• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/Eglenceli_Tarih









Anket
eglencelitarih.com'u arkadaşlarınıza da önerir misiniz?

Alfabe Değişikliği Düşüncesi Osmanlı'da da Var mıydı?

Alfabe Değişikliği Düşüncesi Osmanlı'da da Var mıydı?

Harf devrimi nasıl gerçekleştirildi? diye sorsanız yobaz kesimden nasıl bir cevap alırsınız ? Verecekleri cevap şudur: ''Atatürk bizi özümüzden kopardı'' ''Harf devrimi bizi dinsizleştirmek için yapıldı'' ya da ''Harf devrimi olmasaydı da okuma yazma öğrenirdik'' ''Çinliler niye harflerini değiştirmiyor?'' gibi abuk sabuk laflar... Her zaman söylediğim bir söz vardır. Osmanlı öğrenilmeden Atatürk devrimleri anlaşılamaz. Çünkü Cumhuriyet zamanında yapılan devrimlerin hepsinin kökeni Osmanlı'ya dayanır. Hiçbir devrim bir günde Atatürk'ün kafasında şekillenip bir anda yapılmamıştır. Bu devrimlerin en az 60- 70 yıllık düşünsel geçmişi vardır. Atatürk'te böyle bir dönemde dünyaya gelmiş, o dönemki tartışmalarla düşünce dünyasını şekillendirmiştir. Harf devrimi de diğer devrimler gibi Osmanlı zamanında tartışılan, Cumhuriyet zamanında gerçekleştirilen devrimlerden biridir. Şimdi Osmanlı zamanında harf devrimi tartışmaları nasıl olmuş ona bakalım. Harf devrimi dinsizliktir, aslında okumak çok kolaydı diyen yobazlar Odmanlı zamanındaki tartışmaları okuyunca ne diyecekler merak ediyorum.


Osmanlı zamanındaki harf devrimi tartışmalarına geçmeden önce tarihte Türklerin bir çok alfabe kullandığını ifade etmek istiyorum. Türkler tarih boyunca sadece Arap alfabesi kullanmamıştır.  Orta Asya'da Göktürkler döneminde ''Kök- Türk alfabesi'' kullanılmıştır. Göktürkler yıkıldıktan sonra Yenisey çevresinde  10. yüzyıla kadar batıda ise 11. yüzyıla kadar Hazar Türkleri tarafından kullanılmıştır. Göktürklerden sonra kurulan Uygurlar da'Mani''  ''Soğdak'' ve''Brahmi'' alfabelerinden oluşan Uygur Türkçesini geliştirmişlerdir. Arap alfabesi Türkler arasında 10. yüzyılda Karahanlıların müslüman olmasıyla yerleşmeye başlamıştır. 10. yüzyılda başlayan Arap etkisi yanında Uygur alfabesi birkaç yüzyıl daha varlığını sürdürebilmiştir. Acaba o dönemde de ''Bizi özümüzden kopardılar dedemiz Tonyukuk'un anıtlarını okuyamıyoruz'' diyenler olmuş mudur? Dedelerimizin mezar taşını okuyamıyoruz diyen yobazlara soruyorum Tonyukuk bizim dedemiz değil midir? Neden Bilge Kağan yazıtını okuyamadığımızı söylemiyorsunuz? Neden bizi Orta Asya'da ki köklerimizden kopardığı için Osmanlıya kızmıyorsunuz? Ama pardon.. Sizin için Türklük islamla başlar. İslam öncesi Türk devletlerini atadan saymazsınız. Neyse artık konumuza geçelim

Osmanlı döneminde harf devrimiyle ilgili ilk tartışmalar Tanzimat sonrası başlamıştır. Tanzimatla beraber sivil gazeteciliğin başlaması, aydınların fikirlerini  halka ulaştırma sıkıntısını doğurmuştur. Çünkü hem halk okuma yazma bilmediği için basılan dergi ve gazeteleri okuyamamaktadır hem de arap harfleriyle gazete ve dergilerin basılması teknik açıdan büyük sorun teşkil etmektedir. Bu nedenle Tanzimat aydınları arasında harflerin ıslahı meselesi yavaş yavaş tartışılmaya başlanmıştır.

Harf meselesiyle ilgili ilk ciddi adımı 1862 yılında Münif Paşa atmıştır. Üyesi olduğu Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye'nin 1862  yılında düzenlediği konferansta harf meselesini gündeme getirmiştir. Konferansta hareke kullanılmadığı için bir kelimenin farklı şekillerde okunduğu, dilimizin arapça ve farsça kelimelerin istilasına uğradığı, Büyük küçük harf ayrımı olmadığı için özel isimlerin ayırt edilemediği, Arap harflerinin matbaa basımında çok zor olduğu, Batılı ülkelerin çocuklarının 6-7 yaşında okuma yazma öğrendiğini fakat bizde yıllar geçse de insanların okuma yazma öğrenemediği gibi konulara değinmiştir. Münif Paşa bu sorunlara harflerin üzerine hareke konulması, harflerin ayrık yazılması ve yeni sesli harfler üretilmesi gibi basit çözümler önermiştir. Her ne kadar ciddi değişiklikler önermese de harf sorununu gündeme getirmesi açısından Münif Paşa'nın yaptığı konuşma önemlidir.

