• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/eglencelitarih?ref=bookmarks
  • https://plus.google.com/+Eglencelitarihtarih
  • https://twitter.com/Eglenceli_Tarih









Sayfa Yönelendirme
Anket
eglencelitarih.com'u arkadaşlarınıza da önerir misiniz?

Akkoyunlar Devleti

Akkoyunlar Devleti

KURULUŞ

Akkoyunlu Devleti’nin idaresindeki konar-göçer Türkmenler ve Akkoyunlu hânedanının dayanağı Bayındır boyunun Doğu Anadolu’ya gelmesi, muhtemelen Moğol istilası sırasında olmuştur.

Burada Karakoyunlu Türkmenleri ile Moğol-İlhanlı hakimiyetinde kaldılar.Konar-göçer Türkmenlerin yaylakları :  Erzurum, Erzincan, Kemah ve Kars’a kadar uzanan platolardı. Kışın : Memlük sınırı boylarında Urfa, Birecik, Mardin, Caber ve Rakka’ya doğru uzanan sahada oluyorlardı.

 XIV. yy. başlarında Moğol hâkimiyetinin çözülmeye başlaması, Anadolu’daki Celayir, Suldus, Uyrat gibi Moğol aşiretleri arasında çatışmalar doğmasına yol açtı.

 TUR ALİ BEY (1340-1363)

Moğol aşiretleri arasında meydana gelen çatışmalarda, Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türkmenleri de iki rakip kuvvetti. Diyarbekir ve havalisinde faaliyet gösteren Akkoyunlu Türkmenleri, Mardin’de hüküm süren Artuklularla işbirliği içine girdiler.Bu sıralarda Akkoyunluların başında Tur Ali Bey bulunduğu için, onlar Tur Aliler olarak da bilinmekteydiler. Tur Ali, Gazan Han’ın Suriye, Irak ve Anadolu’ya yaptığı seferlerde yanında olmuştur. Çağdaş Grek Tarihçileri onları “Amid Türkleri” diye adlandırıyorlardı.

Tur Ali Bey : Bayburt hakimi Mahmud ve Erzincan Hakimi Ahi Ayna Bey ile kuvvetlerini birleştirerek 1348 yılında Trabzon üzerine de sefer düzenledi. Başarılı olamadı fakat bu durum Trabzon imparatoru III. Aleksios’u  rahatsız etti. O, Akkoyunlu tehlikesinden kurtulabilmek için kızkardeşi Maria’yı Tur Ali Bey’in oğlu Kutlu Bey ile evlendirerek akrabalık kurdu.

Karakoyunlular, Irak’taki Celayirlilerin,Akkoyunlular da Diyarbekir taraflarındaki Sutaylıların hakimiyetini benimsemişlerdi.Sutaylıların hakimiyeti bitince : Mardin bölgesinde hüküm süren Artuklularla ittifak kurdular.

Döğer, Bayat, Çepni, Avşar, Musullu, Pürnek gibi bazı Türkmen boy ve oymakları  Tur Ali Bey’in etrafında toplandı. 1362’de ölümünden sonra Akkoyunlu tahtına Fahreddin Kutlu Bey oturdu.


KUTLU BEY (1363-1389)

Kutlu Bey zamanında , Karakoyunlular Musul’dan Erzurum’a kadar olan sahayı hâkimiyetleri altına aldılar. Eretna emirlerinden Mutahharten, Erzincan ve Bayburt’u ele geçirmişti. Kutlu Bey bir yandan Mutahharten’in yanında yer aldı. Nüfuzunu Erzincan-Bayburt hattının güneyine doğru yaymaya çalıştı. Palu, Kiği ve Ergani’yi ele geçirdi.

 

PİR AHMET BEY (1389-1403)

Kutlu Bey öldüğünde oğullarından : Ahmed Palu, Pir Ali Kiğı, Kara Osman Ergani’ye hakimdi. Bu kentler Pasin’den Kiğı’ya, Ergani ve Palu üzerinden Berriye’ye uzanan en önemli göç yollarından birini kontrol etmekteydi. Böylece, Akkoyunluların fetih siyaseti de öncelikle şöyle belirginleşmişti : Kuzey-güney istikametinde yaylak-kışlak hayatı sürdüren ve önemli iktisadî askerî kaynak durumunda olan konar-göçer Türkmenleri denetim altına almak.

