarısı yanmış veya zarar görmüştür. Onbinlerce insan hayatını kaybetmiştir. 13 Ocak günü kalabalık ve öfkeli gruplar Hipodrom Meydanı'na (günümüzde Sultanahmet Meydanı)'na geldiler. Hipodrom sarayın yanındaydı ve Justinian kalabalığı güvenli bir biçimde izleyebiliyordu. Başlangıçtan itibaren kalabalık Justinian'a hakaretler etmeye başladı.
Türk tarihi birçoklarımızın heves ettiği bir alandır. Fakat bu alanıda kendi içerisinde ayırabiliriz. Eski Türkler (Türklerin Orta Asya'da ki devirleri) , Osmanlı Tarihi , Cumhuriyet Tarihi. Özellikle Osmanlı ve Cumhuriyet tarihi ile ilgili çok kitap önerisi var. Bu sebepten ötürü biz de sizlere Eski Türkler ile ilgili kitap önerilerinde bulunuyoruz. Yapacağınız yorumlarla...
Genç bir adam babasına soruyor: Tarih mi okusam? Babası cevap verir, ‘Oğlum tarih birçok beceri ister. İlk olarak, oldukça fazla sabra ihtiyacın var, çünkü uzun saatler boyunca senin aradığın değerli bilgiyi içeren ancak az bulunan çok ilginç belgeleri okumak için tozlu ve soğuk arşivlerde oturman gerekir. Sonra oldukça fazla dünyevi deneyime sahip olman gerekir ki bütün hayatın boyunca elde edindiğin insan doğası bilgelerinle çoktan ölmüş olan insanların hayatlarını bu bölük pörçük belgelerden tekrar yaratabilesin. Ve koskocaman bir empati yeteneğine sahip olman gerekiyor ki bu ölmüş ve senden çok farklı olan insanların hayatlarının içine girebilesin.
Lejyonlar, Roma'nın önce İtalya'yı, sonra da en geniş çağında İskoçya'dan Büyük Sahra'ya, İspanya'dan Basra Körfezi'ne kadar uzanan büyük imparatorluğu kurdukları askeri birlikleriydi, Her lejyon ortalama 6000 kişiye ulaşabilirdi. Her lejyonda, ilk sırada dört, ikinci ve üçüncü sıralarda üçer olmak üzere 10 cohors bulunurdu (cohors= 300 kişi). Yedi lejyonun yan yana gelen 25.000 kişilik ağır piyadesi, 2,5 km'lik bir cephe oluştururdu. Roma devleti işgalci niteliğini yitirip topraklarını savunan bir güce dönüşürken, cohors'un gücü 500-600 kişiye yükselmişti
Geçtiğimiz günlerde,Nurcular arasında, çoğu kişinin farkına varmadığı, aslında umursamadığı bir tartışma yaşanıyordu.Konu Risale-i Nur'un sadeleştirilmesiydi.Bir iddiaya göre sadece bir sadeleştirme söz konu değil, sansür de söz konusuydu ve bu sansürün odağında, Necip Fazıl Kısakürek ve Lozan Anlaşması vardı.
Tarih Atölyesi/Bölümde Prof. Dr. Halil İnalcık bir tarih atölyesine dönen evini gezdiriyor. 97 yıllık bilgi birikimini, kitaplarını hazırlarken nasıl çalıştığını, tarihi bilgileri elde ederken ki titiz çalışmalarını, hangi kaynaklardan nasıl yararlandığını, gerektiğinde tarihi kitaplardan okuduğu olayların geçtiği yerlere giderek yaptığı çalışmaları anlatıyor.
İnsanlık tarih boyunca sürekli bir arayış içinde olmuştur ve yüzyıllar içinde farklı yönetim şekilleri uygulamışlardır. Önce şehir devletleri, sonra feodal beylikler , büyük imparatorluklar , 1789 Fransız ihtilalinden sonra milliyetçilik akımıyla başlayan ulus devletler.. Bu dönüşüm içinde bugün en iyi kabul edilen yönetim şekli demokrasi ve Cumhuriyettir. İkisini ayrı ayrı kullandım çünkü her demokrasi cumhuriyet olmadığı gibi her cumhuriyette demokratik değildir. Demokratik rejimlerin olmazsa olmaz şartı halkın hür iradesini kullanarak yaptığı bağımsız seçimlerdir fakat sandık demokrasinin teminatı değildir. Tarih, sandık ile iktidara gelen diktatörlerle doludur.
İşte olacağı buydu... Güneydoğu kaynıyor. Lice olayları aldı başını gidiyor. Ölen insanlar; terör örgütünün başta Silahlı Kuvvetler olmak üzere güvenlik güçlerimize taciz atışları ve saldırıları... Şantiyelerden günahsız insanların kaçırılışı... Şehirler arasında yolların kesilişi ve devletin olmadığı yerde kimlik kontrolünü yüzleri kapalı kişilerin yapışı... Yanan lastikler... Ses bombaları, molotof kokteylerle saldırılar... Başka çare kalmayınca güvenlik güçlerinin gaz bombası atışları... Ve bunun üzerine cazgırca yanıt: “Faşist devleett!” Ya polisin yaptığına ne demeli? -Eylem yapacaksanız, adam gibi, doğru dürüst yapın!
... 27 ...