Konferanstan çok kısa bir süre sonra Azerbaycanlı şair Ahunzade Feth Ali Cemiyet-i İlmiye-i :Osmaniye'ye harf sorunu hakkında bir rapor sunmuştur. Raporda arap harflerinin zor olduğu, arap alfabesinin kullanılmasının dini bir zorunluluk olmadığı, yeni bir alfabenin kabul edilebileceği gibi öneriler sunsa da cemiyet, yeni bir alfabenin kabulünün çok zor olduğunu ileri sürerek öneriyi reddetmiştir.

Harf devrimi konusu aydınlar arasında da çetin tartışmalara yol açmıştır. 1863-1864 yılları arasında Namık Kemal ve İran elçisi Melkum han Hürriyet gazetesinde harf meselesini tartışmışlardır. Namık Kemal, harf devrimine karşı çıkarken sorunun harflerden değil bilgi eksikliğinden kaynaklandığını fakat harflerde iyileştirme yapılabileceği görüşünü savunmuştur. Melkum han ise sorunun harflerden kaynaklandığını ve kesinlikle harflerin düzeltilmesi gerektiği görüşünü savunmuştur.

Bu dönemde arap harflerinin düzeltilmesi gerektiğini savunanlar arasında Terakki gazetesi yazarı Hayrettin bey, Ebuzziya Tevfik, Ali Suavi gibi aydınlar vardır.  Arap alfabesinin iyileştirilmesinde yolunda ilk adımı Tasvir-i Efkar gazetesi yeni işaretler kullanarak atmıştır. 1862-1876 yılları arasında harf devrimi konusundaki tartışmalar genel olarak harflerin iyileştirilmesi konusunda yapılmış fakat bir kaç küçük icraat dışında önemli bir değişiklik yapılamamıştır. Sonuç açısından önemli işler yapılamasa da harf konusunu gündeme taşıması açısından önemli bir dönemdir.

Abdülhamit döneminde de harf devrimi konusundaki tartışmalar devam etmiştir. 1878 yılında Sivas mebusu Mehmet Ali Bey'in meclise sunduğu tasarı harf konusundaki tartışmaları tekrar alevlendirmiştir. Zaman içinde harf konusunda bazı icraatlar yapılmaya başlanmıştır. Yazıda yeni Türkçe sesliler türetilmiş, her yazar kendine göre bir yazı üretmeye çalışmış, hatta ileri aşamalarda kelimeler bile teker teker tartışılmaya başlanmıştır. 1876-1908 yılları arasında harf devrimi konusunda tıpkı önceki dönem gibi dişe dokunur değişimler gerçekleştirilememiştir. Bunun nedeni Abdülhamit dönemi istibdatının basın üzerindeki boğucu etkisidir fakat görüleceği üzere ne kadar baskı olursa olsun harf devrimi tartışmaları bu dönemden sonra da devam etmiştir.

2. Meşrutiyetin ilanından çok kısa bir süre sonra Maarif bakanlığı Arap harflerinin ıslahının görüşülmesi için bir komisyon kurmuştur. Ayrıca Islah-ı huruf Cemiyeti gibi özel dernekler kurulmuştur. Gerek maarif bakanlığının kurduğu komisyon gerekse arap harflerinin ıslahı konusunda kurulan özel dernekler tüm Osmanlı aydınlarının harf meselesi üzerinde kafa yormasına neden olmuştur. Osmanlı aydınları arasında temelde iki görüş savunulmuştur;

 1- Arap harflerinin ayrı yazılarak okuma yazma kolaylığının sağlanması

 2-Latin harflerinin kabul edilerek soruna kökten bir çözüm bulunması

Huruf-ı munfasıla denilen harflerin ayrık yazılması görüşü Osmanlı aydınları arasında daha ağır basmıştır.Bu görüşü savunan aydınlardan bazıları şunlardır : Dr. Milaslı Hakkı Bey, Cihangirli M.Şinasi, İsmail Hakkı, Ali Nusret, Ahmet Hikmet,Celal Esad... Ayrıca Namık Kemal Latin harflerinin kabulüne karşı çıkmakla beraber harfler üzerinde iyileştirme  yapılması gerektiği görüşünü savunmuştur. Latin harflerinin kabulunu savunan aydınlar ise  Hüseyin Cahit, Abdullah Cevdet, Celal Nuri İleri, Kılıçzade Hakkı gibi yazar ve düşünürlerdir.