Pir Ahmed,Kutlu Bey’in ölümünü fırsat bilen Erzincan beyi Mutaharten’in Akkoyunlu topraklarına saldırarak yağma ve talanda bulunmasına karşılık Mutaharten’i ağır bir yenilgiye uğrattı.

Mutaharten Erzincan’a çekildi. İntikamını alabilmek için Karakoyunlulardan yardım istedi.Karakoyunlu Mehmet Bey, Mutaharten ile kuvvetlerini birleştirerek Akkoyunluların üzerine yürüdü. Pir Ahmet savaşı kaybedip Kadı Burhaneddin’e sığındı. Bir müddet onun yanında kaldıktan sonra ülkesine döndü.

1389’da Karakoyunlu tahtına oturan Kara Yusuf, Mutaharten ile işbirliği yaparak Akkoyunluların üzerine saldırdı. Endris’te yapılan savaşı Akkoyunlular kazandı.Kara Yusuf esir olduysa da hayatı bağışlandı.

Mutaharten yeniden saldırdıysa da Gülüşkerd savaşında yine bozguna uğradı.Bundan sonra bir müddet

Akkoyunlu topraklarına saldırmadı. 1394’te Kadı Burhaneddin’in Erzincan üzerine yaptığı sefere katılan Ahmet Bey, onun Mutaharten’e karşı elde ettiği başarılara büyük katkı sağladı. Bu sayede Bayburt ve çevresine hakim oldu.


KARA YÜLÜK OSMAN BEY (1403-1435)

Ahmet Bey’in kardeşi Kara Yülük Osman Bey isyan ederek Kemah’ı ele geçirmişti. Kadı Burhaneddin  onun üzerine yürüyerek Kemah’ı geri aldı. Çok geçmeden Kara Yülük, Kadı Burhaneddin’in hizmetine girip bazı seferlerine yardım etti. O da, Kara Yülük’e Şarki Karahisar’ı verdi. Ancak bu ittifak kısa süre sonra bozuldu.

Kara Yülük Osman Bey, Sivas yakınlarında Kadı Burhaneddin’le giriştiği savaşı kazanıp onu öldürttü. Sivaslılar Kara Yülük’ün şehirde büyük bir katliam yapacağından korkarak Yıldırım Bayezid’den yardım istediler. Osmanlı sultanı,oğlu Süleyman Çelebi’yi yardıma gönderdi. Osmanlı kuvvetleri Kara Yülük Osman Bey’i bölgeden uzaklaştırdılar. Böylece Sivas, Tokat, Niksar ve Kayseri Osmanlıların eline geçti. Kara Yülük Memlüklere sığındı.

Osmanlılar fetih hareketini kesmeyerek Memlüklere ait olan Elbistan, Malatya, Divriği, Kahta ve Behisni’yi ele geçirdi. Böylece sınırlarını Kuzey Suriye’ye kadar genişletti. Fakat Memlük Sultanı Berkuk’un ölümü üzerine buradan ayrılmak zorunda kaldı. Kara Yülük ise tehlikenin yaklaştığını görüp Karabağ’da bulunan Timur’un yanına gitti.

Kara Yülük Osman Bey: 1400 yılında Timur’un Anadolu seferine katıldı. Sivas’ın muhasara ve zaptına katıldı. Ankara savaşında bizzat bulunup, Süleyman Çelebi’yi bozguna uğrattı. Suriye seferinde yer aldı.

Kara Yülük’ün bu hizmetlerine karşılık Timur da Artuklulardan alınmış olan Âmid’i Kara Yülük Osman’a verdi. Böylece Palu, Kiğı ve Ergani’den sonra Âmid de Akkoyunlular›n eline geçti (1403).

Karakoyunluların, Timur’a karşı cephe almaları ve başarısız olmaları Akkoyunluların toprakların genişletmelerine kolaylık sağladığı gibi önemli göç ve ticaret yolları üzerinde hâkim olmalarına, ekonomik ve beşerî kaynaklardan geniş ölçüde yararlanmalarına imkân verdi.

