• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/eglencelitarih

Anasayfa

Milletlerin tarihlerinde yalanlar, dedikodular, efsaneler olabilir. Bu tarihten ayrılamayacak bir durumdur fakat hiçbir milletin tarihinde bizimki kadar iğrenç tahrifatlar yapılmamıştır. Bir millete yapılacak en büyük kötülük onun tarihini yok etmektir. Buna alet olanlar ise tarihe en büyük hainler olarak geçecektir. O hainlerin birisi de Rıza Nur’dur. Günümüzdeki bir çok yalanın, iftiranın kaynağı, milletin zihnini yıllardır bulandıran ve Atatürk düşmanlarının bayrak olarak kabul ettiği isim Rıza Nur’dan başkası değildir. Rıza Nur’u biraz tanıyalım
Şimdi iş döndü dolaştı, Atatürk’ün de zamanında “Kürdistan” sözünü kullandığına kadar geldi. Burada söylenmek istenen; Osmanlı Devleti’nden gelen eyalet sistemi anlayışına uygun olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı yıllarda, henüz daha ulus devletin kurulması tamamlanmadığı için, meclise gelen vekillerin geldiği bölgeye göre adlandırılmalarından kaynaklanan bir uygulamaydı. Osmanlı literatüründe, Manisa ve yöresi Saruhan, Karadeniz Bölgesi Lazistan, Güneydoğu Anadolu Kürdistan olarak adlandırılıyor; yine “Menteşe”, “Aydın”, “Karesi” gibi eski eyalet sistemine dayanan adlandırmalar yapılıyordu.
İki eski arkadaş, bir konuda tartışırken işin ölçüsünü kaçırmışlar… Biri, ötekine bağırarak diyor ki: -“Ulan senin baban çıplağın biriydi. Sen kendini ne sanıyorsun? Öteki yanıt vermiş: -“Ne yapsın babam, urbası vardı da giymedi mi?” Sanki İsmet Paşa, dünyanın her yerinde demokrasi vardı da; Türkiye’de demokrasiyi talep eden bir büyük kütle bulunuyordu da; üstelik toplum ekonomisi, kültür birikimi, siyaset geleneği ve anlayışıyla demokrasiye hazırdı da; o da döneminin yerli führeri, halkın demokrasi isteklerinin önüne geçti ve her türlü zulmü yaptı… Allah Allah… Adam, iyi ya da kötü, hiçbir şeyi doğru yapmamış meğer… Saat bile günde tek kez doğruyu gösterir ya, İsmet Paşa hiç ama hiç doğru bir şey yapmamış…
Tarih, 23 Aralık 1930 Menemen… Şafak sökmek üzere… Soğuktan üşümemek için hırpani kıyafetlerini üzerine geçirmiş, yüzünü gözünü kapatmış insanlar, uykulu gözlerle camiye, sabah namazını kılmak üzere gidiyorlar… Ne bilsinler, bir yerlerden kara canavar hortlamış ve kasabalarına çöreklenmiş! Camiye girdiklerinde tanımadıkları yüzlerle karşılaşıyorlar. Daha önceden gelen bu kişiler, daha ibadet başlamadan zikir çekmeye başlamışlar… Her ne ise; bu garip görüntüye karşın, imam namazını kıldırıyor. Ancak bu garip adamlar, durmak bilmiyor. Namazın ardından yeniden zikir çekmeye, şeriat çığlıkları atmaya başlıyorlar. Arada haykıranlar da var:
Çok yakın bir zamana kadar bazı insanlar, Kurtuluş Savaşı'nın hiç yaşanmadığını dile getiriyorlardı.Günümüzde bu kadar uç iddialarda bulunanlar fazla kalmamış olsa da benzer iddialar ile karşımıza bir çok insan çıkabiliyor, bunlardan bir tanesi de Recep Tayyip Erdoğan.Recep Tayyip Erdoğan'a göre Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde Demiryolu yatırımları yapılmadı.Bu idiasını şu sözleri ile dile getiriyor:"Neyi ördün? Hiçbir şey ördüğün falan yok. Demir ağlarla Türkiye’yi biz örüyoruz."