1910 yılında Tiranlı Arnavutlar Latin harflerini kullanmak için hükümete başvurmuşlardır. Başvuru Şeyhülislama iletilmiş, verilen fetvada kuranın Arap harfleri dışında başka harflerle yazılamayacağı,böyle bir hareketin şeriata aykırı olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Bunun üzerine Hüseyin Cahit Tanin gazetesinde ''Arnavut Hurafatı'' başlıklı yazısında Arap harflerinin müslümanlıkla alakası olmadığını, Türklerin islam öncesi başka alfabeler kullandığını, islamı kabul ettikten sonra  alfabemizin değiştiğini, şu anda kullanılan alfabenin peygamber zamanında bile olmadığını ifade etmiştir

Kılıçzade Hakkı'nın çıkardığı Hürriyet-i Fikriye dergisinde latin harflerinin kabulü konusunda bir çok makale yayınlanmıştır. Bu makalelerden birinde Kılıçzade Hakkı şu görüşlere yer vermiştir:

“ Madem ki, esaslı bir inkılâp yapılacaktır, gayrimükemmel ve uydurma harflerle Araplıktan çıkmış bir elifba yerine, her cihetçe mükemmel ve hususiyle el yazısında daima sadeliğini ve ittisalini muhafaza edebilen Latin harflerinin kabulü hem kestirme bir yol olur, hem de bunu takip edecek makalelerimde sırası geldikçe söyleyeceğim çeşitli faideleri temin eder''

 “ Şeyhülislâm yahut Fetva Emini hazretlerinden şu sualime bir  cevap almayı pek arzu ederdim. Fransızlar, İslamiyet’in esaslarını pek makul bularak milletçe ihtida etmek istiyorlar. Acaba onları Müslüman edebilmek için o pek zarif dillerinin Arap harfleriyle yazılması şart-ı esasi mi ittihaz edilecek? “Evet” cevabını beklemediğim halde alırsam kemal-i cesaretle, “Siz bu zihniyetle dünyayı Müslüman edemezsiniz” mukabelesinde bulunurum. Hayır, “beis yok” cevabını alırsam, biz Türklerin de Latin harflerini kullanmamıza müsaade bahşeder bir fetva veriniz, ricasını serd edeceğim. Hayır, Fransızlar ne kadar az Arap iseler, biz de o kadar az Arabız. (Hürriyet-i Fikriye Mart- Nisan 1914)

1910 yılından sonra her türlü devlet baskısına rağmen latin harflerinin kabulü daha yüksek sesle dillendirilmeye başlanmıştır. Harf meselesi konusuna Enver Paşa'da duyarsız kalmamış 1913 yılında Orduda yazı reformu gerçekleştirmiştir. ''Hatt-ı Cedid'', ''Ordu Elifbası''  ''Enveriye yazı'' gibi isimlerle adlandırılan bu yazı harflerin ayrık yazılmasından başka bir şey değildir.  Harbiye nazırlığından yayınlanan bazı genelgeler, komutanlıklara verilen emirler, askerlik hakkında basılan kitaplar bu yazıyla yazılmış olsa da bir süre sonra savaş yıllarında işleri yavaşlattığı gerekçesiyle vazgeçilmiştir.

Sonuç olarak harf inkilabı Osmanlıdan Cumhuriyete miras kalan toplumsal bir meseledir. 1862 yılında Münif Paşa'nın Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye konferansında gündeme getirdiği, Namık Kemal, Kılıçzade Hakkı, Ali Suavi, Ebuzziya Tevfik, Kılıçzade Hakkı, Celal Nuri İleri gibi Osmanlı aydınlarının ileri gelenlerinin hararetle tartışıp çözüm aradığı bir konudur. Bu da bize ''Okuma yazma çok kolaydı Atatürk bizi islamdan kopardı'' iddiasını kökünden çürütmektedir. Okuma yazma çok kolaysa neden o dönemin insanları yaklaşık 60 yıl bu konuyu tartıştı? Neden bu konuda komisyonlar, cemiyetler kuruldu? Neden dünyanın en zeki insanı olarak kabul edip yere göğe sığdıramadığınız Abdülhamit bile harf meselesi konusunda çözüm üretmeye çalıştı ? Prof İlber Ortaylı'ya göre II.Abdülhamit latin harflerine geçmeyi düşünmüştür;

Osmanlı konusunda dünyanın kabul ettiği bir tarihçinin bu sözünün üstüne söyleyecek başka söz var mı?

 

TIBBIYELİ HİKMET

 


Yorumlar - Yorum Yaz