Kara Yülük : 1407’de Memlük Sultanı’na karşı isyan ederek emirliğini ilân eden Cekem’in isyanını bastırdı. Bu sayede Ruha (Urfa) ve çevresindeki nüfuzu arttı. Cekem’in zulmüne uğrayan Bayat ve İnallu aşiretlerinin bir bölümü Akkoyunlu konfederasyonuna/boylarbirliğine dâhil oldu. Kara Yülük’ün Mardin’i almaya çalışması ise Karakoyunluların karşı koyması yüzünden sonuçsuz kaldı. Karakoyunlu Kara Yusuf’un ölümünden sonra Akkoyunlular rahat bir nefes aldılar.

Kara Yülük : 1421’de Ruha 1424’te Tercil ve Silvan 1429’da Erzincan’ı  1432’de Çemişezek’i aldı.

Böylece Akkoyunlu aşiret reisleri Diyarbekir ve çevresinde önemsiz, küçük bir beylikten, varlıkları Kahire, Herat ve Bursa’da işitilen güçlü bir devlet durumuna yükselmeye başladılar.

Kara Yülük Osman Bey Timurluların Karakoyunlularla mücadelesinde aktif rol aldı : 421 ve 1429’da Şahruh’un Karakoyunlularla yaptığı savaşlara katıldı.

Şahruh’un Karakoyunlu İskender ile Erzurum yakınlarında giriştiği savaşta ağır bir yenilgiye uğradı. Yaralı olarak geldiği Erzurum’da vefat etti.

ALİ BEY (1435-1438)

Ali Bey tahta geçtiğinde kardeşi Hamza’nın muhalefeti ile karşılaştı. Durumunu kuvvetlendirmek için Timurlularla akrabalık kurdu.

Ancak, Şahruh’un Azerbaycan’dan çekilmesiyle Akkoyunlularda yine iç karışıklıklar oldu. Memlüklerin yardımıyla Hamza Bey’e geçici bir üstünlük kurulduysa da huzur sağlanamadı. Memlüklerin çekilmesiyle birlikte Hamza Bey tahtı ele geçirmek için yeniden harekete geçti. Ali bey tahtı kardeşine bıraktı.

 HAMZA BEY (1438-1444) 

Akkoyunlu tahtına oturduktan sonra : Öncelikle Mardin’e saldıran Karakoyunlu İsfahan Bey’i mağlup etti. Daha sonra kardeşi Yakup Beyin elinde bulunan Erzincan’ı aldı. Ali Bey’in oğlu Cihangir’den Urfa’yı almak için başarısız bir sefer düzenledi.

CİHANGİR BEY (1444-1453)

Urfa hakimi olan Cihangir Bey, tahta geçtiğinde kardeşi Uzun Hasan Bey onu destekledi. Bu sırada amcaları Üveys Bey Urfa’yı herhangi bir direniş göstermeden Karakoyunlulara teslim etmesi üzerine  Uzun Hasan Bey, amcasını sert şekilde eleştirince Üveys Bey Urfa’yı geri aldı. Karakoyunlular Urfa’yı kuşatınca bu sıralarda Ergani’de bulunan Uzun Hasan, Cihangir Bey’in yardımına gelip şehri kurtardı. Bu olay Uzun Hasan’ın Türkmenler üzerindeki prestijini arttırdı.

Cihangir Mirza’nın, Karakoyunlu Cihanşah ile anlaşma yaparak ona bağlılığını bildirmesi üzerine Uzun Hasan Bey, Karakoyunlulara karşı tek başına mücadeleye başladı : 1452’de Cihangir’in elinden Diyarbekir’i aldı. Cihangir ise Mardin’e çekildi. Mardin’i kuşattıysa da anneleri Saray Hatun’un araya girmesiyle iki kardeş arasında barış imzalandı.

Karakoyunlu Cihanşah’ın büyük bir orduyu Diyarbekir üzerine göndermesi üzerine bu orduyu büyük bir bozguna uğratınca Cihangir Bey’in emrindeki asker ve beylerin çoğu Uzun Hasan’a bağlanmaları üzerine Cihangir, oğlunu Uzun Hasan’ın yanına rehin olarak gönderdi. Kendisi de ölünceye kadar ona bağlı kalacağını bildirdi.