23 Aralık 1930 tarihinde, dördü silahlı altı kişi camiden aldıkları sancağın etrafında insanları toplamaya çalışıyorlardı.Amaçlarını şu sözler ile açıklıyorlardı:""Şapka giyen kafirdir! Yakında yine şeriata dönülecektir."İddialarına göre bu amacı gerçekleştirmek için büyük bir ordu oluşturulmuştu.Bu yalan iddia, halkı korkutmak konusunda oldukça başarılı oldu.Bilindiği üzere, olaya müdahale etmek için Kubilay bölgeye gönderildi.Ardından yaşanan olaylar ise yobazlığın insanı insan yapan bütün değerlere düşman olduğunu bir defa daha kanıtladı.
Demokratik açılım, halkların kardeşliği, demokratik hak talepleri sloganlarının cirit attığı ve Cumhuriyet kürtleri ezmiştir propagandasının yapıldığı bu dönemde biraz geçmişe gitmeyi ve hafızalarımızı tazelemenin yararlı olacağını düşünüyorum. Diyap ağayı bilir misiniz? Hani Atatürk’ün kurtuluş savaşı yıllarında üstü açık bir arabada çekilen resimde yanında oturan uzun boylu , sakallı, sarıklı yaşlı adam.
Türkiye oldukça ilginç bir dönemden geçiyor.Bu dönemde, Antropoloji ile uğraşanlar Irkçı, Arkeoloji ile uğraşanlar ise çanak çömlekle uğraşan insanlar, olarak adlandırılıyor.Bu iki bilim günümüzde, geçmişte olduğu gibi uygarlığı simgelemiyor. Atatürk, günümüzün aksine Arkeolojiye büyük bir önem vermişti.Atatürk'ün Arkeolojiye ve Eski Çağ Tarihine verdiği önemi 1930 yazında Yalova'da Afet İnan'a söyledikleri sözlerden rahatça anlayabiliriz;
IV-X. yüzyıllarda Karadeniz'in kuzeyinde Türk Tarihi bakımından önemli olaylar cereyan etmekteydi. Kısaca ifade etmek gerekirse, Bulgarların yaşadığı bölgelere öncelikle Sabirler hakim oludar ve VI. yüzyıl başından 558'e kadar süren kuvvetli bir devlet kurarlar. Bu arada 552"de Göktürk Devleti'nin kurulması üzerine, o zamana kadar 'onları yönetimleri altında tutan Avarlar yenilir ve kendilerini takip etmekte olan Göktürklerin önünden kaçarak, Kafkasya'ya gelirler.
Hep İstanbul boyutunu biliriz... Oysa, Atatürk için en görkemli cenaze töreni, 21 Kasım günü Ankara’da yapıldı. Ankara valisi Yahya Bey’di... İsmet Paşa Ankara’da bulunuyordu... Başbakan Celal Bayar apar topar İstanbul’a gitmiş, Gazi’nin cenaze törenleri ile ilgilenmekteydi. Dört bir yandan gelen yabancı devlet adamları, büyük öndere karşı son görevlerini yapmak için İstanbul’a doluşmuşlardı. Yurt dışından onları taşıyan gemilerin Türk Limanlarına yanaşmalarına ve üniformalı olarak kendi personelini indirmelerine izin veren bir kararname yayınlanmış; yine yabancı konuklar için ilgilenmek üzere devlet görevlileri devreye gitmişti...
Bir varsayımda bulunun! Yolda yürüyorsunuz. Bir anda kafanıza bir tuğla düştü. Gözleriniz fır fır dönüyor; bir süre sonra siz farkında bile değilsiniz ama; akli dengenizi yitiriyorsunuz. Gereksiz vehimler ve korkular; bunun yanı sıra da dengesiz, ileri geri konuşmalar yapıyorsunuz… Sizin o zamana dek bir yaşantınız vardı. Başarılıydınız. Çevrenizde sevilen; çalışkanlığınızla takdir edilen bir kişiliğiniz vardı. İnsanlar, o zamana dek yaptığınız onca olumlu işi bir yana bırakıyor ve delirdiğiniz, zıvanadan çıktığınız...
... 28 ...