UZUN HASAN BEY (1453-1478)

Uzun Hasan Bey : Devletini genişletme faaliyetlerine girişti. 1458’de Dulkadirlileri mağlup etti. 1459’da ise Gürcistan üzerine sefer yaparak onlara ait altı kaleyi zapt etti. Dönüşte Eğil beylerine son vererek bölgede hakimiyetini kurdu. Böylece batıda Osmanlılarla komşu oldu.Bu sırada Osmanlı tahtında Fatih Sultan Mehmet oturuyordu. 

Osmanlılara karşı Karamanoğulları, İsfendiyaroğulları, Trabzon Rum Devleti ve Venediklilerle ittifak kurmaya çalıştı. Trabzon Rum İmparatoru IV.Yuannis’in kızı Despina ile evlenerek akrabalık bağı kurdu. 1460’ta Osmanlıların elinde bulunan Koyulhisar’ı topraklarına kattı.

Fatih Sultan Mehmet doğuda yükselmekte olan Akkoyunlu tehlikesini ortadan kaldırmak için 1460 yılında büyük bir orduyla Erzincan yakınlarına gelince Uzun Hasan’ın elçilik heyeti gelerek barış teklif etti. Fatih Sultan Mehmet :  Akkoyunluların Trabzon üzerindeki himayelerini kaldırmaları, Osmanlı topraklarına saldırmamaları karşılığında barışı kabul etti.

 Fatih, bundan sonra hızla Trabzon üzerine yürüyerek şehri fethetti (1461).Uzun Hasan :  Osmanlıların Trabzon’un fethiyle meşgul olmasını fırsat bilerek 1462’te Gürcistan üzerine yeni bir sefer düzenledi.Dönüşte Hısnı Keyfa  şehrini ele geçirerek Eyyubî Devleti’ne son verdi.

Uzun Hasan Bey’in Hasankeyf’i alması bölgenin önemli ticaret merkezlerinin denetimini ve göç yolları üzerindeki hâkimiyetini de pekiştirdi. Diyarbekir’den başka Diyar-ı Mudar, Mardin ve Diyar-ı Rebia’nın alınması kışlaklar üzerindeki Akkoyunlu hâkimiyetini iyice kuvvetlendirdi.

Uzun Hasan Bey’in Karakoyunlu devletine son vermesiyle bu defa yaylakları ele geçiren Akkoyunlular, Erzurum-Diyarbekir koridorunda göçebe hayvancılık ile uğraşan Türkmenleri siyasî çatılarının altına alma çalışmalarını tamamlamış oldular.

 

Böylece, Doğu Anadolu’da bulunan, Musullu, Pürnek, Hamza Hacılu, Avşar, Bayat, İnallu, Tabanlu, Danişmendlü, Bicanlu gibi boy ve oymaklar Bayındır boyunun etrafında toplanarak Akkoyunlu Devleti’ni meydana getirdiler.

 

Uzun Hasan : 1464 yılında Karamanoğulları arasında meydan çıkan taht mücadelesinde İbrahim’e karşı İshak Bey’i destekleyip onun beyliğin başına geçmesini sağladı. Ancak kısa süre sonra Osmanlıların baskı yapmasıyla İshak Bey, ülkesinden kaçarak Akkoyunlulara sığındı. 465’te ise Dulkadirlilerin elinde bulunan Harput’u ele geçirdi. 1467 yılında en büyük düşmanı Karakoyunlu Cihanşah’ı ani bir baskınla öldürdü. Ertesi yıl Karakoyunlu Hasan Ali’yi  Karakoyunlu topraklarının önemli bir bölümünü ele geçirdi. Hasan Ali’nin yardım talebi üzerine Azerbaycan’a gelen Timurlu Ebu Said’i Aras Irmağı kıyısında büyük bir bozguna uğrattı. Ebu Said savaşta öldürüldü. Bu olayın ardından yanına sığınmış olan Timurlu beylerinden Baysungur’un oğlu Yadigâr Mirza’yı hükümdar tayin etti. Kısa zaman içinde Karakoyunlu beylerini ard arda yenip Karakoyunlu Devleti’ne son verdi.1471’de Muş, 1472’de Ahlat, Cizre ve 1473’te Bitlis Akkoyunlulara bağlandı.Böylece Akkoyunlu ülkesi Sivas’tan Horasan’a kadar genişlemiş oldu.

Karakoyunluların ortadan kalkması ile Alpavut, Cakirlü, Karamanlu, Sa’dlu gibi oymaklar da Akkoyunlu boylarbirliğine dâhil oldular. Bunlara Dulkadir, Halep ve İsfendiyar bölgesindeki bazı Türkmen aşiretleri de eklenerek Akkoyunluların insan gücünü artırdılar.

Akkoyunlu Devleti’nde konar-göçer aşiret reisleri, devletin askerî ve siyasî gücünün en önemli dayanağı idi. Bunlar : Kendilerine tahsis edilmiş olan iktalarda aşiretleri ile yarı bağımsız bir hayat sürmekteydiler. Büyük emirler yalnız ekonomik açıdan değil siyasî açıdan da geniş ölçüde özerktiler. Merkezî idareyi zayıflatan bu duruma göçebelerin siyasî sınırlara riayet etmemeleri ve devlete zayıf bağlarla bağlanmış olmaları imkân veriyordu.

Akkoyunluların, Erzurum’dan Diyarbekir, Ruha ve Diyar-ı Mudar’a doğru uzanan kuzey-güney koridoruna tam hâkimiyet kurmaları, doğu-batı transit ticaretinden geniş ölçüde istifade etmelerini sağlıyordu. Doğu-batı ticaretinde, değişim yapan mallar Akkoyunlu ülkesinden gelip-gidiyordu. Bunlardan alınan vergiler önemli bir gelir kaynağı idi.

Akkoyunlular’ın Osmanlı devleti ile savaşma sebepleri :  Uzun Hasan Bey’in Karamanoğulları topraklarında nüfuz sahibi olmaya çalışması, Trabzon’un fethini önleme gayretleri, Osmanlılara karşı Venediklilerle ittifaka girişmesi,Osmanlı topraklarına zaman zaman taarruz etmesi

Avrupa saraylarında, Fatih Sultan Mehmed’den ayırmak için “Küçük Türk” diye adlandırılan Uzun Hasan Bey’in Osmanlı Devleti’ne karşı rekabete girişmesi heyecanla ve ümitle karşılandı.

Avrupalı Devletler’in  Osmanlılara karşı  Akkoyunlulara destek verme sebebi : Venediik ve Papalık Osmanlı tehlikesine karşı daha doğuda Osmanlılara cephe alabilecek bir devletin yardımına ihtiyaç duyuyorlardı.Bu yüzden Akkoyunluları Osmanlılara karşı kışkırtıyorlardı.

 Otlukbeli Savaşı’nın sebebi : Akkoyunluların Osmanlılar’ın hakimiyet sahaları ile ilgilenmeleri. Karamanoğullarına destek vermeleridir.

 Sonuçları : Akkoyunlular, Otlukbeli Savaşı’nda büyük kayıpların yanı sıra Osmanlılara üç binden fazla esir verdiler. Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel Bey de bu savaşta öldü.

Uzun Hasan Bey : Devletin merkezini Diyarbekir’den Tebriz’e taşıdı. Kendisine bağlı boy ve oymakların önemli bir kısmını beraberinde götürerek onlara Tebriz ve  çevresinde iktalar vermek suretiyle yerleştirdi. Böylece Erzurum-Musul arasında konar-göçer hayatı devam ettiren Türkmenlerin de gücünü kırmış oldu. Savaştan sonra Gürcistana birkaç sefer düzenlemekten başka Tebrizden ayrılmadı.

Devletin çöküşünü hazırlayan sebepler: Akkoyunlu aşiretleri arasında meydana gelen gerginliklerin çözümlenememesi. Sûfî propagandalarının önlenememesi

ÇÖKÜŞ

Uzun Hasan Bey’in 1478’de Tebriz’de ölümünden sonra çocukları arasında taht mücadeleleri patlak verdi. Altı oğlundan biri olan Sultan Halil idareyi kısa süreli olarak ele aldı. Fakat onun kardeşlerinden Maksud’u öldürtmesi üzerine harekete geçen Yakup Bey : Devleti yeniden toparlamaya çalıştı.Akkoyunlular için tehlike arz etmeye başlayan Sûfî şeyh Haydar’ı öldürüp, ailesini de İstahr kalesine hapsetti. Akkoyunluların zayıf durumundan istifade etmek isteyen Memlük Sultanı Kayıtbey’in gönderdiği orduyu perişan etti (1481).Gürcistan üzerine başarılı bir sefer düzenledi.

Akkoyunluların ikinci defa olarak yakaladığı parlak dönem Yakup Bey’in bir salgın hastalıkla ölümü üzerine yerini yine taht mücadeleleri ve aşiret kavgalarına bıraktı. Musullu, Pürnek, Bicanlu, Kaçar gibi aşiretler iktidar kavgalarında bizzat yer aldılar.

Küçük yaşta olmasına rağmen Baysungur Akkoyunlu tahta geçirildi. Ancak onun atabeyi olan Sufî Halil Bey’in sert bir yönetim tesis etmesinden rahatsız olan diğer beyler Alıncak kalesinde hapiste bulunan Rüstem Bey’in etrafında toplandılar.Rüstem’in beş yıllık saltanatı da iç karışıklıklarla geçti.

1496 yılında bazı aşiret reislerinin daveti üzerine  Göde Ahmet Bey Akkoyunlu ülkesine gelerek tahta oturdu. O, İstanbul’da kaldığı esnada Osmanlı devlet düzenini tanıdığından, merkezî bir yapılanma gösteren Osmanlı düzenini Akkoyunlu ülkesinde tatbik etmeye ve bu surette yarı-bağımsız aşiret reislerinin siyasî gücünü kırmaya çalışması başta Pürnek ve Kaçarlar olmak üzere aşiretlerin şiddetli tepkisine yol açtı. Bu mücadelede kendisi de maktul düştü.

Bundan sonra Muhammedî Mirza, Sultan Elvend ve Sultan Murad arasında taht mücadeleleri başladı. Muhammedî Mirza’nın ölümü üzerine Akkoyunlu Devleti Murad ile Elvend arasında paylaştırıldı. Elvend : Diyarbekir, Azerbaycan ve Erran Murad :  Irakeyn, Kirman ve Fars

Rüstem Bey’in tahta geçişiyle başlayan iç karışıklıklardan en çok, taht mücadeleleri esnasında serbest kalan ve Şeyh Haydar’ın müritlerini etrafında toplayarak faaliyetlerini Erzincan ve çevresinde sürdüren şah İsmail-i Safevî faydalandı.O : Karakoyunlu oymaklarından Akkoyunlulara dahil olmayanların yanı sıra, Akkoyunlu, Dulkadir, Teke ve Anadolu’nun başka yerlerinden gelen müridleri ile birlikte önce Tebriz’e yürüyerek Elvend Bey’i yendi. Burada, On iki İmam adına hutbe okutup para bastırdı; Şahlığını ilan etti. Böylece Safevî Devleti kurulmuş oldu.

Murad Bey ise  Şah İsmail’e yenildi. 1509’a kadar Bağdat’ta kaldı. Şah İsmail’in Bağdat’a yönelmesi üzerine Osmanlı Devleti’ne sığındı.

Safeviler, Şeyh Haydar’ın intikamını almak için Akkoyunlu hânedanına ve halkına karşı korkunç katliamlara giriştiler. Türkmenler, Şerur, Almakulak ve Tebriz’de kıyıma uğradılar. Katliamdan kurtulabilen bazı aşiret bakiyeleri Safevî Devleti içinde “Türkmen Oymak”ı meydana getirdiler.

Akkoyunlu ileri gelenleri ve tâbi aşiretlerin çoğunluğu Osmanlı Devleti’ne sığındı. Osmanlılar tarafından aşiret beylerine dirlikler tahsis edildi. Aşiretler ise, Osmanlıların Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya hâkim olmasından sonra tahrire tâbi tutularak, Erzurum, Muş, Bingöl yaylaları ile Urfa ve Berriye kışlakları kendilerine yurt tayin edilmek üzere Bozulus adı altında belli bir idarî yapıya ve vergi düzenine dahil edildi.